YAZARA MAİL GÖNDER Bu zafer vazgeçmeyenlerin
SPOR YAZARLARI HABERLERİ

Şimdi Fransa'da yeni jenerasyonumuzla yeniden yeni ufaklara yelken açacağız. Biz 'Çılgın Türkler' olduğumuzu biliyoruz. Yeni sloganımız da 'Yenildiğimizde değil vazgeçtiğimizde kaybederiz'

Huzur şehri Konya, İzlanda ile oynayacağımız hayati maça dört dörtlük hazırlanmıştı. Şehrin her yerinde Milli Takım'a destek fışkırıyordu. Havalimanından şehir merkezine kadar uzanan yol güzergahlarını Fatih Terim ve Milli Takım oyuncularının tek tek fotoğrafları süslüyordu. Konya şehir olarak Milli Takımı, İzlanda'ya karşı motive etmek istemişti. Fatih Terim ve oyuncularının posterlerinin üzerinde şöyle yazıyordu.
"Yükseğe.. Daha yükseğe.. Sen başarırsın.."

Tarihi maç için zaten biletler günler öncesinden tükenmişti. Saatler önce tıklım tıklım dolan stadın tribünlerine inanın iğne atsanız saplanacak yer bulunamazdı.. Ben de maçı eşimle birlikte TFF İcra Kurulu Üyesi Sayın Cengiz Zülfikaroğlu'nun bilet jestiyle protokol tribününde izleme şansı buldum.

İZLANDA NEZAKETİ

Protokol tribünü dahil statta her koltuğa birer Türk Bayrağı ve Milli Takım kaşkolü bırakılmıştı. Tesadüf bu ya; protokolde biri kadın 6 İzlandalı yetkiliyle birlikte yan yana oturdum. Biz heyecanlandıkça İzlandalılar etrafı süzüyorlardı. İzlanda Milli Takımı, final paslarında hata yaptıklarında o yetkililer hayretlerini hatta kızgınlıklarını çevreyi tahrik etmemeye özen gösteren, bir vücut diliyle yaşıyorlardı. Öyle kibar ve naziktiler ki maç boyu koltuklarındaki ay-yıldızlı bayrakları katlayarak kucaklarında tuttular. Atkıları da giderken yanlarında götürdüler.
İlk yarı bittiğinde Hollanda, Çekler önünde 2-0 yenik durumdaydı. Milli Takım için İzlanda önünde alınacak kötü sonuçta bile play-off garantiydi. Terim ve öğrencileri, ısrarla stratejiden taviz vermiyor, oyunun boyunu uzatmayıp mümkün olduğunca "Kompakt" kalmaya çalışıyordu. Çünkü yaptığımız birkaç pas hatasından sonra İzlanda'nın nasıl vites arttırdığını herkes görmüştü. Golü ararken rakibi tahrik etmiyorduk, gol yememek için tedbiri de elden bırakmıyorduk. Letonya deplasmanında kardeş Kazakistan zoru kolay yapmış İslambek'in golüyle 1-0 öne geçmiş, Türkiye'nin Fransa yolunu açmıştı. İzlanda'ya atacağımız bir gol ve gelecek olan galibiyet Milli Takım'ı Fransa'ya "En iyi üçüncü" olarak götürecekti.

TRİBÜNLER BUZ KESTİ

Kazakistan'ın öne geçmesinden sonra başta protokol tribünü olmak üzere stadı dolduranların "Allahım ne olur bir gol atalım" yalvarışları dalga dalga yayılıyordu. Önce 62'de Gökhan Töre'yi, 72'de Cenk Tosun'u oyuna alan Fatih Terim, "Ya hep ya hiç" diyerek 75'te Umut Bulut'u da oyuna soktu. Kazanma hamleleri tamamlanmıştı ki; 77'de Gökhan Töre hesapta olmayan bir kırmızı kart gördü. Tribünler bir anda buz kesmişti. Herkes birbirine "Şimdi ne olacak?" diye soruyordu.
La Fontaine başarıyı tanımlarken şöyle der: "Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.." Gökhan Töre'nin kırmızı kartı zafer yolunda yürüyen Milli Takım'a belki diken olmuştu. Ama biz o bahçeyi yüreğimizle, kalbimizle, dualarımızla gül bahçesi yapmayı çok arzuluyorduk.

GOLÜ FISILDAYAN ADAM

Umut Bulut'a yapılan faulü, İtalyan hakem görmüştü. Dakikalar 89'u gösteriyordu. Bu frikik maç boyu iki kale önünde kazanılan tek frikikti. Mesafe biraz uzaktı. Topun başına Selçuk İnan geldi. Kankası, yol arkadaşı, can dostu ve kaptanı Arda Turan, Selçuk'un kulağına birşeyler fısıldadı.. Belki de Arda, Selçuk'a, Konya'yı baştan başa kaplayan posterlerdeki sözü hatırlattı, "Sen yaparsın... Golü atarsın.. Bizi Paris'e uçurursun."
Nefesler tutulmuştu.. Hatta heyecandan sırtını dönenler bile vardı. Bu heyecana yürek dayanmazdı. Selçuk geldi topa "Yaradana" sığınarak ve soyadı gibi "İnan"arak vurdu. Havada dans eden top köşeye yönelip ağlara gidince Torku Arena'nın trübünleri bir anda bayram yerine döndü. Ekran başında maçı izleyenler dahil tribündeki taraftarlar birbirine sarılırken sevinç gözyaşları yağmur gibi akıyordu. Protokol tribününde gol sonrası sevinç gösterileri sırasında İzlandalı yöneticiler hiç beklemedikleri şekilde sarmaş dolaş olanların öpücüklerine boğuldular...

YARIŞIRKEN DEĞİŞİYORUZ

Milli Takım ailesi, Fatih Terim ve evlatları, Kaptan Arda Turan ve yol arkadaşları kendilerini gaddarca eleştirenlere, yerden yere vuranlara en güzel cevabı Fransa biletini doğrudan alarak verdiler. Bu turnuvaya katılmak yarışırken değişen Milli Takım'a ciddi özgüven desteği olacaktır. Fransa, Türk Milli Takımı'nın "Turnuva takımı" olması adına fırsat olacaktır. Biz bu şansı 2003 yılında Fransa'da düzenlenen Konfederasyon Kupası'nda üçüncü olarak yakalamıştık. Ama sonrasında yarışırken değişmenin istikrarını yakalama konusunda cesaretli davranamadık.. Şimdi Fransa'da yeni jenerasyonumuzla yeniden yeni ufuklara yelken açacağız. Biz "Çılgın Türkler" olduğumuzu biliyoruz. Milli Takım'ın yeni dönemde sloganı şu olacak: "Yenildiğimizde değil, vazgeçtiğimizde kaybederiz.." Milli Takım'ın bu başarısı "Vazgeçmeyenlerin" zaferidir..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.