YAZARA MAİL GÖNDER ..Ve yarım kalan yazının sonu..

YAZARLAR

Sonunda bu da geldi başıma..
Bilgisayarın oyununa kurban gittim bu defa, editörümün ve reklamların günahı yok.
Yıllardır, perdeyi geç açan, yüzlerce, binlerce insanı zerre saygı duymadan bekletenlere kızarım. Ferhat Göçer konseri de, bir uyarı yapılmadan, bir özür bile dilenmeden 22 dakika geç başlayınca artık, aldım elime kalemi, yazdım aklıma geleni..
Ama yazının sonu yok, sabah baktım gazetede..
Soğuk duş.. Hızla gazeteye koştum ki, hata bu defa tümüyle bende..
Bilgisayar özürlüyüm ya..
O zaman özürler benden..
Dünkü yazım, aslında şöyle bitecekti..

***

Bir tesadüf, tam da o gün Cengiz Semercioğlu kardeşim, Hürriyet Kelebek'teki köşesinde "Sanatçıdan dost olmaz" demeye getiriyordu. "10 tane iyi yazı yaz, 11'inci yazıda eleştir, senden kötüsü olmaz.. Arkadaşların çoğalır gözükürken azalır" diyordu. "Arkadaşların azalmaz" diye yazacaktım ona.. "Sen iyi yazdığın için, iyi yazmaya devam etmen için dost görünenler, eleştirdiğini görünce hayatından çekip giderler. Bir sahte dosttan kurtulursun, hatta daha da iyi olur." diyecektim.
40 yıldır dost sandığım birini eleştirdim, selamı sabahı kesti. Beni görünce yolunu değiştirir oldu. Onu anlatacak ve "Şimdi söyle Cengiz, hangimiz kaybettik?.
O mu, ben mi" diye bitirecektim..
Sevgili Ferhat'ın bu yazdıklarımı en iyi değerlendirecek insanlardan biri olduğuna inanıyorum.
Gelecek Ferhat Göçer konserinde saatlerinizi ayarlayabilirsiniz, öylesine inanıyorum hem de..
Bu arada, o gece Açık Hava'yı dolduranlar dahil, son yıllarda hemen her konserde, hatta tiyatro oyunlarında insan yerine konmadan, zerre saygı duyulmadan, bir açıklama yapmaya, bir özür dilemeye dahi gerek görülmeden bekletilen, bekletilmeye alıştırılmış insanlara da bir sorum var.. Başlıkta yazıyor zaten.. (Dünkü yazının, dünkü yazıda havada kalan başlığı tabii..) "Suç saymayanda mı, yoksa saydırmayanda mı?."
Biz koyun gibi oturur, hiç bir şey olmamış gibi beklemeye, bekleten sahneye geldiğinde, her şeyi unutup alkışlarla, izlemeye devam edersek, bu muameleyi hak ediyoruz demektir..
Bizi Açık Hava'da, ya da İstanbul'un, Ankara'nın, İzmir'in herhangi bir salonunda böyle pervasız bekletenler, Paris'te Olimpia'da, Londra'da Albert Hall'da, ya da bir başka Avrupa kentinde, Avrupa seyircisi önünde ayni şeyi yapmaya cesaret ederler mi acaba?.
Etmezler değil mi?.
Neden peki?
....................
Konserin harikaydı Ferhat..
Onu yarın yazacağım!..
***

Şimdi dünkü yazıya göre "Yarın"a geldik.
Ferhat konseri, başından sonuna harikaydı.
Harika, her biri kendi enstrümanında star bir orkestra..
Harika vokalist Gözde.. Müthiş bir soprano..
Ve de kendisini de sanatını çok sevdiğim Anjelika Akbar.. Ve onun sayesinde konsere eklenen bölüm..
Anjelika, ilk yarının sonunda sahneye gelip, önce kendi bestelerinden örnekler sundu.. Sonra da Ferhat'ın konserine zorla eklettiği Rus şarkılarında eşlik etti.. Bizim üniversite yıllarının ezber bilinen şarkıları..
Katyuşa.. O Çiçorniya.. Bulgaristan dönüşü tüm kız arkadaşlarıma bu plaklardan getirmiştim de, üzerlerindeki kapan yazıları krilik alfabe ile olduğundan gümrükte beni "Komünizm propaganda malzemesini yurda sokuyorum diye göz altına almaya kalkmışlardı hatta, 1959 yılında.. Ne günler yaşadık.. Rus salatasının adının Amerikan salatası olduğu günler..
Sonra Anjelika kendi düzenlemesiyle benim Veysel'imi çaldı. Uzun İnce Bir Yoldayım.. Ve Gözde bir söyledi.. ..Ve de tenor Ferhat'a eşlik ettiği La Donna Mobile..
Ferhat çok ama çok iyi bir repertuar yapmış..
Konsere iki Sezen şarkısı ile girdi ki, benim geçen hafta yayınladığım "İşte benim Sezen şarkılarım" listemin en tepesindeki iki şarkı..
Gidemem ve Gülümse.. 22 dakika beklemenin verdiği öfkeyi bu iki şarkı aldı götürdü.
Sonrası hep popüler, hep sevilen, hep herkesin koro halinde söylediği şarkılar, türküler, dünya popundan, klasiklerden, müziğin her türünden örnekler..
Ferhat, bu ülkenin en önde gelen "Eğlendirici"lerinden. Ona gittiniz mi eğleniyorsunuz.. 20 yıldır değişmedi..
Finali gene beş bin kişi ayakta ve eşlikte "Hayde" türküsü ile yapınca herkes evine neşeyle, keyifle döndü..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.