YAZARA MAİL GÖNDER Sahipsiz İstanbul'da yaşamak, işkencesi!..

YAZARLAR

İnanın, mesele İstanbul'da yaşamanın her geçen gün artan bir işkenceye dönmesi değil.. İnsan zaman içinde işkenceye de alışabiliyor.. Mesele, bu kentin atanmış ve seçilmiş yerel yöneticilerinden hiç birinin, halkın çektikleri ile zerre ilgilenmediklerine şahit olmak..
Ad vereyim..
Biz İstanbul halkının her geçen gün biraz daha artan çileler içinde, kahrederek, lanet ederek, kaderine söverek yaşaması, atanmış Valinin, atanmış Emniyet Müdürünün ve seçilmiş Belediye Başkanının zerre umurunda değil..
Makamlarında oturup en rahat koltuklarda, gelsin kahve, gitsin çay, akşamı beklemek dışında ne yapıyorlar, İstanbul halkı için?.
Vali, Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürü, bir, tek bir örnek verebilirler mi bana.. Mail atsınlar aynen bu köşede yayınlamazsam, namussuzum..
Desinler ki..
"Ben falanca tarihte kenti dolaşmaya çıktım.. Falanca yerde, filanca aksaklığı gördüm.
Emir verdim, düzeldi.."
Bir, tek bir örneğe, makamlarına gider, ellerinden öperim, teşekkür için..
Bakın..
Geçen perşembe akşamı Ataköy Sinan Erdem'de Andre Rieu konseri vardı. Geçen sene ayni konser gecesi, E-5 felç olmuştu. Sahil yolu da felç olmuştu.
Ataköy, nüfus yoğunluğu açısından, büyük boy bir Anadolu kasabası. Bu koca kasabanın iki girişi var. E-5'ten ve sahilden.
Düşünebiliyor musunuz?.
Kilis'e mesela, akşam 17.30- 21 arası kaç araba girer?. Oysa Ataköy'de yaşayan on binlerce insanın çoğu başka bir İstanbul ilçesinde çalışıyor. Sabah gidiyor, akşam dönüyor.
Bu iki giriş- çıkış yolundan biri kilitlense hayat tam bir işkenceye dönüyor Ataköy halkı için..
Hadi biz, keyfe gidiyoruz. Ya Ataköylülerin çilesi?.
Geçen seneki rezilliği yaşayan biri olarak, günler öncesinden bu köşede, Valiyi, Emniyet Müdürünü ve Belediye Başkanını uyardım. "Bu yıl ayni faciayı ne biz gidenlere, ne de Ataköylülere yaşatmayın. Biraz ilgilenin.
Biraz önlem alın, biraz sahip çıkın İstanbul halkına" dedim..
Ama umurlarında olmayacağını bildiğim için de, saat 21.00'deki konser için, saat 18.00'de, 3 saat evvelden, Etiler'den yola çıktım. Etiler'den üç saatte abartmıyorum, Ankara'daki kardeşime giderim..
Ataköy içindeki trafik kilit olduğu için, salona 100 metre kala arabadan inmek ve koşarak yürümek zorunda kaldım, geçen yılki gibi, başladıktan 15 dakika sonra girmemek için..
Ama konser başladıktan yarım saat sonra, hala içeri girenler vardı..
Andre Rieu, dalga geçti "İstanbul'un trafiği" diye.. Bir gece evvel İş Sanat'ta Sarah Chang'ın dalga geçtiği gibi.. Rieu, dünyanın en kalabalık, en yoğun kentlerinde, Rio'da, Los Angeles'ta, Sydney'de, Pekin'de konserler vermiş, veriyor.. Her defasında da en rezil trafiğin İstanbul'da olduğunu görüyor, ama sebebini bilmiyor.
Ben biliyorum..
30 dakikalık yolu 3 saatte alma işkencesi de değil, beni üzen..
Beni öfkeden deliye döndüren şey, günlerce evvelden, bu ülkenin en çok satan gazetelerinden birinde uyarmam ve resmen ve alenen, Vali'den, Emniyet Müdürü'nden ve Belediye Başkanından ilgi dilenmeme rağmen, beylerin kılını kıpırdatmadığına şahit olmak..
Maaşlarını benim ödediğim, oylarını benim verdiğim insanlardan "Biraz ilgi" diye dilenciliğe çıktığım halde, Etiler'den, salona dek, E-5'te ve kördüğüm olan Ataköy içindeki o tek ana arterde ve de salonun tam önündeki kavşakta, bir tek bir trafik ekibi, tek bir trafik polisi, belediye zabıtası görmemem.. Ataköy Belediyesi nerde peki?.
Mustafa Sarıgül'ün adamını seçtirmek için Ateş Ünal Erzen gibi bir başkanı yiyenlerin seçtirdiği muhterem niye kendi halkına sahip değil?.
Papa İstanbul'da.. 3500 polis yollarda..
Başbakan İstanbul'da.. 3500 polis yollarda..
1 Mayıs'ta Taksim'e gidilmesin diye, 35 bin polis yollarda.. Ama önceden uyarı geldiği halde, 10 bin insanın sadece o iki girişten Ataköy'e ayni saatlerde gireceği biline biline, bir tek, tek bir trafik polisini görevlendirmemek ne demektir, bana Sayın İçişleri Bakanı söyler mi acaba?.
E-5'te siren sesinden geçilmiyor.. Hadi biz keyfe gidiyoruz. Gitmesek de olur. Ölmeyiz ya..
Ama adı üstünde o "Cankurtaran"ın içindeki ölür.. Ölebilir..
Ölen de olmuştur herhalde..
E-5'te emniyet şeridi de piç oldu, aldıran yok. Zaten olsa ne fark ediyor ki?. Peki, cankurtaranda yatan için saniyeler kıymetli iken, araç zerre ilerleyemiyorsa ne olacak, Ey Vali?. Ey Emniyet Müdürü?. Kalp krizi geçiren o trafikte hastaneye yetişmezse, o ölümden kim sorumlu olacak, ha?.
Bakıyorum.. Metrobüs hattı bomboş..
Bir gece, tek bir gece eskortsuz, size yollar açılmadan, vatandaş gibi o E-5'e çıkıp cankurtaranların, kendilerini bile kurtaramaz hallerini görseniz, bir emir verir ve dersiniz ki mesela.. "Metrobüs yolunu can kurtaranlar kullanabilir.."
İstanbul halkının sağlığı zerre umurunuzda olsa, çözüm mü yok?.
Ama değil.. Aldırmıyorsunuz..
Bizim çektiklerimize aldırmıyorsunuz..
Peki vicdanınız?.
"Bunca para, bunca forsla, dünyanın en güzel kentinde yaşıyorum.
Bana bu parayı ödeyen ve bu forsu sağlayan İstanbul halkına bir nebze hizmet edeyim" dedirtecek vicdanınız?.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.