YAZARA MAİL GÖNDER Git oraya!.. Bilmiyorum nereye!..

YAZARLAR

Şimdi bir tatil başlıyor, öbür pazar akşamına kadar sürecek..
Bu tatilde İstanbul'a gelecekler binlerce insanımız da var, Anadolu'dan.. Özellikle de onlar için yazıyorum..
Bir gününüzü Emirgan'a ayırın..
Atlı Köşk'e.. Sakıp Sabancı Müzesi'ne.. İnsanın hayatında belki bir defa olacak bir sergi göreceksiniz..
İstanbul İstanbul olalı, böyle sergi görmedi.. Bir daha da zor görür. Kaçırmamanız gerek..
Niye bir gün.. Çünkü ne kadar bol vakit ayırırsanız, o kadar tadını çıkarır, o kadar unutulmaz bir gün yaşarsınız..
Nasıl mı?.
İşte önerim..
Önce sergiyi gezin.. Eserleri görün.. Kimseye bir şey sormadan..
Kimseyi dinlemeden..
Bakın.. Bakın bakalım, o eser size ne anlatıyor..
Sonra küçük video salonuna gidin. Orda sanatçıyla ilgili iki belgesel gösteriliyor..
Onları izleyin.. Sonra sergiyi bir daha gezin.. Bakın bakalım, eserler bu defa ne diyor size?.
Sonra, dostlarınız, aileniz, kimlerle gittiyseniz, dünyanın en güzel teras mekânlarından, emsalsiz Boğaz'a bakan Çanga'da bir masanın etrafında toplanıp, sergiyi konuşun, tartışın, harika Çanga lezzetlerini tadarken.. Çok değişik yemekler güzel.. Tatlılar olağanüstü..
Çeşit çeşit çaylar, kahveler..
Ayrılırken bana hayır duası edecek, "Allah Hıncal'dan razı olsun, bana böyle bir Bayram günü yaşattı" diyeceksiniz, ama hata edeceksiniz.. Benim işim haber vermek sadece.. En kolayı.. Dualar, bu dünyanın en güzel mekanını, İstanbul durdukça duracak müze yapan Sakıp Sabancı'ya..
Müzeyi onun ardından yaşatan aileye.. Her defasında canlı performansla "Bir müze nasıl yönetilir" dersi veren, SSM müdürü Prof.
Dr. Nazan Ölçer'e.. Akbank'a ve Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer'e..

***

"Hayatta bir defa olur" deyişim iki sebepten..
İlki usulden.. Atlı Köşk, bu sergi içinden adeta yeniden inşa edildi.
Sanırsınız, deprem testlerini kaybetti de, güçlendiriliyor..
Hayır.. Tonlarca ağırlıktaki eserleri mevcut sütunlar taşıyamazdı.
O sütunlar güçlendirildi..
Eserler öylesine büyüktü ki, rahat görülsün diye salonları genişletmek lazımdı.
Duvarlar yıkıldı. Duvar üzerinde derinliğine yapılmış eserler için, yeni duvarlar lazımdı, yapıldı..
TIR'larla taşınan tonlarca ağırlık içeriye vinçlerle yerleştirildi.
Kapılardan girmesi mümkün değildi, Boğaz'a bakan hemen tamamı cam ön taraf söküldü, yeniden takıldı..
Yapılan masrafı, çekilen zahmeti, alınan riski düşünebiliyor musunuz?.
Böyle bir şeye bir ömür boyu kaç kere cesaret edilir sizce?.
***

Bakın, şu ana kadar serginin sahibi sanatçının adını bile söylemedim, "İlle gidin" dediğim halde..
Geliyorum şimdi esasa..
Sanatçı Anish Kapoor!..
Günümüzün en ünlü, en tartışılan, en olay yaratan heykeltıraşı..
Babası Hintli.. Annesi Yahudi..
Hindistan'da doğmuş.. İsrail'de kibutzlarda geçirmiş çocukluğunu..
Sonra İngiltere'ye göçmüş..
Kafasının içini düşünmeniz için söylüyorum bunları.. Uzak Doğu felsefesi.. Yahudi mistisizmi..
Çağdaşlığın göbeği.. Kafayı düşünün, o kafanın yarattıklarına bakarken..
***

"Eserlerim soyut değil" diyor, Kapoor.. Ekliyor.."Ama 'Soyut değil' de değil.. Ne o zaman?.
İşte püf noktası burası.. Siz karar vereceksiniz.. Kapoor "Eserlerimin ne olduğunu, bana onları görenler anlatır" diyor..
Herkese göre başka şey çünkü..
Siz nasıl görüyorsanız, öyle..
O yüzden, hiç okumadan, hiç öğrenmeden, hiç dinlemeden bakın önce, diyorum ya..
***
Kapoor "Eser beni çağırır..
Hadi gel der, içine alır" diyor.. "İçine girer, dokunursunuz.."
Hani ben hep "Ben eseri almam, eser beni alır" der dururum ya.. Vay canına..
Heykel üç boyutludur değil mi?. Kapoor'unkiler de öyle.. Ama çoğu içe doğru.. Yontularak değil, oyularak yapılmış.. Kapoor'un "Ben aslında arkeoloğum" deyişi bu yüzden. Kazarak eser çıkarıyor.
Ve dokunuluyor.. Kapoor "Dokunun" diyor.. Chicago Belediyesi şehrin parkına konmuş dev heykelin dokunmalarla kirlenişi yüzünden, bütçe ayırmış..
Günlük temizlik bütçesi..
***

Okuma yazmayı öğrenir öğrenmez babam kitaplara boğdu beni.. İlk önüme koydukları masal kitapları.. Türk masalları..
Dünya Çocuk Masalları..
Grimm Kardeşler.. Andersen..
Dede Korkut!.. Okumadığım masal kalmadı.. Hayal gücümün sınırsızlaşmasını istermiş babam meğer..
Bugünümü o masallara borçluyum en çok..
Bir masalın adı aklımdan hiç çıkmadı.. Yaşam felsefem gibi oldu..
"Git oraya.. Bilmiyorum nereye..
Getir onu.. Bilmiyorum neyi!.", Gittiğin yeri bilmeyeceksin. Ne bulacağını bilmeyeceksin, ama gideceksin.. Bitmez tükenmez gideceksin.. İlerlemenin, gelişmenin, bulmanın, yaratmanın yöntemi değil mi?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.