Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Siyasi iktidarların en önemli görevi vatandaşlar arasında fırsat eşitliğini sağlamaktır. Fırsat eşitliğini sağlamanın yöntemi de kamu harcamalarının halkın yararına tasarlanmasıyla gerçekleştirilir.
Peki fırsat eşitliğini sağlayacak harcama tasarımı nasıl yapılır? Fırsat eşitliğini sağlamak için eğitim ve sağlık harcamalarını düşük gelirliler lehine çoğaltmak gerekir. İşte son on bir yılda Cumhuriyet tarihinde ilk defa sağlık ve eğitim harcamaları askeri harcamaların üzerine çıkartılarak harcama tasarımı değiştirildi. İlköğretimde okullaşma oranı kız çocuklarında ilk defa yüzde 100'e ulaştı. Okul kitapları bedelsiz olarak öğrenciye verildi. Fakir öğrenci ailelerine her çocuk için ayda 55 lira yardım yapıldı. Yine ilk defa tablet bilgisayarın düşük gelir gruplarının çocuklarına bedelsiz olarak dağıtımına başlandı. Sağlık alanında 18 yaş altındaki tüm bireyler genel sağlık sigortası kapsamına alındı. Böylece zengin ve fakirler arasında hayatın ilk basamaklarında başlayan eşitsizlik kısmen ortadan kaldırıldı.
Önümüzdeki yıllarda sağlanan bu fırsat eşitliğinin farklı bir Türkiye yaratacağı açık bir gerçek. Çünkü düşük gelirli çocuklar yeni teknolojileri kullanmayı öğrendiklerinde onlar da artık toplumda kararları verebilen mesleklere girebilecekler. Böylece eski orta sınıfa yeni rakipler çıkacağından düzen değişecek. Yeni orta sınıf eski orta sınıfı tasfiye edecek. Bu gün yaşanan kavganın nedeni de bu zaten.
Peki yeni orta sınıfla eski orta sınıf arasında yaşanan bu kavga niye önemli? Çünkü yeni orta sınıf eski orta sınıf gibi bürokratik ve askeri vesayetin unsurları değil. Devletin vesayetçi yapısını oluşturan ideolojik aygıtlar onların döneminde farklılaştı. Kılık kıyafet yasağından liselerde okutulan askerlik dersine kadar pek çok ideolojik aygıt artık yerinde yok. Hatta bütçede vesayeti oluşturan IMF de artık Türkiye'nin günlük yaşamından çıktı. İşte bu nedenle son günlerde IMF üzerinden bir tür eskiye özlem vesayet tartışması yürütülüyor.
Peki nedir IMF üzerinden yürütülen vesayet tartışması? Hatırlayacaksınız 2008 dünya krizinin yaşandığı günlerde bir işadamı, Başbakan Erdoğan'ın IMF ile stand-by yapmama kararlılığını "kuyruklu yıldız altında izdivaç" olarak değerlendirip adeta alay etmeye kalktı. TÜSİAD'da görevli bu işadamının daha sonra şirketinin içini boşaltıp "İstanbul yaklaşımı" adı altında yapılan düzenlemeyle diğer bir deyişle kumpasla halkın sırtına borçlarını yüklediği ortaya çıktı. Ardından bu işadamının isteğinin bu defa yeni bir IMF anlaşmasıyla içini boşalttığı diğer şirketlerinin borçlarını "Bebek zirvesi" adıyla yeni bir kumpas kurup halkın sırtına yüklemek olduğu anlaşıldı. Şimdi bu türden işadamları ve onların çalışanları IMF'siz ekonomide özel kesimin borçlarının arttığını ileri sürüyor. Tabii içini boşalttıkları şirket borçlarını halkın sırtına yükleyemedikleri için borçları arttı. Dolayısıyla çok kızgınlar.
Anlayacağınız "Yeniköy zirvesiyle" borçlarını halkın sırtına yüklemek isteyenler, Erdoğan'ın Kasımpaşa tokatıyla kurdukları kumpasın bozulmasını bir türlü içlerine sindiremiyorlar. İşte sorun bu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
;