YAZARA MAİL GÖNDER Gazeteciliği unutan Türkiye..

YAZARLAR

13 yaşındaki küçük kız çocuğu, Emine, sabahları ilk öğretim okuluna gidiyordu.
Öğleden sonra da bir tekstil atölyesine..
Günde 20 lira alıyordu..
Geçen hafta çarşamba günü atölyede çalışırken aniden tezgahın üzerine yığıldı ve orada kaldı. Omzundan kanlar akıyordu.
Harika bir araştırma yapıldı. Emine yorgun bir kurşunla hayatını kaybetmişti. Polis Emine'nin olay anındaki duruş açısı ile kurşunun giriş açısını lazerle ölçtü.
Kurşunun, tekstil atölyesinin 200 metre ötesindeki bir evden atıldığı matematik olarak ortaya çıktı. O mesafede bir ev vardı.
Gidildi.
Evin balkonunda 9 mm. çapında bir boş kovan bulundu.
Balkon atölyeyi tam cepheden görüyordu. O evde yaşayan bir kadın göz altına alındı ve adliyede serbest bırakıldı.
Haberi hemen bütün gazeteler yazdılar.. Hatta ölümünden sonra, yarım sayfadan fazla yerler ayırıp, okurlarına meraklı bir polisiye öykü gibi sundular.. Ama bir noktaya kimse dikkat etmedi..
Ne bu müthiş teknolojik incelemeyi yapan polis, ne haberi yazanlar, ne sayfaya koyan editörler, ne de bu haberi okuyan onlarca, yüzlerce köşe yazarı..
"13 yaşında bir çocuk, tekstil atölyesinde nasıl çalıştırılıyor?. Bu iş yeri neresi?. İş vereni kim?. Çalışma Bakanlığı, Aile Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Çalışma Müdürlüğü ve müfettişleri, ortada üstelik bir de cinayet varken, konunun üzerine niçin gitmiyorlar" demedi..
Yıllar önce, bu kentte çocukların nasıl ucuz, nasıl hayvanlar gibi, nasıl en elverişsiz koşullarda, hem de sağlıklarını kaybetmeleri pahasına üç otuz paraya çalıştırıldığını görüntüleriyle belgeleyip gündeme bomba gibi düşen bir program yapan Uğur Dündar dahil..
Sayfalar dolusu haberlerin içindeki gözden kaçan o minik satır işin ruhuydu asıl..
Kimse, ama kimse aldırış etmedi..
Son atağıyla çarpıcı ve okunur bir gazete haline gelişini mutlulukla izlediğim BirGün, pazar günü tokat gibi bir birinci sayfa yaptı..
"Çocuklardan utanın!" manşeti Amerikan Çalışma Bakanlığı'nın dünya çapında çocuk işçiliğini inceleyen raporunu özetliyordu. "Türkiye'de yasalar çocukları korumuyor" denilen raporda çok ağır cümleler vardı.
Çocuklar Türkiye'ye eski Doğu Bloku devletlerinden ticari amaçlı cinsel sömürü ve zorla çalıştırma amaçlı kaçırılıyor.
Çocukların sabıkalılar tarafından cinsi amaçlı sömürülme olayları da var. Bu sabıkalıların uyuşturucu ticaretinde çocukları kullandıkları belirtiliyor.
Roman çocukların çoğunlukla kimlik kağıtları yok ve sonuç olarak kendilerini en olumsuz koşullarda çalışmaktan koruyacak eğitim gibi kamu hizmetlerinin dışında kalıyorlar.
Türkiye'de çocukların çalışma yaşı 15. Tehlikeli işlerde asgari çalışma yaşı 18. 14 yaşındakilerin ise yapacakları gazete, dergi, çiçek satıcılığı gibi hafif işler.
16, 17 yaşındaki çocukların tehlikeli işlerde çalışmaları yasak.
Çalışma Yasası, çocukları tehlikeli çalışma koşullarına karşı hukuki korumadan yoksun ve kırılgan bırakıyor.
2012'de denetlenen 6 bin 958 çocuk işçiden sadece 67'sinin yasal çalışma çağında olduğu anlaşıldı.
O birinci sayfada bizden de bir haber vardı..
"Eylül ayında iş kazaları, aslında iş cinayetlerinde 7 çocuk hayatını kaybetti."
Ne var ki, bu muhteşem birinci sayfayı yapan BirGün bile, manşetini Emine ile birleştirmemişti.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.