YAZARA MAİL GÖNDER Onlar dört büyüklerdi!..

YAZARLAR

Namık Ağabey.. Necmi Ağabey, Doğan Ağabey, Halit Ağabey!.. Bab-ı Ali'nin dört büyükleriydi onlar.. Dört büyük spor müdürü.. Bu ülkede ilk spor sayfalarını yapanlar, bu ülkede ilk spor servislerini yönetenler, çırak yetiştiren ilk ustalar ve spor yazarlığını kurumsallaştırarak meslek haline getirenler..
Namık Sevik, Necmi Tanyolaç, Doğan Koloğlu, Halit Talayer!..
Dördünü de yakından tanımak, dördüyle de arkadaşlık etmek, dördünden de çok şeyler öğrenmek şansını yakalayanlardanım.
Necmi Ağabey hayatta kalan sonuncularıydı. Onu da yitirdik..
İlk tanıdığımda, gelmiş en büyük şef, unutulmaz Namık Sevik'in yardımcısıydı. O efsane Milliyetspor'u hazırlayan bomba ekibin liderlerinden biri.. Abdi İpekçi gibi bir muhteşem gazeteciye rağmen, Milliyet'i arka sayfadan okutmayı başaran, gelenek haline getiren o unutulmaz spor servisinin hazırladığı sayfaya bakabilmek için ağabeyimle yarışırdık, hatırlarım..
Sonra Tercüman büyük gazeteye dönüşme kararı alıp, yepyeni bir ekip kurarken, en önemli transferi Necmi Ağabey'i alarak yaptı ve Türk Spor Medya tarihinin en büyük yarışı, en büyük rekabeti Milliyet ile Tercüman, daha doğrusu Namık Ağabey'le Necmi Ağabey, iki yakın dost, iki arkadaş, iki kardeş arasında başladı.
Daha güzel sayfalar yapmak, daha müthiş yazarlar bulmak, daha çarpıcı başlıklar atmak, hepsinden önemlisi, "Haber atlatmak" hem de nasıl hedef oldu.
Tercümancıların ve Milliyetçilerin her sabah yaptıkları ilk iş öteki gazeteye bakmak olurdu.. "Bir şey atladık mı" diye.. Atlamak ölümdü çünkü.. Atlatmak ise zafer.. Öyle olunca da gazeteler "Gazete" olurdu..
Milliyet'te Kahraman Babçum'u, Tercüman'da İslam Çupi'yi okumamışsak, maç bizim için bitmiş olmazdı..
Sadece yazarlar değil tabii.. O zaman televizyon yok.. Görsel malzeme..
İnanın dünya çapında spor fotoğrafçıları çıktı bu rekabetten, başta Hüseyin Kırcalı, Arif Işıldayan..
..Ve karikatürler.. Milliyet'te Bedri Koraman ve Altan Erbulak.. Tercüman'da Cafer Zorlu ve Semih Balcıoğlu..
Sayfalara bakar mısınız?. Her gün o sayfaları sabırsızlıkla beklemez misiniz?.
Necmi Ağabey'i en son, gene Bab-ı Ali'nin gelmiş geçmiş bir numaralı spor istihbarat şefi dayım, bizim aileye gazetecilik zehirini atan Necati Bilgiç adına, Spor Yazarları Derneği'nde yapılan bir "Saygı" gecesinde görmüştüm.
Öyle güzel bir konuşma yapmıştı ki, dayım için..
Çok da iyi görünüyordu..
Sonra eşini kaybetti. Her şeyiydi aslında.. Yalnızlığa dayanamamış, Adadaki çok sevdiği evini satmış, gönüllü olarak Çamlıca'da bir huzur evine yerleşmiş..
Kemal'den (Belgin) öğrendim geçen ay.. Bizim meslekte iletişim o kadar güçlü (!) ki..
"Aman gidelim Necmi Ağabey'e" dedim..
Önceki hafta salı günü çekim öncesi "Kemal hala gidemedik" diye sitem ettim..
Kemal, hemen ayarlamış. Yasemin'i aramış.. Ama bir anlaşmazlık.. Yasemin bana "Necmi Ağabey her gün öğleden sonra ziyaret edilebilirmiş" dedi.
Salı günü Kemal'e çattım.. "Yahu bana hangi gün buluşup gideceğimizi söylesene, ziyaretçi saati bildireceğine" diye.. Kemal "Söyledim ağabey" demez mi?. Yasemin'e günler vermiş meğer.. "Hıncal ağbi hangisini isterse.." demiş..
"Ben seni arıyorum, tarih veriyorum o zaman" dedim.. "Tamam" dedi..
Ertesi gün öğlen yazıları bitirince programıma bakıyorum.. Cuma öğleden sonrası boş.. Kemal'i arayıp "Cuma buluşup yemek yiyeceğiz., ordan Necmi Ağabey'e" diyeceğim ki, Yasemin odama girdi. Cep telefonunu uzattı.. "Kemal Ağbi" diye..
"Gidemiyoruz Hıncal Ağabey" dedi Kemal, ölü gibi bir sesle.. "Şimdi mesaj geldi. Necmi Ağabey'i kaybettik!.."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.