YAZARA MAİL GÖNDER Gel şurayı bir şenlendirelim!..

YAZARLAR

Üstat Radi Dikici Bizans uzmanıdır, ama bir uzmanlık alanı daha vardır. Müzeyyen Senar.. Türk Musikisi'nin bu gelmiş geçmiş en büyük sanatçısına hayranlığı, dostluğa, sonra da araştırmacılığa dönüşmüş, Dikici, Senar'ın kitabını yazmıştır.
Bu hafta Müzeyyen Senar'la ilgili bir yaşanmış öyküyü yolladı bize.. Şu notla..
"Bu hikaye kitapta yok. Müzeyyen Senar'ı son ziyaretimde Feraye anlatmıştı. Müzeyyen Senar neden büyüktür diye bana sorduklarında, 'O farklıydı, içtendi ve mütevazı idi,' demiştim ama yetmemişti. Şimdi düşünüyorum da, o kadar doğal ve içinden geldiği gibi davranıyordu ki, son otuz yıldır sürekli olarak beni şaşırtmıştı. Toplum zannederim onun sesi yanında doğallığına aşık olmuştu. Ne yazsam onu anlatmam mümkün değildir. Unutulmamalıdır ki, dünyanın en şanslı insanlarından biriyim. Onunla birlikte 1930'lardan başlayarak Türk musikisinin 75 yılını birlikte yaşadım. Ne yazsam maalesef kelimeler kifayetsiz kalıyor."

***

Müzeyyen Senar'la Feraye 1970'li yılların başlarında bir akşam İpekçilerin Nişantaşı'ndaki evlerinde yemeğe davetlidirler. Sohbet koyudur ama hepsinden önemlisi şarkılar söylenir. Geceyi uzatmak mümkün değildir. Çünkü araba vapuruna binip Çengelköy'deki evlerine gideceklerdir. O zaman Kabataş'tan kalkan araba vapuruna gitmek için saat 22.30'da ayrılırlar ve karşıya geçerler. Üsküdar'ın dar sokaklarından geçerken birden kulaklarına müzik sesi gelir. Sağda bir düğün salonu yazısı vardır.
Müzeyyen Senar, arabasını kullanan yardımcısı Akif'e "Şurada dur bakalım," diye seslenir.
Kapıyı açıp aşağıya iner ve Feraye'yi çağırır..
"İnsene kız aşağıya, düğüne gidiyoruz."
Feraye şaşkındır...
"Aman anne, tanımıyoruz, etmiyoruz, ne işimiz var düğünde?"diye cevap verir ama Müzeyyen Senar onu dinlemez bile.
Salonun merdivenlerini çıkmaya başlayınca, Feraye de onu takip etmek mecburiyetinde kalır.
İçeri girmeden önce Feraye'ye dönüp, "Gel kız içeri girip şunları bir şenlendirelim," der.
Gerisini Feraye'den dinleyelim:
Düğün salonuna adımımızı attığımızda, hani filmlerde vardır, birden resim donar, aynen öyle oldu. Zaman durmuştu. Bütün şamata birden bıçak gibi kesildi. Herkes hayretle Müzeyyen Senar'a bakıyordu. Hiç unutmam sahnedeki orkestrada davul çalan adamcağızın ağzı açık sopaları havada kalmıştı.
Annem her zamanki gibi, iki kolunu yana açarak, "Ben geldimmm.." dedi, Kadınlar çığlık atmaya başladı.
"Ayol bu Müzeyyen Senar..."
"Aman Allahım!... Müzeyyen Senar gelmiş..."
Bir koşuşturmacadır başladı.
Herhalde damadın veya gelinin babası olmalı, gelip annemin elini öptü ve bizi ön masaya oturtup, sordu, "Ne içersiniz Müzeyyen Hanım?"
Annem ayağa kalktı, "Durun bakalım, önce hak edelim, sonra içeriz," dedi. Doğruca sahneye yürüdü. Mikrofonu ona uzattılar. O da başladı. "Benzemez kimse sana tavrına hayran olayım/ "Bakışından süzülen işvene kurban olayım..."
Orkestra biraz tenekeydi ama annem onlara eliyle, "Yavaş," der gibi işaret ederek uyumu kısa zamanda sağladı
Anında koro oluşmuştu. Bütün salon birlikte söylemeye başlamıştı. Sanki onu bekliyorlarmış gibi...
Sonra bir maya ve peşine Ormancı'yı söyledi. Yine her zamanki gibi, "Bittiii..." dedi. Kıyametler koptu. Ama aldırmadı, bana seslendi.
"Gel bakalım buraya Feraye," deyip mikrofonu bana uzattı.
"Ferayedir kızın adı," diye başladım. Şarkıyı bitirince masaya dönmem bir hayli güç oldu. Çünkü neredeyse bütün düğün, gelin- damat dahil annemin etrafındaydı. Herkes fotoğraf çektirmek için yarışıyordu. Muhtemelen fotoğrafçı da o akşam rekor kırmıştı.
Bir saat sonra ayrıldığımızda insanlar şaşkınlıklarını hâlâ üzerinden atamamışlardı. Arabaya döndüğümüzde annemin yüzündeki mutluluğu hiç unutamam.
"Çek bakalım Akif Göksu'ya, geceyi burada bitiremeyiz," dedi. Akif onun nereye gitmek istediğini anlamıştı. Teknesine binecek ve Boğaz'ın sularına dalacaktı.
Aksi halde uyuyamazdı. Öyle yaptı. Şimdi o geceyi, o gece evlenen çiftin, bugün torunlarına, "Bizim düğünümüze Müzeyyen Senar geldi," diye anlattıklarını düşünüyorum da çok da inandırıcı olduklarını sanmıyorum.
rdikici@demma.com

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.