YAZARA MAİL GÖNDER 'Ormanlarımdan bir dal kesenin..'

YAZARLAR

Validebağ'da cami inşaatı yüzünden parktaki ağaçların kesilmesi son günlerin önemli olaylarından biri haline gelmişti ya.. Ahmet Hakan konuya el atmış ve köşesinde önce "Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez şöyle diyor" demiş ve nakletmiş..
"Bir tarafta mescit inşa etmek üzere olan insanları görüyorsunuz.
Bir tarafta ise ağaçlar kesilmesin diye gösteri yapan insanları görüyorsunuz. İbadet sevgisi ile tabiat sevgisi karşı karşıya gelecek sevgiler değildir. İbadet sevgisi ile tabiat sevgisini karşı karşıya getirerek birbirimizi üzmek, birbirimize bu sevgiler üzerinden öfkemizi göstermek bize yakışmıyor. Bunun bir an önce bitmesini diliyorum."
Ardından kendi fikrini söylüyor, Sevgili Ahmet..
"İstanbul'da Validebağ Korusu'ndaki tartışmada benim durduğum yer, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in durduğu yerdir."
Şimdi ben sevgili dostuma sormak isterim..
Durduğunuz yer güzel de, çözüm ne?.
Güzel şeyler söyleyip, aslında hiçbir şey söylememenin örneği değil mi bu?.

***

Efendim, Validebağ'a bir cami yapılmasına karar verilmiş. Cami için parkın bir bölümünün elden çıkması, bazı ağaçların kesilmesi gerek. Mahalleli parkına ve ağaçlarına sahip çıkmış.. Onlar adına konuşanlar, "Bu civarda, isteyenin gidebileceği yürüyüş mesafesinde 26 cami var. Bu camilerin cemaati, beşi altıyı geçmez. O zaman parkı küçültmek, ağaçları kesmek niye?."
Bu soruya ne cevap verildiğini bilmiyorum.
Çünkü gazetelerde rastlamadım.
Söz konusu yerleri de gezmişliğim, dolaşmışlığım yok. Bu yüzden ben şu anda durduğum yeri bilmiyorum..
Ama bildiğim başka şeyler var..
Mesela, İstanbul'u günün birinde fethedeceği, Hazreti Muhammed'in hadisleriyle asırlar önce duyurulan "Güzel Kumandan" Fatih Sultan Mehmet'in bir sözünü bize daha ilkokulda iken ezberletmişlerdi.. "Ormanlarımdan bir dal kesenin başın keserim!.." demişti, Peygamberimizin müjdelediği "Güzel Kumandan!.."
Gerçi ayni okulda başka bir şey daha ezberliyorduk o günlerde..
"Baltalar elimizde,
Uzun ip belimizde,
Biz gideriz ormana her ormana..

Ağacın yanında dur
Baltayı sağdan savur
Bir de sol taraftan vur
Kuvvetle vur!.."
Bu çelişkiyi o zamanki minnacık kafamızla düşünmemiştik bile..
Ama bugün görüyorum ki, hala çözememişiz..
Çünkü..
Orman yaşamın asli unsuru..
Sadece güzelliği değil.. Yaşamımız Ormana bağlı.. Ona sahip çıkmak görevimiz..
Hele dünyada yaşayan insanların sayısı hızla artar ve teknoloji daha hızla gelişirken, ormanları yok ederek arazi kazanmak, çağımızın en büyük küresel sorunu iken, Fatih Sultan Mehmet'in çok sert de olsa, o ileri görüşünü savunmamız gerek..
Tamam..
Tamam da bir de gerçekler var..
İstanbul'da o "Güzel" Kumandanın adına bir orman var.. Fatih Ormanı?. Kaçınız biliyorsunuz?.
Nerde?..
Bu orman son yıllarda bir kez gündeme geldi.. Ünlü Yaşam Mimarı(!)mız, bu ormana atla dalıp, rezidans kuleleri ve avm yapacağını ve adını da alay eder gibi, o ormana adını veren "Güzel" Kumandana atfederek "1453" koyacağını ilan ettiği zaman..
Fatih Sultan Mehmet'in adını taşıyan Orman var.. Ama bir de "Cami" var!..
Şimdi lütfen düşünün..
O Yaşam Mimarı kardeşimiz, Fatih Ormanı'nı kesme yerine, Fatih Camii'ni yıkmaya ve yerine rezidans ve avm yapmaya kalkışsaydı ne olurdu?. Kalkışamazdı merak etmeyin.. Hemen "Meczup" olarak göz altına alınır ve bir tımarhaneye tıkılırdı..
Yani.. İstanbul'u fetheden "Güzel"
Kumandanın ormanını yok edebilirsiniz, ama camisinden bir çivi sökmeyi aklınızdan bile geçiremezsiniz..
Yani.. Çağımızdan yüzlerce sene sonraya adınızın kalmasını istiyorsanız, Orman değil, cami yaptırmanız gerek..
Hadi şimdi "Çözüm" bulun bakalım!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.