YAZARA MAİL GÖNDER Atatürk'ün Samsun'a çıktığı dakikalar!..

YAZARLAR

Bugün sayfamı okur İnci Fügen Yılmaz'a ayırdım.. Ne kadar doğru bir şey yaptığımı, okurken ve fotoğraflara bakarken anlayacaksınız..
Teşekkürler, İnci..

***

İlkokuldan sınıf arkadaşım Çiğdem Çallı'nın sevgili babası Ruhi Karakaş geçtiğimiz günlerde Hakkın rahmetine kavuştu. Eşinin, dostunun, çocuklarının, iş arkadaşlarının sevdiği değerli bir insandı.
O da her fani gibi sessiz sedasız göçüp gitti aramızdan. Ben onu, sevdiğim bir arkadaşımın babası, Eşi Kadriye teyzenin büyük bir aşkla bağlı olduğu kıymetli kocası, ünlü ressam Yaşar Çallı'nın da kayınpederi olarak tanırken, ölümünden birkaç hafta önce kendisini ziyaret ettiğimde bambaşka bir hikayesini öğrendim.
Az insana kısmet olacak bir aileye sahipti Ruhi amca. Babası Mustafa Karakaş'ın kimselerin bilmediği muhteşem bir öyküsü vardı.
Hemen bir gazeteci edası takındım.
Cep telefonumdaki video düğmesine bastım ve oldukça hasta olmasına rağmen kıyafetini, saç sakal traşını özenle yapmış bu yaşlı adamın söylediklerini kaydettim.
Şöyle anlatıyordu Ruhi amca... "Babam Osmanlı döneminde Bahriye subayıymış. İstanbul'un Beyoğlu semtinde bulunan bir barda kavgaya karıştığı öğrenilince, rütbesi alınarak subaylıktan atılmış. Çok üzülmüş, çok pişman olmuş ama nafile.. Denizciliği iyi bildiği için gidip Samsun'a yerleşmiş. O zamanlar Samsun'da liman yok. Büyük gemiler açıkta demirliyor ve insanlar, gemiden karaya mavnalarla naklediliyor. Babam da teknesiyle gemilerden yolcu ve eşya taşıyarak ekmeğini kazanıyor, nafakasını çıkarıyormuş.
Bir pazar günü İstanbul'dan bir paşanın heyeti ile birlikte Samsun'a geleceğini duymuş. Haber kulaktan kulağa hızla yayılıyormuş. Subaylık macerası yarım kalan babam, paşayı görme merak ve hevesine kapılmış. Pazartesi sabahı haber, 'Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa geliyor' şeklinde netleşmiş. Bir diğer söylenti ise geminin İngiliz İstihbarat Servisinin verdiği emirle torpidolarla batırılacağıymış.
Pazartesi günü sabah erken saatlerde Mustafa Kemal Paşa ve heyetini taşıyan gemi Samsun açıklarında görünmüş.
Ancak, ortada yolcuları gemiden alıp getirmek için hareket eden hiçbir tekne yok. Babam geminin süzülerek gelişini, demir atışını seyretmiş ve teknesini sürüp, tek başına gemiye yanaşmış..
Kaptanın 'Paşamızı karşılayan kimse yok mu' sorusunu, 'Bir haber geldi. İngiliz torpidoları gemiyi batırmak üzere emir almış, gemiyi takip ediyorlarmış, korkudan kimse gelmedi, sizi ben karaya çıkartacağım' diye yanıtlamış.
O mucizevi karşılaşmayı babam hep gözleri dolarak anlatırdı. Huzuruna çıkarıldığı engin bakışlı paşanın ona kim olduğunu soruşunu, kendisini eski bahriye zabitlerinden Mollaoğlu Mustafa olarak tanıtırken yaşadığı heyecanı, 'Acele etmelisiniz Paşam. İngilizler gelmek üzere olabilirler, biran önce sizi karaya ulaştırayım' derkenki telaşını sanki o anları yeniden yaşıyormuş gibi anlatırdı.
Sonuçta gemi, iskelesini indirmiş ve heyet babamın teknesiyle karaya taşınarak, İstiklal Caddesi üzerinde bulunan ve bugünkü adı Gazi Kütüphanesi olan tarihi yapıya yerleştirilmiş. Mustafa Kemal Paşa, kendisine denizde ve karada refakat eden bu karakaşlı, gözüpek genç adamı yanaklarından öperek teşekkürlerini ifade etmiş.
Tarih 19 Mayıs 1919...
Röportajın tam burasında tüylerim diken diken olup, gözlerim doldu. Ruhi amca da duygulanmış, sesi biraz daha titrek bir hal almıştı ama anlatmaya devam etti. "Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun ilk adımı olan bu önemli tarihten 12 yıl sonra, 1931 yılında Mustafa Kemal bu sefer Cumhurbaşkanı Atatürk olarak yeniden Samsun'u ziyaret etmiş. Samsun'da hala liman yok. Gemi yine açığa demirliyor, ancak bu sefer Vali, Belediye Başkanı ve hükümet erkanı büyük paşasını karşılamaya gidiyor. Babam da teknesiyle bu kalabalığın içine karışıyor. Tekneler gemiye yanaşıyor, karşılama heyeti gemiye çıkarak paşaya saygılarını iletiyorlar. Karaya çıkmak için hareketlendiklerinde, o büyük insan etrafına bakınıp 'Karakaş nerede' diye soruyor. Kulaklarına inanamıyor babam. Hayranı olduğu o büyük kumandan tarafından hatırlanmanın heyecanıyla 'Emrinizdeyim paşam' diyerek fırlıyor kalabalığın arasından ve ellerine sarılıyor. 'Teknen burada mı' diye soruyor deniz bakışlı kumandan. 'O da emrinizde' diye cevaplıyor kalbi ağzından çıkacak kadar heyecanlı. 'Ben sahile Karakaş'ın teknesiyle çıkacağım' diyor ulu önder. Gemideki Cumhurbaşkanlığı forsu, babamın teknesine asılıyor ve babam büyük bir gururla paşasını ikinci kez Samsun a taşıyor."
Ruhi amcanın babasının ağzından defalarca dinlediği bu olağanüstü öykünün devamı da var. Büyük önderin ölümünden sonra Mustafa Karakaş kendi hayatı sona erene dek paşasını taşımış.
Nasıl mı?...
Her 19 Mayıs kutlamalarında tören alanında onun büstünü taşıyarak. Aynı gururla. Aynı duygularla...
Ruhi amca ve eşi Kadriye teyze, seneler önce bu hikayeyi anlatmak üzere yine bir Gençlik ve Spor bayramı kutlamasında Samsun'a davet edilmişler. Yanlarında götürdükleri damatları Yaşar Çallı'nın, Atatürk ün Samsuna çıkışını resmettiği bir tablosunu da müzeye hediye etmişler.
Ben de bu özel insanların sohbetlerinden, anılarından ve sevgilerinden nasiplendiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Büyük Atamızın emaneti 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun...


1-Ruhi amca (Karakaş),
Cumhurbaşkanı Atatürk'ü Samsun'da gemiden mavnasıyla alıp karaya çıkarırken. Ruhi Amca, sağ alt köşedeki..
2-Ruhi amca, 1938'den sonra her 19 Mayıs'ta Samsun'da Atatürk'ün büstünü taşıdı, bu defa törenlerde..
3-Ressam Yaşar Çallı'nın fırçasıyla, Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da gemiden alınıp Samsun'a çıkarılışı.. Arkada Bandırma Vapuru.. Kürekte Ruhi Karakaş..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.