YAZARA MAİL GÖNDER Haber TV'cilerini mecbur etmeli!..

YAZARLAR

Neye mi mecbur etmeli?.
Gece Vurgunu/ Nightcrawler filmini görmeye.. Bu filmden öğrenecekleri ile, belki "Gevezelik Televizyonu" olmaktan çıkarlar, gerçek haber televizyonu olurlar.
Haber kanalları, niye haber değil de, gevezelik kanalı?.
Haber pahalı, gevezelik ucuz da ondan..
Ana haberlere bakalım. En önemli (!) programları ya!.. Ortalama 1 saat sürüyor, hepsinde. Bir saat, dolduracak haber filmi için, ekipler, muhabirler olmalı.. Bir olay anında ekipler oraya koşmalı.. Olay yerinden canlı yayınlar yapılmalı..
Eee!.. Bunların hepsi masraf..
Peki nasıl dolacak saatler?.
Oturtacaksın ana haber spikerinin karşısına birisini, hatta ikisi, üçünü.. Reji odasından "Yeter" işareti gelene dek konuşacaklar. Haber saati, masraflı görüntüler yerine bedava konuşanlarla dolacak.
Eee!.. Allah razı olsun, bir iki ajans da var, yerli.. Bir iki görüntü de onlardan alır, bin defa kullanırsınız, üzerine arşiv yazma zahmetine bile katlanmadan.
Oldu size, bedavaya bir Ana Haber..
Haber kanalında, habersiz, ana haber!.
Pardon az daha unutuyordum..
Devlet büyüklerinden biri, Abbas Ağa Parkı'nı Güzelleştirme Derneği Genel Kurulu'nda konuşsa, hadi ordan canlı yayın..
Sanırsınız ki, Devlet Büyükleri bu kanalları, her konuşmalarını naklen yayına zorluyor. Kimsenin günahını almayın. Bu konuşmaları TRT Haber izliyor, yayınlıyor, ötekiler de anında TRT'den naklen.. Al sana bedavaya dolan iki saat daha.. O konuşma olmasa, yerine program koymak gerek.
O da masraf demek..
Haberci olsan, o yayını kaydeder, içindeki önemli cümleleri aynen alarak bir haber hazırlarsın, millet de Başbakanın ne dediğini 5 dakikada öğrenir, 2 saatte değil.
Şimdi bunlarla Gece Vurgunu filminin ne alakası var?.
Şu alakası var efendim!..
Çözüm sürecindeki ülkemizin en gergin, en kritik günlerinden birinin gecesi eve döndüm.
"Ne var ne yok" diye adetimdir, ilk işim haber kanallarını tararım. Çok önemli bir şey varsa, kırmızı yazı ile "Son dakika" diye yazarlar, saatlerce, hatta Soma'da olduğu gibi günlerce tutarlar.. Öyle bir durum yoksa, alt yazılarda okurum, günün, pardon "Dünün" özetini.. Çünkü haber kanalları haberlerini, hiç utanmadan, sıkılmadan, yüzleri kızarmadan, o sabah çıkan gazetelerden alırlar. Hadi sabahın ilk saatleri neyse, ama gecenin on birinde o sabahki gazetede çıkan üstelik bir röportajı, cümle cümle diye alt yazı yapmak, eğer kovulma sebebi değilse, nedir?. Ama o kanalın yönetiminde kimseyi rahatsız etmez bu rezillik.,
Neyse.. Kanalları dolaşıyorum. Önemli bir şey yok, alt yazılarda.. Ekranda görülen de, hani o sıfır maliyetli "Geveze" programlar var ya, onlar işte hepsinde.. Bir yığın adam oturmuş, geyik muhabbetinde.. Kim dinler, kim bakar, umurlarında değil. Bedavaya koşup geliyor ya konuşmacılar.. Oh.. Keka..
