Türkiye'nin en iyi haber sitesi
REFİK ERDURAN

Şifa umudu

Biri size anormal dese kızar mısınız? Ben kızmam. Çünkü normal değilim. Normlara, yani alışılmış ölçülere uygun olmamayı da her zaman üzüntü gerektirecek bir özellik sayamıyorum.
Örneğin birliktelik ve evliliklerimden hiçbiri geleneksel çerçevede oluşmadı diye karalar mı bağlamalıyım? Tersine, ömrüm boyunca gözlemlediğim kadın-erkek ilişkilerinin büyük bölümüne baktıkça "İyi ki o alanda sıra dışı kalmaktayım" diye şükrettim.
Bernard Shaw anlatır: "Aaa, gözünüz tam normal" diye hayret dile getiren hekime niçin şaştığını sorunca, insanların pek azında o özelliğin bulunduğu yanıtını almış. "Ben her şeyi gördüğüm gibi yazdıkça, insanlar çok orijinal görüşlerim olduğunu düşünüyorlar" der.
Hasılı, lütfen siz ne kızdığınız birini kınamak için ona anormal deyin, ne de o size anormal derse öfkelenin. Hatta övgü sayın.

***

Kamuoyumuzda tuhaf bir yatkınlık var. Tartışmak değil ya, üstünde düşünmek bile gerekmeyen konularda görüş ayrılığı üretiyoruz.
Bir bakanımız "Eşcinsellik hastalıktır" deyiverdi. Düşüncesi sorulunca kemküm eden kabine arkadaşı da oldu, karşı çıkanı da. Bölündü hükümet!
Arkadan gelsin medya dalaşları, istifa çağrıları, protesto mitingleri...
Kelle sayınca eşcinselliğin elbette anormallik olduğu görülür. Ama hastalık değil, doğuştan bir özellik olduğu çoktan belirlenmiştir bilimsel açıdan.
Solaklık da bir özelliktir. Hastalık mıdır?
Yaratıcılık tarihini incelerseniz, eşcinsellik gibi onun da bir üstünlük faktörü olduğunu bile savunabilirsiniz.
Kuzum, tartışılması gereken ciddi sorunlarımız yoğunlaşırken, abuk sabuk polemiklere hiç ama hiç ihtiyacımız yok. Bırakın onu oyalanma konusu arayan kimi yabancılar gibi tuzu kuru salaklar yapsın, "Türkler soykırım hastası" desin.
***

Milliyet'te Aslı Aydıntaşbaş hiç salak olmayan, tersine bizim akılsızlıklarımıza dostça ışık tutan bir yabancı hanımdan söz etti.
Claire Berlinski
dört yıldır yurdumuzda yaşamakta olan bir gazeteci. Wall Street Journal'daki bir yazısında bizim temel derdimize teşhis koyarken gerçeği 12 den vurmuş.
Bir komplo teorileri ülkesi olduğumuzu, burada herkesin birbirine kötü niyet yakıştırdığını, o yüzden toplumun eşekten düşmüş karpuz gibi ikiye bölündüğünü söylüyor.
Bir yanda darbe fırsatçısı derin devlet, öte yanda şeriat tutkunu dinciler... Her konu o çerçevede değerlendirildikçe, iki taraf birbirine uzlaşılmaz düşman gözüyle baktıkça, herhangi bir anlaşmazlığın akıl yolunda birleşmeyle sonuçlandırılması olanak dışı...
Yalan mı? Öyle değil mi durum?
***

Ülkemizde uzun süre kalan Anglosakson gazetecilerden yabancı istihbarat servislerinin ajanı diye kuşkulanılması olağandır. O paranoyamızdan Claire Berlinski de nasibini alagelmiş. Sonunda İstanbul'da geçen bir roman yazmış:
CIA ajanı olmakla suçlanan Claire Berlinski adında bir romancı ile o iddiaya inanan bir erkeğin aşkları!
Aslı Aydıntaşbaş'tan numarasını alıp arayacağım konuk meslektaşı. Çünkü yaptığını ilginç ve yararlı buldum. Romanından sahne, perde ya da ekrana aktarma yapmayı düşünmesini isteyeceğim.
Rastlantıya bakın: ben de antiparanoya konulu bir televizyon tasarısı üstünde çalışmaya başlamıştım.
Ne yapalım, ülkemizin hastalıkları artık sırf gazetecilik gibi işlerle giderilebilecek çizgiyi geçip gösteri sanatları tedavisiyle deneme gerektiren duruma geldi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA