YAZARA MAİL GÖNDER Dostlar azalır, anılar artarken!..

YAZARLAR

Hafta sonu gazeteleri okurken, iki yerde takıldım kaldım.. Biri, bir ilandı. Öbürü bir röportaj..
Aldılar beni yarım asır gerilere, 60'lı yıllara götürdüler.. İki çok iyi dosta.. Selçuk Altan gazeteciliğimin ilk yıllarındaki en iyi dostlarımdan.
Hani yedik içtiğimiz ayrı gitmezdi, öyle.. Ama mesafeler değil, zaman acımasız olan.. Koptuk gitti. Yıllardır haber alamıyordum..
Aldım sonunda.. Bir ölüm ilanının göbeğinde adı vardı..
1961'e gittim birden.. Selçuk, Öcal Ağbim ve ben nasılsa Avrupa yollarına düşmüşüz, Roma'da buluşacağız.
Napoli'ye geçip Ankara Vapuruyla İstanbul'a döneceğiz.
Ben Venedik'ten trenle indim Roma'ya.. Koca şehirde nasıl buluşacağız kafamda yok, aval aval dolaşırken, canhıraş bir Türkçe küfür duydum..
O sesi çok iyi tanıyorum..
Selçuk!..
Hızla o yana gittim.. Manzara!..
Adam kaldırıma tezgahı koymuş muz satıyor. Selçuk da adama Türkçe sövüyor.. "Ne oldu yahu" dedim.. "İtalyan beni kazıklamaya kalktı" dedi.. "Nasıl yani" dedim..
Tezgahı gösterdi. Küçük muzlar var, 25 liret.. Büyük muzlar var, 50 liret..
Selçuk adama demiş ki, "Büyüklerden yiyeceğim, ama küçüklerin parasını ödeyeceğim.."
Sonra büyük muzu yemiş.
İtalyan 50 liret isteyince, Selçuk çıldırmış.
Selçuk tek kelime İtalyanca bilmez.. "Nasıl dedin" dedim.. Anlattı..
Eliyle büyük muzu göstermiş, ağzıyla yeme işareti yapmış.
Sonra küçük muzun etiketini göstermiş eliyle para işareti yapmış.. "Bunu yerim, bunu öderim" demiş yani.. Geri zekalı İtalyan (!) anlamamış iyi mi?.
Röportaj, Kemal Başar'la yapılmış. Tiyatrocu.. Resimlere baktım, bizim Savaş.. Savaş Başar meğer Kemal'in babasıymış..
Benim en sevdiğim dostlarımdandı Savaş!..
Komiser Kolombo'nun sesi olarak tüm ülkede ün yapmıştı.
Yüzünü kimse tanımazdı ama, konuşunca "Aaaa.. Bu Kolombo" derdi herkes..
Kemal "Babam yaramaz değildi" demiş.. Nasıl değildi Kemal, nasıl değildi?.
Sofya'dan dönüyorum ben..
Devlet Tiyatrosu da Atina'dan geliyormuş..
Kapıkule Gümrüğünde rastlaştık..
Gümrükçüler, sanatçıların bavullarını indirmiş arıyorlar..
Savaş'ın bavulundan üç şişe viski çıktı. Gümrükçü "Bir" dedi.. "Ötesi yasak!.."
Savaş, rica, minnet..
Gümrükçü'de "Nuh" var, peygamber yok..
Savaş'ın sonunda tepesi attı. "Ben bunları geçiririm" dedi..
Gümrükçü "Sıkıysa geçir de görelim" diye meydan okudu..
Savaş fazla iki şişeyi iki eline aldı. Az ilerisi Yunan toprağı..
Oraya gitti. Şişeleri tepesine dikti..
İkisini de bitirdi.. Sonra bizim tarafa geldi.. Az ilerde bir ağaç var. Onun arkasına geçti.. Affedersiniz, işedi..
Sonra Gümrükçünün yanına geldi..
"Geçti mi viskiler üstat" dedi, yürüdü otobüse bindi..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.