YAZARA MAİL GÖNDER "Rhinotmetus/ Kesik Burunlu" İmparator!..

YAZARLAR

"Bizans tarihine baktığımızda; imparatorların bazıları yetenekli, güçlü, dengeli ve başarılı, bazıları zayıf karakterli ve kararsız, bazıları ise acımasız ve gerçek anlamıyla bir manyaktır. Tarih o nedenle çok kere bir acılar yumağıdır ve onu iyi izleyebilmek ve belki de ders çıkarmak için hepsini tanımak gerekir. İşte II. Jüstinyen onlardan biridir. Hangi sınıfa gireceğini karar vermek ise okuyucuya aittir" üstat Radi Dikici..
Okuyun karar verin bakalım..

***

II. Jüstinyen 685 yılında tahta geçtiğinde henüz 17 yaşındadır. Fevri tavırları ve dengesiz davranışları ile dikkati çeken bir kişiliği vardır. Şanslıdır iktidarının ilk yıllarında doğuda Emeviler taht kavgası yaptıkları için tehlike yoktur. O da batıya dönüp önce Bulgarları sonra Slavları yener ve o cephedeki tehlikeleri de yok eder.
Güveni artmış, halk nezdinde itibarı yükselmiştir.
Bunun üzerine biraz da, aynı ismi taşıdığı I.
Jüstinyen'e özenerek, büyük imar faaliyetine girişir.
İmparatorluk sarayını büyütür ve içine büyük bir yemek salonu yaptırır. Bahçelerini yeni baştan düzenler. Sarayın etrafını yüksek duvarlarla çevirir.
Bazı kiliseleri yıktırarak yerlerine yenisini yaptırır.
Bunları ağır vergiler koyarak karşılamaya çalışır.
Vergi toplama işinde görevlendirilen hazine ve maliye bakanlarının fevkalade haşin davranışları imparatoru halk nezdinde sevimsizleştirir.
Asiller de vergiye tabi tutulunca, imparatora karşı tepkiler de giderek büyür. Ayrıca iskân siyaseti dolayısıyla kitlelerin oradan oraya nakli de halk arasında büyük hoşnutsuzluk yaratmıştır.
Sarayın yakınındaki kiliseyi yıkıp yerine çeşme yaptırmaya kalkınca patriği de karşısına alır. 695 yılı geldiğinde artık bıçak kemiğe dayanmıştır. "İsyan, 'Bütün Hıristiyanlar Ayasofya'ya,' çığlıkları ile başlar. Önce sarayın altında bulunan hapishandeki mahkumları serbest bırakırlar.
Ayasofya'nın önünde toplandıklarında patrik, 'Bu Tanrı'nın zalimler için hüküm günüdür,' der. İsyancılar, 'İmparatorun kemiklerini kıralım,' diye cevap verirler. Sarayı işgal eden isyancılar İmparator Jüstinyen ve bakanları bağlayıp Hipodroma getirirler.
Bakanlar Mese'den getirilirken önce bıçaklanır ve sonra da yakılır. Jüstinyen'in yerine seçtikleri imparator, Jüstinyen'i ayırır ve onun tekrar tahta geçmesini önlemek için burnunu keserek-Rhinotmetus- gemiye bindirip Kırım'da Kherson'a sürgüne gönderir. Ama büyük bir hata yapar."
O, orada da rahat durmaz. Her gün yeniden tahta geçme ve tahta geçtiğinde de nasıl intikam alacağının planlarını yapar. Sonra oradan kaçıp Hazar Hanı'na sığınır. Çok iyi karşılanır. Hatta Hazar Hanı onu kızı ile evlendirir.
Ancak Bizans imparatorunun baskısı üzerine teslim edileceğini öğrenince Jüstinyen o sırada hamile olan eşini geride bırakır ve Bulgar Hanlığı'na kaçmak için gizlice yola çıkar.
Bir gemi uydurup yardımcıları ile biner ama daha ikinci gün Karadeniz'de müthiş bir fırtına kopar ve bindikleri gemi ceviz kabuğu gibi sallanmaya başlar. Artık kurtulma ümitleri kalmamıştır.
O yolculuğu tarihçi Theophanes şöyle yazar: "Jüstinyen'in adamlarından biri, 'Lordum artık hepimiz ölüyoruz. Lütfen (Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcisi olarak) Tanrı'ya bizi kurtarması için yakarınız ve eğer tekrar imparator olursanız düşmanlarınızdan intikam almayacağınıza dair söz veriniz.' Jüstinyen büyük bir kızgınlıkla şöyle cevap verir: 'Eğer onlardan birini bile ayırırsam Tanrı beni denizin dibine göndersin"
Ama kurtulurlar. Bulgar Hanı'nın ordusuyla birlikte yola çıkıp Konstantinople önlerine gelirler.
Ordunun kuşatarak şehri ele geçirmesi için hiçbir teçhizatı yoktur ama gözü kara bir imparator eskisi onlarla birliktedir. Dördüncü gece sabaha karşı, bütün sur muhafızlarının en yorgun olduğu ve uyuduğu saatte II. Jüstinyen, yanına aldığı az sayıda askerle birlikte önce su kemerlerine tırmanır.
Oradan surlara ulaşıp içeri girerler. Ortalık aydınlanmaya başladığında, II. Jüstinyen'in, üzerindeki imparatorluk kıyafetiyle Konstantinople sokaklarında yürümeye başladığı görülünce, Bulgar ordusunun şehre girdiği zannedilir ve büyük bir panik başlar.
Esasında yanındaki çok küçük birliğini ve Jüstinyen'i olduğu yerde yok etmek mümkünken, yatağından kaldırılan dönemin imparatoru da, Konstantinople'un ele geçirildiğini zanneder ve canını kurtarmak için Bitinya'ya (Kocaeli) kaçar. II.
Jüstinyen, Büyük Saray önüne geldiğinde Muhafız Birliği tarafından imparator olarak selamlanır.
Böylece 705'te İmparator II. Jüstinyen'in ikinci saltanat dönemi başlar.
(Burnu kesilmişti. Şimdi nasıl imparatorluk yapacak? O da gelecek hafta resmi ile birlikte.)

II. Jüstinyen, birinci imparatorluk döneminde. Ressam Evren Oğuzbalaban tarafından özel olarak hazırlandı.


BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.