Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Irmak'la ben, birbirimizi tanımadan büyürken de fena halde dosttuk.. Baba dostu..
"..Ve Mehter cenk davulunu vurmaya başlardı" diye bitirirdi, Danıştay Üyesi spiker Adil Kürşat, "Tarihten bir Yaprak"ı..
Ankara radyosunun tüm aileyi bir araya getiren programıydı o.. Babam oturtmuştu ilk radyo başına, sesimizi kıstırıp.. Sonra tiryaki olmuştuk..
Türkün kahramanlıklarını, efsanelerini anlatırdı Kürşat, finali hep bayıldığımız Mehterle bitirerek.. O yaşanmış öyküleri Feridun Fazıl Tülbentçi kaleme alırdı..
Babamın en sevdiği yazarlardandı Tülbentçi.. Aileyi bir araya getiren, aile yapan yazar..
İkitelli'deki Sabah'ın en alt katındaki spor salonunda yürüyüş bandında koşarken bir gün, yanımdaki banda biri geldi.. Yan yana koşuyoruz.. Kendini tanıttı..
"Hıncal Bey, ben Irmak.. Irmak Tülbentçi.."
Nasıl bir çağrışım yaptı birden..
"Feridun Fazıl'ın nesi olursunuz" dedim..
"Babamdı" dedi..
Nasıl bir sıcaklık doldu içime..
O an kardeşim oldu Irmak..
Sabah şehre taşınınca, spor salonu kalkınca, birlikte yemek yenen restoran yok olunca, bazı birimler ana binadan taşınınca, her gün görüşemez, sohbet edemez, dertleşemez olduk Irmak'la..
Bir ay kadar evvel, ben çıkarken o giriyordu, kapıdan.. Sarmaş dolaş olduk..
"Yahu buluşalım, bir yemek yiyelim" diye sözleştik ve..
Her zamanki gibi, hayatı bir daha erteledik..
Yaşam devam ediyor.. Giderek eksildiğimizi acı acı fark etsek de..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
;