YAZARA MAİL GÖNDER Güzel yaşama sanatı, demiştik..

YAZARLAR

"Bir Fransız atalar sözü derki" diye başlamıştık söze..
"Güzel Sanatlar içinde en güzeli, güzel yaşama sanatıdır.."
Sonra eklemiştik.. "Güzel yaşam diye akıp giden bir şey yoktur. Tek tek güzel yaşanmış anlar vardır.. Bitince bitmezler onlar.. Anı olarak sürüp giderler ve yaşamı güzel tutarlar.."
Beş gün içinde üç harika güzellik yaşamıştım. Murat Belge ile Boğaz Yalıları Turu.. Yo- Yo Ma ve İpek Yolu gurubunun konseri.. Ve de Tarkan!..
15 gün falan önce başlarken, niyetim 3 günde bitirmekti. Ama ülkemin her saat konu yağdıran gündemi, benim zaman zaman lafı uzun tutmam, gelen reklamlar falan derken, sarktı sarktı. Daha Murat Belge'nin o unutulmaz sohbeti ile renklenen Boğaz Turunu bitiremeden bugüne geldik. Ama bu tatil gününde artık "Son" yazacağım.. O üç günü bitireceğim ki, yenileri sıraya girsin..
Bu arada, bu çok uzun süren yazıların mesajını da tekrar edeyim..
Hayatınızı güzelleştirecek bir fırsat yakaladınız mı, kaçırmayın, üşenmeyin, ertelemeyin..
Ne yapın yapın yaşayın..
Hayatınız güzel yaşanmış günlerle dolmalı, kaçırılan fırsatlar ve pişmanlıklarla değil..

***
Tur teknemiz yaklaşık beş, beş buçuk saat sonra başladığımız nokta, Kabataş'a yaklaşırken, "Geçmiş yüz yıllar Paparazzisi" Murat Belge Hocam, Kuruçeşme kıyılarını işaret etti.
"Burası İstanbul'un kömür depolarının olduğu yerdi. Kentin dört bucağına kömür, teknelerle buradan giderdi. O zaman yol nerde?.
Gelen gemiden kömürü depolara indiren ve dağıtacak takalara yükleyen işçiler, hamallar da, bu sahile yaptıkları gecekondularda yaşarlardı..
Gecekondular, sahilden başlayıp, yukarı doğru tırmanırken, gelişen İstanbul da, bu sırtlardaki koruyu ve harika Boğaz Manzarasını keşfetti. Yukardan aşağıya doğru da zenginlerin büyük bahçeler içindeki villaları inmeye başladı.. Ve işte bakın, bu villalarla gecekonduların nasıl buluştuklarını göreceksiniz.."
Gördük..
Sahil, üst üste yığılmış eski binalar.. Tepelerde birbirinden uzak villalar.. "Benim bu villalardan birini alacak gücüm olsaydı" dedi, Murat Hocam, "Olması mümkün değil ya..
Lafın gelişi söylüyorum.. Olsaydı eğer, bunlardan birini almazdım..
Bu villaların hepsi bir servet.. İnsan bunu alacak kadar zengin olunca, niye hepsi birbirinin ayni olan binalardan birini alır ki?."
Güldü.. "Şimdi ben, villamın tuvaletinde, siyah mermerden yapılmış klozette otururken, az yukardaki, benimkinin ayni villanın, benimkinin ayni tuvaletinde, komşum Ahmet Beyin de benimkinin ayni siyah mermer bir klozette oturmasından niye kendime pay çıkarayım ki?.
Bu ülkenin paşaları, beyleri, Osmanlı zamanında, biri öbürüne benzemeyen çok farklı yalılar yaptırmışlar..
Bugün adları ile anılan..
O adlar adres olmuş zaten..
Huber Yalısı.. Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı.. Sait Halim Paşa Yalısı..
Günümüz zenginleri ise, ayni Boğaz'da, birbirinin kopyası villalardan birinde oturmayı marifet sayıyor..
Adrese bakar mısınız günümüzde..
Bilmem ne Sultan Korusu.. 6 A 1!.
***
Bu turu bu yaz hala yapma şansınız var mı bilmiyorum. Bulursanız kaçırmayın. Hayatınıza unutulmaz bir gün eklersiniz.. Bilgi için düzenleyen Fest Travel'i arayabilirsiniz. www.festtravel.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.