Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

Yeni rüzgârlar

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy dün Elysees Sarayı'nda işçi ve işveren sendikalarıyla "Sosyal zirve" düzenledi. Konu: Sosyal güvenlik reformu. Yani emeklilik yaşının yükseltilmesi.
Papandreu Hükümeti de bütçe açığını ve kamu borcunu azaltmak için ivedilikle alacağı önlemlerin başına sosyal güvenlik reformunu koydu: Emeklilik yaşının yükseltilmesi, kadınların ve erkeklerin emeklilik yaşlarının eşitlenmesi...
Krizden en kötü etkilenen ülkeler arasında sayılan İspanya da benzer bir reforma hazırlanıyor. Diğerleri de...
İşte böyle bir ortamda Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili tartışmalar birden alevleniverdi. Ama olumlu anlamda.

Vizyon ve meydan okuma
Örneğin, AB çevrelerinde etkin olan "Politique Europeenne" dergisinin son sayısında Türkiye'nin üyeliği konusunda 5 yazı birden yayınlandı. "Türkiye'nin aynasındaki Avrupa" konu başlıklı yazılarda Türkiye'nin olası üyeliğinin hem bir meydan okuma, hem de jeopolitik bir vizyon olacağı savunuluyor. Ve ikisi için de aynı gerekçe öne sürülüyor: Hıristiyan Avrupa'dan İslam dünyasına bir köprü uzatmak...
İtalya'daki "Fare Futuro Vakfı"nın internet dergisi "FFwebmagazine"de de Avrupa'da Türkiye'nin üyeliğiyle ilgili rüzgarların yön değiştirdiğini anlatan bir yazı yer aldı. Bakın neler deniyor:
"Neredeyse tüm Avrupa görüş birliği içinde; Türkiye, AB'ye girmeli! 'Hayır' diyen sadece Sarkozy kaldı. Bir de aralarında Kuzey Ligi'nin de bulunduğu İslam fobisi olan birkaç parti; o kadar!"
Hayırdır inşallah... Bayram değil, seyran değil, Türkiye'ye neden birdenbire öpücükler gönderilmeye başladı?

30-40 yıl sonra dünya

Onun da yanıtını bir başka dergide, ABD'nin prestijli "Foreign Affairs"inde arayalım. Derginin son sayısında Jack Goldstone'un bir araştırması yayınlandı.
Satırbaşlarıyla şöyle:
40 yıl kadar sonra Avrupa ve Kuzey Amerika'nın nüfusu dünya nüfusunun sadece yüzde 12 kadarını oluşturabilecek, küresel zenginlikten alacakları pay da yüzde 50'den 30'a gerileyecek.
Yükselmekte olan ekonomilerin orta sınıfı 2030'da 1.2 milyar kişiye ulaşacak: Avrupa, ABD ve Japonya'nın toplam nüfusundan fazla.
Toplumun yaşlanması sadece Batı'ya özgü bir olgu değil. Tek çocuk politikası nedeniyle Çin de 2030'dan itibaren yaşlanmaya başlayacak. 25 yıl sonra 65 yaşın üstündekilerin oranı ikiye katlanacak: Nüfusun yüzde 7'sinden 14'üne fırlayacak.
Hatta Hindistan, Brezilya, Güney Kore gibi çok nüfuslu ülkeler de 25-30 yıl sonra aynı sorunla boğuşmaya başlayacaklar.
Peki, yaşlılara bakacak genç nüfus depoları nerelerden bulunabilecek? Dünyada dinamik nüfusa sahip 48 ülke var. Bunun 28'i Müslüman: Mısır, Endonezya, Pakistan, Bangladeş, Nijerya ve Türkiye gibi...
Ve Goldstone'dan gol: "Batı, bu dinamik nüfustan yararlanabilmek için Müslüman ülkelerle ilişkilerini hızla ve çok boyutlu olarak geliştirmeli. Özellikle de AB, Türkiye'yi bünyesine kabul etmeli..."
Elysees Sarayı'ndaki sosyal güvenlik reformu zirvesiyle Avrupa medyasındaki Türkiye'ye göz kırpan yayınlar arasındaki ilişki kurabildiniz sanırız...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA