YAZARA MAİL GÖNDER Kentsel Ölüşüm fotoğrafları..

YAZARLAR

"Hanover Street" filmini izlemiştim, 1980'li yılların başında..
Londra'nın merkezinde bir sokağın adı. Film orda geçen bir aşk öyküsü..
O sokakta yaşayan bir kız ve İkinci Dünya Savaşı'na katılmak üzere oraya gelen bir Amerikalı pilot..
Filmi öyle sevmiştim ki, Londra'ya gider gitmez, o sokağı buldum.
Bulmam da zor olmadı. Oxford Caddesi'nin hemen oralarda..
Köşeyi döner dönmez kendimi film setinde sandım..
Filmde gördüğüm sokak aynen duruyordu. Üstelik savaşta bombalandığı ve dümdüz olduğu halde.. İngilizler, fotoğraflara bakarak, Londra'yı aynen eskisi gibi yeniden yapmışlardı.
Paris'e ilk gittiğimde, sevgili Ahmet'le (Kışlalı), Yaşar (Güngör) orada doktora yapıyorlardı.
Bir gecem vardı topu topu.. Sabaha kadar gezdirdiler.
Güneş doğarken bir kafede çaya batırıp kruvasan yemiştik.
Unutmam..
40 yıl sonra Ertekin'le ayni sokağa gittik.. Bizim o Fransız kafesinin yerine Sturbucks açılmıştı.
Hepsi o..
Galatasaray'la Prag'a gitmiştik.
Bu masal şehrini gezmek için bir tura yazıldım.
Otobüsün en önüne de oturdum.
Rehbere durmadan sorular soruyorum.
Tarihin içinde dolaşıyoruz sanki..
Bir ara rehberimiz "Eski Prag burada bitti.
Şimdi yeni Prag'a giriyoruz" dedi..
Girdiğimiz sokakta karşıma çıkan evin kapısında bir yıpranmış taşla yapıldığı tarih kazılı.. "1693!.."
1693, yeni Prag oluyor.. Öyle korumuş, devrimci komünistler..

***

Müthiş bir iş yapmış, Yeni Yüzyıl Üniversitesi..
Üniversite işte bu..
Ben Medeni Hukuk'u şöyle, ya da böyle dünyanın her yerinde okurum.. Üniversite, okutma değil, yaratma yeridir benim için.. Orada yaratıcı insanlar yetiştirir..
Radikal'de okumuştum serginin haberini.. Nihayet vakit buldum ve gittim..
Eren Aytuğ Hocanın şefliğinde 103 Fotoğrafçılık Bölümü öğrencileri harika bir iş yapmışlar.
İkinci Abdülhamit'in arşivinde, o yılların İstanbul'una ait 35 bin fotoğraf var..
Bunların içinden 97 tanesini seçmişler..
Gitmişler ayni açıdan bugünkü fotoğrafı çekmişler ve "Eski ile Yeni"yi yan yana asmışlar..
Saatlerce kalmak istedim o fotoğrafların önünde..
Yan yana her iki fotoğraf bir makale, hayır bir kitap çünkü..
O kadar düşündürür, o kadar konuşturur, o kadar yazdırır..
Bir dünya güzelliğinin içine nasıl bu kadar edilir?.
Bir emsalsiz tarih nasıl böyle acımasızca yok edilir?.
O doğa, o tarih hazinesi İstanbul nasıl böyle ruhsuz, anlamsız, çirkin bir beton yığınına çevrilir ve çevrilmeye devam eder..
Her çift fotoğraf bir tokat, insanın iki yanağına inen..
Abdülhamit İstanbul'undan benim hatırladığım tek görüntü Salacak sahilleriydi.
Naciye Halamların civarda bir evleri vardı. Tatilde gelip, onlarda kaldığımda, bu denize dimdik inen yeşil yamaçlarda oynardık..
Bugünkü hali?..
Korkunç!..
Yeni Yüzyıl Üniversitesi Topkapı/ Cevizlibağ yerleşkesi girişindeki sergiyi bir ay daha uzattıklarını açıkladı, rektör yardımcısı Prof.
Dr. Yaşar Salihoğlu ve İletişim Fakültesi Dekan Vekili Doçent Kamile Akgül hocalarım..
Bu sergiyi her ama her İstanbullu görmeli.. Başta Ali Ağaoğlu..
"Bu fotoğrafları dolaştırın" dedim.. "Büyük Şehir, Cemal Reşit Rey girişinde sergilemeli.. Beşiktaş ve Şişli belediyelerinin çok güzel yerleri var, merkezde.. Onlarla konuşun. İstanbul'un bütün belediyeleriyle konuşun.
Tuzla'dan Beylikdüzü'ne her semti gezin" dedim..
Belediyeler bu sergiyi severler mi, onu da bilemem ya..
Eren Hocam "Bu çalışmayı birinci ve ikinci sınıf öğrencileriyle yaptık. Devam edeceğiz.
Elimizde 35 bin fotoğraf var. Her sene, yüz kadarını seçip, bu düşünceyi sürdüreceğiz" dedi..
"Harika" dedim..
Yeni Yüzyıl'ı bir kez daha kutluyorum.
Bu sergiyle ilgili haberleri izleyin ve mutlak görmenin yollarını arayın!..
Eğer "İstanbullu" iseniz!.
Ne kurtarsak kârdır, bu akla hayale sığmaz inşaat furyasında..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.