YAZARA MAİL GÖNDER Nezahat Annemizi kaybettik!..

YAZARLAR

Nezahat Taviloğlu ile tanışmamda, kendisi yoktu..
Garip bir cümle değil mi?.
Anlatayım..
Ankara'dan İstanbul'a taşındığım seksenli yıllarda yeni edindiğim dostlar arasında bana en sahip çıkan, en yakınlık gösteren, bu kocaman şehirde yabancılık çekmemeyim diye en çok uğraşan kişi, Mudo'ydu.. Biz yakın dostları onu "Mudo" diye çağırırdık hep..
Durmadan beni arayan, yoklayan Mudo, o zaman işini genişletmeye uğraşan, başını kaşıyacak vakti olmayan bir iş adamı, oysa..
Hemen her gün nerdeyse bir şekilde buluşurduk..
Bir gece beni evine davet etti.
Dostlarını toplamış.. Yemekten önce kokteyl gibi bir durum.. Herkes rahat sohbet etsin birbiriyle diye.. Bir yardımcı çocuk da elinde tepsi, tabak, atıştırmalık ikramları dolaştırıyor..
Bir zeytinyağlı dolma dolu kayık tabak uzattı bana.. Kürdanla bir tane aldım..
Yani olmaz böyle şey.. Bu nasıl bir lezzettir?. "Dur" dedim çocuğa..
Bir daha.. Bir daha..
Sonra kulağına fısıldadım.. "Tabağı bir dolaştır, sonra getir benim önüme koy.."
Koca kayık tabak geldi önüme.. Bir lezzet cennetinde, kıtlıktan çıkmış gibi yiyorum.. Bir defa yapraklar taze.. Dalından yeni koparılmış belli.. İçindeki lezzet anlatılır gibi değil.. Dünyanın en güzel yağı kullanılmış, o da tamam.. Ama yapanın ustalığı.. O kuş parmağımın yarısından küçük, minnacık dolmaları, sabırla, özenle sarmak.. Mümkünü yok..
Önümdeki kayık tabak bir tencere dolmayı alır, abartmıyorum, öyle büyük.. Kendime geldiğimde, nerdeyse dörtte biri kalmış tabak önümden kalkıyordu. Kaldıran Mudo.. "Öleceksin yahu!.. Bu kadarı da dokunur" dedi..
"Senin tabağı kaldırman daha çok dokunur" dedim.. "Nedir bu lezzet yahu?.."
"Annem yaptı" dedi..
Nezahat Hanımla işte öyle tanıştık, işte.. Gıyabında.. Yarattığı lezzet sayesinde..
Mudo ve ailesi, İstanbul'da ailem gibiydi. Sevgili Lüset..
O zaman daha ilkokulda Ömer..
Minnacık Aslı.. Bana dostlukların en sıcağını gösteren kız kardeşi Ayşe..
Birlikte ne tatiller bile yaptık..
Mudo "Bir gün anneme gideriz, sana özel yemek yapar" dedi.. Fazla gecikmeden de gittik. Orada yüz yüze de geldik, bu defa her çeşidi ayrı bir lezzet yemeklerle..
"Yahu şu tekstil işini devret, annenle bir lokanta aç" dediğimi hatırlıyorum Mudo'ya.. O yemekte diğer aile büyükleriyle de tanıştık, şimdi çoğu yoklar.. Hele o dünya tatlısı Laz, Enver Amca..
Nasıl dost, nasıl candan, nasıl sevgi dolu, nasıl kucaklayan, bağrına basan bir Karadeniz ailesi..
Körün istediği bir göz.. Benim oldu bin tane gözüm..
Nezahat Hanımı çok sevdim.. O da beni çok sevdi.. O zamanlar Yunus, Mudo'nun sağ kolu.. İkide birde elinde bir tencere ile gelirdi. "Nezahat Hanım yolladı" diye..
Sonra, dünya büyüdü.. Mudo Dünyası büyüdü.. Hele Mudo Concept genişlemesi, bizim Mudo'ya İstanbul'u unutturdu. Her gün dünyanın bir yerinde mal bakar oldu, yığınla ev ve bahçe dükkanı için..
Hemen her gün buluşur, konuşurken, telefonla bile görüşemez olduk..
Ömer büyüdü, işin başına geçti.. Aslı yanında..
Görüşemez olduk ama geçmiş o kadar güçlü anılarla dolu ki, yaşamın acımasızlığına rağmen, şairin dediği gibi, "Orda bir dost, dostlar, ailem var, uzakta.. Gitmesem de, görmesem de" diye hissediyorsun..
Dün sabah gazeteyi masama yaydım.
Kahvemi önüme koydum..
Sayfaları çeviriyorum..
Tam sayfa ilanla dondum kaldım.. "Hacı Nezahat Taviloğlu" yazıyor sayfanın ortasında..
Benim İstanbul'da seksenlerde sahip olduğum ailenin annesi..
Çok iyi yaşadın, Nezahat Annemiz.. Çok iyi evlatlar yetiştirdin.
Çok iyi bir aile kurdun..
Benim gibi, kan bağın olmayanları da içine alan..
Gurur ve sevgi dolu oldu ömrün..
Bu dünyanı cennete çevirdin..
Öbüründe de yerin cennet, adım gibi biliyorum..
İlanın tepesindeki lafa itirazım var..
"Acı kaybımız" diyor..
Biz seni hiç kaybetmeyeceğiz ki, Nezahat Annemiz!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.