YAZARA MAİL GÖNDER 2013: Obama'nın kâbus yılı

YAZARLAR

WASHINGTON

Eğer 2013'ün AK Parti açısından pek parlak geçmediğine inananlardansanız, Obama'nın nasıl bir yıl geçirdiğine bakıp "beterin beteri var" diyebilirsiniz. Normal şartlarda Amerikan başkanları için ikinci dönemler tarihe geçme fırsatıdır. Tekrar seçilme baskısından uzak, risk ve vizyon gerektiren politikalara açık dönemlerdir bunlar. Öte yandan ABD siyasi tarihi ikinci döneme büyük ümitle başlayıp hayal kırıklığı içinde Beyaz Saray'a veda eden başkanlarla dolu. Akla hemen, Monica Lewinsky skandalı nedeniyle rezil olan Bill Clinton geliyor. George W. Bush'un ikinci döneminde başlayan 2007 finans krizi gene başka bir örnek. Nixon'un istifasına neden olan Watergate kriziyse en önemli tarihi örnek.
Daha şimdiden Obama'nın ikinci dönemini başarısız ilan etmek haksızlık. Ne de olsa daha 3 yıl var Obama'nın önünde. Fakat ikinci dönemin ilk yılı olan 2013 Beyaz Saray açısından kâbus gibi geçti diyebiliriz. Oysa ne büyük umutlarla tekrar seçilmişti Obama. Yakın geçmesi beklenen 2012 seçimlerinde Mitt Romney hezimete uğrayınca kimse Obama'yı tutamayacak gibiydi. Obama nihayet çok istediği yapısal reformlara girişecekti. Birinci döneminde yaptığı gibi sürekli merkezde dolaşmak yerine nihayet sol ve sosyal demokrat politikalar izlemek konusunda daha serbest olacaktı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. 2013'ün hemen başında, silah lobisinin gücü herkesi şaşırttı. Oysa Newtown'da 20 ilkokul öğrencisinin öldürülmesiyle sonuçlanan trajedi silah taşımanın sınırlandırılması konusunda ciddi toplumsal talep yaratmıştı. Buna rağmen silah taşımayı kısıtlayan reform yasası Kongre'den geçemedi. ABD'nin çarpık lobi sistemi nedeniyle Obama çok önem verdiği bu konuda avucunu yalamak zorunda kaldı.
Siyasi enerjisini bu başarısızlıktan sonra göçmenlik yasası reformuna yönlendiren Obama gene beklemediği bir sürprizle karşılaştı. Hispanik nüfusun artıyor olması ve bu demografik kesimden pek oy alamıyor olmaktan şikâyetçi Cumhuriyetçilerin normal şartlarda Beyaz Saray'a destek olmaları bekleniyordu. Ama Senato'dan geçen reform paketi Temsilciler Meclisi'nde takıldı. Sonuçta bu dosya da başarısızlıkla kapandı. İç politikadaki bu başarısızlıkları dış politikadaki beceriksizlikler kovaladı. Edward Snowden ve telekulak skandalı nedeniyle ABD'nin zaten negatif imajı küresel platformda daha da sarsıldı. Mısır'da yaşanan darbeye "darbe" dememek konusunda direnen Obama, kısa zaman içinde ABD'nin Mısır'da yeni kurulan askeri rejim üzerinde hiçbir etkisi olmadığını anladı. Ama asıl fiyasko Suriye konusunda yaşandı. Kimyasal silah kullanan rejime karşı sınırlı bir askeri operasyon için, hiç gerek olmamasına rağmen, Kongre'ye danışma kararı alan Obama, işi anlaşılmaz şekilde yokuşa sürdü. Bu kararla Obama en yakın danışmanlarını bile şaşırtırken, sonrasında Rusya'nın araya girmesi sayesinde Şam'daki rejime meşruiyet sağlayan bir diplomatik sürece imza attı. Bu başarısız politika sonrasında hem Suudi Arabistan, hem Türkiye hem de İsrail ile gerginlik arttı. Bu arada içerde işler daha da kötü gitmeye başladı. Bütçe konusunda inatlaşma nedeniyle Federal hükümet 16 gün kapandı. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Obama'nın çok önem verdiği sağlık reformu da son derece beceriksiz teknik hatalar nedeniyle daha başlamadan başarısız ilan edildi. Bütün bunlara bakınca Obama için 2013'ün en iyi tarafı herhalde bu uzun kâbusun yakında bitiyor olması.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.