YAZARA MAİL GÖNDER Kızıldeniz’deki Musa..

YAZARLAR

Bandırma, Paşabayırı'ndaki evimizin salonunda toplandık yemekten sonra.. Babamın yeni aldığı taş kömürü sobası ne güzel ısıtıyor.. Odun sobası gibi, ikide bir de odun atma sorunu da yok. Bir dolduruyorsun, bütün gece gidiyor. Üzerinde kestaneler dizili..
Babam neşeli o gece.. Keyifli olduğu zaman öyle tatlı anlatır ki, aileyi etrafına toplayıp.. Tarihe, mitolojiye meraklı.. O gece bize, Musa ile Firavun'un öyküsünü anlattı. Musa'nın kavmini Mısır'daki esaretten nasıl kurtardığını, arkasında Firavun'un ordusu varken, Kızıldeniz'i nasıl yarıp geçtiğini..
Bitirince, kitaplığına uzandı ve Safahat'ı aldı eline.. Mehmet Akif"in tüm şiirleri orda.. İstiklal Marşı hariç tabii. "O şiir benim değil, Türk milletinin" demiş ve almamıştır.
"Biraz da gülelim" dedi, babam.. İlkokul iki aklımla "Mehmet Akif'le nasıl gülünür" diye içimden geçirirken, okumaya başladı..
"Bir zaman vardı ya tarih-i mukaddes modası...
Yeni yaptırdığı köşkün büyücek bir odası
Mutfakta eski resimler ile hep süslensin
Diye ressam aratır hayli zaman bir zengin.
Biri peyda olarak 'Ben yaparım' der, kolunu
Sıvayıp akşama varmaz, sekiz arşın salonu
Sıvar ama ne sıvar... Sahibi der:
- Usta bu ne?
Kıpkızıl bir boya çektin odanın her yerine! ..
- Bu resim, askeri basmakta iken Firavun' un
Kızıl deniz yarılıp geçmesidir Musa' nın
- Hani Musa, be adam?
- Çıkmış efendim karaya
- Firavun nerde?
- Boğulmuş.
- Ya bu kan rengi boya?
- Bahri ahmer (Kızıl Deniz), a efendim yeşil olmaz ya bu da!
- Çok güzel levha imiş, doğrusu şenlendi oda! ..

O gün, bugün ne zaman Musa, Firavun duysam, bu Akif ve babam gelir aklıma..
Ridley Scott'un Exodus, Tanrılar ve Krallar filmine giderken de "Hani Musa be adam" dizelerini tekrar ediyordum içimden..
Ridley Scott bu tür filmler için biçilmiş kaftan. Bir de 3 boyutlu.. Hem de İmax.. Çocukken kaç kez izledim, hatırlamıyorum.. Charlton Heston'un Musa, Yull Brynner'in "Böyle söylensin, böyle yazılsın, böyle yapılsın" diye canlandırdığı harika firavun tipi..
İşte yine müthiş bir film izleyeceğim..
Amma velakin, tam 2.5 saat süren filmden çıkarken duyduğum his, hayal kırıklığı..
Bilgisayar tekniklerini kullanarak yarattığı o tüm zenginliklere rağmen, film bana ve de pek çok kişiye fazla uzun, fazla temposuz geldi. Ortada bu kadar uzun süreyi taşıyacak ne öykü var, ne de aksiyon..
Sigourney Weaver, Ben Kingsley gibi Oscarlık oyuncular, "Bunlar da görünsün" diye yazılmış gibi duran rollerde harcanıyorlar.
Yani bol vaktiniz varsa ve yerli dizilerin bitmez tükenmezliğine alışkınsanız, gidebilirsiniz..
Giderseniz bakın bakalım, alenen ve resmen ziyan edilen Reaksiyon dizisinde harika bir tipleme (Öktem Bey) yaratan Kevork Malikyan'ı bu filmde yakalayabilecek misiniz?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.