Tam o sırada bir ajans haberi düştü ekrana.. Bingöl Emniyet Müdürü yardımcıları ile kent sokaklarında dolaşırken silahlı saldırıya uğramış.. Ölenler, yaralananlar var..
Dedim ya, çözüm sürecinin gergin günleri.. Böyle bir olay çok ama çok önemli..
Haber kanalları arasında dolanıp duruyorum. Birisi Bingöl'e bağlanacak mı?. Orada muhabiri var mı?. Mesela valiyi arayacaklar mı?.
Hayır.. Geveze programları aynen devam ediyor. Ajanstan bir yeni haber gelirse, onu alta yazıyorlar. (Allahtan onu yapıyorlar. Aferin..) Görüntüde konuş Allah konuş..
Çünkü hiç birinin Bingöl'de tek muhabiri yok..
Oysa olmalı.. Bu ülkede yaşamın olduğu her yerde olmalı.. Olabilir.. Üstelik bedava olabilir..
Nasıl mı?.
İşte Gece Vurgunu filmini onun için gidip görsünler.. Yaşaması "Görüntü"ye bağlı haber TV'lerinin nasıl devamlı, maaşlı ekip kurmadan, ülkenin, hatta dünyanın her yerinde adamları, muhabirleri olur, öğrensinler..
Sokağa çıkıyorsunuz.. İnsanlar ellerinde telefonlar.. Telefonun üzerinde kayan parmaklar.. Bir kafeye, restorana giriyorsunuz.. İnsanların elinde, üzerinde parmak kayan telefonlar.. Kırmızı ışıkta karşıya geçmek için bekliyorsunuz. Sürücülerin elinde, üzerinde parmak kayan telefonlar..
Sinemada, tiyatroda, konserde izleme keyfinizin içine tüküren kayan parmaklar..
Üniversiteler, liseleri geçin. İlkokullarda hatta ipadler üzerinde kayan parmaklar..
Bu ne demektir?.
Bu, bu ülkenin hemen her köşesinde yüzlerce, binlerce, milyonlarca akıllı telefon var demektir. Yani, potansiyel muhabir var demektir.
Akıllı telefon anında video kaydı yapar, anında istediği yere yollar çünkü..
Şimdi kadro kurmana, bordro yapmana gerek yok..
Gece Vurgunu filminde gayet güzel göreceğimiz gibi, "İş başına" diye bir anlaşma var.. İşi satın alırsın. "Bana görüntü ver, parasını al!.."
Simit satar gibi..
Şimdi televizyonunda ilan etsen..
"Yurdun dört bir yanında, parça başı çalışmak üzere, akıllı telefon sahibi insanlar arıyoruz" diye, size hem de yüzlercesi İletişim Fakültesi öğrencisi, işi bu olan gençler severek, koşarak başvururlar..
Girersin hepsini bilgisayara..
Bingöl'de olay..
Tıkla Bingöl'ü.. Çıkar muhabirin hemen karşına.. "Emniyet Müdürü vurulmuş, koş!.."
Hepsi bu!.
Sen bunu yapmaya başladın mı, Bingöl'de başka akıllı telefon sahipleri de kendiliklerinden olayı görüntüleyip seni aramaya başlarlar.. "Elimde canlı görüntüler var" diye..
İşte sana ülke çapında, dünya çapında haber ağı.. Hem de tek kuruş ön masraf yapmadan.. Sadece satın aldığın haberin parasını ödeyerek, en canlı, en ilginç, en izlenen haber televizyonu olursun bir anda.. Reklamlar sana yağmaya başlar. Misliyle kazanmaya başlarsın.
Yahu olay Kristof Kolomb'un Yumurtası kadar basit. Önünüzde duruyor. Kokuşmuş, milletin ezberlediği arşiv sahneleri, ajanslardan hepinize aynisi gelen görüntülerle rekabet olur mu?.
Sizin yaptığınız rekabet, "Kimin gevezesi güzel.."
O zaman da reytinginiz o kadar oluyor işte!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.