YAZARA MAİL GÖNDER Bizans’ta bir ameliyat!..

YAZARLAR

Üstat Radi Dikici, o sıralar ciddi sağlık sorunları geçirdiği için, yazamamıştı. Şimdi yazabildi ancak ve bana şu notla gönderdi..
"Pera Müzesi'nde açılan 'Bizans'ta Şifa Sanatı-Hayat Kısa, Sanat Uzun' sergisi, muhtemelen müzenin bugüne kadar açtığı sergilerin en önemlisiydi ve 26 Nisan günü kapandı. Artık Hipokrat'ın iki ve Galen'in bir kitabını bir daha görmek mümkün olmayacak. Kitaplarımda teknik bir konuyu yazarken daima o konunun uzmanlarına danışırım. Heraklius kitabımda, baba Heraklius'a yapılan ameliyatla ilgili o döneme ait bilgiyi bana Prof. Dr. Akif Akaydın, uzun araştırma yaparak ve işin enteresan tarafı Galen'e atıfta bulunarak verdi. Buradan kendisine, kitabın başına unuttuğum teşekkürü aracılığınla sunmak istiyorum."

***

İmparator Heraklius, Kartaca Valisi olan babasını Konstantinople'a çağırmıştı. Onun yürürken aksadığını görünce Sampson Hastanesi hekimlerini muayene için saraya çağırdı.
Muayene yaklaşık bir saat kadar sürdü. Başhekim dışarı çıktı.
"Majesteleri, babanızın sağ baldırının arkasında, muhtemelen kıl dönmesi veya başka bir nedenle, içi iltihaplı bir bölge oluşmuş. Son derece tehlikeli. Mutlaka müdahale edilmesi gerekli. Ameliyat edeceğiz. Bu teknik sadece hastanemizde var. Eğer komutan biraz daha gecikmiş olsaydı, iltihap önce ayağına yayılacaktı. Onu keserek çıkarmak zorunda kalacaktık. Yoksa çok büyük bir ihtimalle hayatını kaybederdi. Bu operasyonun çok ıstırap verici olduğunu söylemem gerekli. Bugünkü teknikle operasyon sırasında hastayı sakinleştirici vererek mümkün olduğu kadar uyuşturuyoruz ama maalesef henüz tümüyle acı duymasını önleyemiyoruz."
"Ne zaman yapacaksınız bu işi?"
"Yarın sabah erkenden. Şu andan itibaren hiçbir şey yememeli."
"Bütün bunları kendisine anlattınız mı?"
"Evet efendimiz. Hazır olduğunu söyledi."
"O zaman yarın sabah hastanede olacağız."
Ertesi sabah hastaneye vardıklarında baba Heraklius'un, belli etmemeye çalışsa da heyecanlı olduğu belliydi. Hekimler onu soyup üstüne beyaz, bol bir elbise giydirdiler. Üstü yine beyaz bir örtü kaplı masaya yüzükoyun yatırdıktan sonra imparatora dışarı çıkması için ricada bulundular.
Baş operatör, bir bardağa konmuş koyu renkli sıvıyı hastaya uzattı, sonra yuvarlak bir kaba konmuş oldukça büyücek üç hapı da içmesi için verirken;

"Efendimiz," dedi, "bu verdiklerimiz sizi belirli ölçüde uyuşturacak ve ameliyatın sizin için kolay geçmesini sağlayacak,"
Yarım saat sonra hastanın her tarafı uyuşmuştu. Kendini huzurlu ve hafiflemiş hissediyordu. Sanki uçuyor gibiydi. Konuşulanları duyuyor ama ne dediklerini anlayamıyordu.
Hastanın ameliyata hazır olduğunu anlayan baş operatör yardımcılarına işaret etti. Her iki elini ve ayağını bileklerinden, bir kayışla belini de masaya bağladılar. Artık kımıldaması mümkün değildi.
Başhekim, sıcak suda kaynatılmış ve bir örtü üstüne sıralanmış ameliyat bıçağını eline alarak yarayı doğrudan baştan sona yardı. Hasta önce büyük bir çığlık attı ama sesi birden kesildi. Bayılmıştı...
Bu da hekimlerin istedikleri bir durumdu, işlerini kolaylaştıracaktı. Yaradan çıkan ve fışkıran iltihap ve hepsini çok şaşırttı. Durumun çok daha ciddi olduğunu gördüler.
Baş operatörün devam edebilmek için ellerini tekrar yıkaması gerekiyordu ama sadece elleri değil, üstü başı iltihaba bulanmıştı. Yardımcısı, hocanın gömleğini çıkarıp temiz bir gömlek giydirdi. Hoca, zamanın teknolojisine uygun içinde ilaç bulunan su dolu bir kaba ellerini sokarak yıkadı ve temiz bir bezle kuruladıktan sonra hastaya döndü.
Zaman kaybetmemesi gerekiyordu. Hasta kan kaybından ölebilirdi. Yardımcısına işaret ettiğinde onun uzattığı ucu sivri, ince bıçağı eline aldı. İltihaplı bölümü tümüyle temizlemeleri gerekiyordu. Dikkatle o bölümü keserek çıkarmaya başladı. Son parçayı aldığında eline bir sivri şey geldi. Muhtemelen savaşlar sırasında derine batmış bir kıymıktı. Yaranın nedeni oydu. Daha sonra bakacaktı. Şimdi artık sıra yaranın temizlenmesine gelmişti. Yine beyaz bezleri hemen yanındaki sıvı dolu kaba batırarak yarayı temizlemeye ve akan kanı durdurmaya başladılar. O bölgede oldukça derin bir yara açılmıştı.
Baş operatör yaranın ortasından iki ucunu birleştirince, yardımcısı hemen üstüne önce bir sıvı döktü, sonra da krem sürdü. Hemen üstüne bugünkü bantlara benzer bir kalınca ve beyaz bir bezi koydu. Baş operatör bandı tutarken diğer yardımcıları daha önce çözdükleri ayağı yukarı kaldırdılar ve önceden hazırlanan sargıyı sıkı sıkı dolayarak yarayı emniyete aldılar. Ayağın altına yine beyaz, birkaç kat katlanmış yumuşak bir örtüyü tekrar bağladılar. Hasta için durum zordu ama katlanması gerekiyordu.
Dışarı çıkıp imparatora durumu anlattılar. Operasyon umduklarından da iyi geçmiş, hasta tehlikeyi atlatmıştı. Daha doğrusu öyle olduğunu umut ediyorlardı. En az on beş gün hastanede kalacaktı.
Baba Heraklius için ilk üç gün tam bir kâbustu. Her sabah sargının açılıp yaranın temizlenmesi ve tekrar sarılması çok acı vericiydi. Dördüncü günden sonra yara yavaş yavaş kapanmaya başladı. Baş operatörün yaptığı sargı yaranın iki ucunu birleştirmeye başlamıştı.
Hastayı da zaten sırt üstü çevirmişlerdi. Onuncu günde kırmızı bir çizgi halini almış olan yaraya sadece ince bir sargı sarıyorlardı.
Baba Heraklius, tam yirmi ikinci günde etrafı kapalı bir tahterevana bindirilerek saraya getirildi. Böylece her gün hastanedeki odasında saatlerce başında oturup bekleyen sevgili karısının bakımına bırakıldı. İki ay sonra da artık ayaktaydı...

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.