YAZARA MAİL GÖNDER Türümüzün kozu

YAZARLAR

Bir süre önce ekran sörfü yaparken rastladığım programda oyuncu Nilgün Belgün kendinden 23 yaş küçük sevgilisini niçin bıraktığını anlatıyordu. Evde Türk sanat müziği çalışan delikanlının "dümtek dümtek" teranesinden bunalmış hanım. Kendi Latin meraklısıymış.
Hakkıdır tabii. Herkesin bunalımı kendine. Bana da duyduğum ça ça ça teranesi uzarsa hafakanlar basar. Nilgün Hanım'ın araya sıkıştırdığı bir başka laf ise tartışılabilir:
"İçime fenalık geliyordu; 80 yaşında bir adamla gibiydim."
Yani seksenine gelmiş her erkek katlanılamayacak kadar sıkıcı mı oluyor?
Şimdi "Bu yazarımız o yaşı geçmiş olduğundan amma alınmış ha!" diye gülümsüyorsunuzdur.
Hayır, alınmadım. Çünkü yaşlılığın küçümsenmesine alışığım. Herkesin yaşlanmakta olduğunu herkes unutmuş görünüyor. "Moruk" ve "kocakarı" gibi sözcükler insanları aşağılamak için kullanılıyor. Komiklik zengini bir adam tartıştığı bir başka profesyonel komiği sindirme gayretiyle "Sen benim dengim değilsin ihtiyar" diyor.
Önemli olan, kararları etkileyebilecek değerlendirme yanlışlarından kafaları korumak. Konunun uzmanı Dr. Keith Scott-Mumby'nin son araştırma sonuçlarını ve bilimin yeni buluşlarını içeren "İkinci 100 Yılınız için Sağlığınızı Koruyun" kitabı müthiş bir gerçeğe ışık tutuyor.
Temel soru şu: Türümüzü gezegenin tek egemeni yapan koz nedir?
Bizi başka canlıların çok önüne geçiren özellik biliniyor zaten: Öğrenme ve öğretmede üstünlük. Çevreye uyum sağlama ve ondan yararlanma yolunda hünerler edinmiş, öğrendiklerimizi yeni nesillere aktarmışız. Gerekli hünerler gitgide daha karmaşık oldukça öğrenme ve aktarma süreleri uzamış.
Başka türlerde yaşlı bireyler görülmez pek. Kocamaya başlayanlar fiziksel güç yitirir, yarışlar ve kavgalarda yenik düşüp çabucak yok olur. İnsan sürüleri ise içlerindeki yaşlıları yaşatmış, onların kafalarındaki birikimden yararlanmış.
Eskiden insan ömrünün çok kısa olduğuna inanılırdı. Ortalama süre bakımından doğru bu. Ama kazı sonuçları doğru değerlendirilince görüldü ki o süre kısalığı bebek ölümlerinin çokluğundan ileri geliyor. Kemikleri bulunan ilk insan topluluklarında bile yaşlı bireyler varmış. Ve sayıları ne kadar çoksa rakiplerine karşı o kadar başarılı olmuşlar.
Peki, ihtiyarlık bunaklıkla eş anlamlı değil mi? Hayır. Son araştırma ve uygulamalar onun "yaşlandıkça yaşanması kaçınılmaz bir doğal süreç" değil, hastalık olduğunu gösterdi. Korunursanız yakalanmıyorsunuz.
Kaygılanmayın, dostlar. Yıllar aktıkça toplum içinde yük değil, koz olacaksınız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.