YAZARA MAİL GÖNDER G-20, faiz lobisinin tam aksini söylüyor

YAZARLAR

Hafta sonunda G-20 ülkeleri maliye bakanları ve merkez bankası başkanları Moskova'da toplandı. Toplantıda, 2008 krizinin ardından ilk defa, birinci öncelik, ekonomik büyümenin hızlandırılmasına verildi. Kemer sıkma politikaları önceliğini kaybetti. Hemen belirtelim, dün açıklanan G-20 maliye bakanları toplantısı sonuç tebliği şöyle:
Bir: Bu toplantıda maliye bakanları ve merkez bankası başkanları olarak eylülde St Petersburg'da yapılacak liderler toplantısında ihtiyaç duyulan küresel ekonomik politikalar için hazırlık yapıldı.
İki: Büyüme ve istihdam birinci öncelik olarak belirlendi. Bundan böyle bütün gücümüzle istihdam yaratan büyümeye odaklanacağız.
Üç: Küresel ekonomi zayıf ve kırılgan durumda, işsizlik pek çok ülkede yüksek düzeyde varlığını sürdürüyor.
Dört: Büyüme ve istihdamı artırmak için finans piyasalarındaki kırılganlığı azaltacak politikalara odaklanacağız. Avrupa bankacılık reformuna destek vereceğiz.
Beş: Gelişmiş ülkelerde kamu maliyesinin sürdürülebilmesi en kritik konu... Bu nedenle büyüme ve istihdam politikaları kamu borcu/milli gelir oranını sürdürülebilir patikada tutabilmeli.
Altı: Ülkelerin döviz kurları, temel ekonomik göstergelerini yansıtmalı. Rekabetçi devalüasyondan ve korumacılıktan kaçınılmalı.
Yedi: Para politikası doğrudan ülke içi fiyat istikrarına odaklanmalı ve ekonomik büyümeye destek vermeli.
Gelelim sonuç tebliğinin bize ne söylediğine... Şunu söylüyor: Büyüme ve istihdam bundan böyle küresel düzeyde birinci öncelik oluyor. Hatta bundan önceki tebliğlerde birinci öncelik olarak yer alan kemer sıkma politikalarının finansal piyasalarda oynaklığı çoğalttığı ileri sürülüyor. O halde bizim faiz lobisinin "faiz artırın piyasalara istikrar gelir" tezi çöpe atılıyor. Çünkü faiz artırımı paranın maliyetini çoğaltacağından hem büyümeyi engelliyor, hem de finansal oynaklığı çoğaltıyor. Ve gereksiz yüksek faiz paranın değerini çoğalttığı için bu ülkenin temel ekonomik göstergelerini yansıtmayan döviz kurlarını ortaya çıkartıyor. Böylece yüksek faiz-düşük kur politikası beraberinde yüksek cari açığı getirdiği için Türkiye faiz lobisinin esaretinden bir türlü kurtulamıyor.
Peki Moskova'da G-20 tebliğine evet diyen Merkez Bankası çarşamba günü ne yapacak? Merkez eğer ölçüsüz bir faiz artırımına giderse yukarıdaki sonuç tebliğinin iki, altı ve yedinci maddelerine ters düşecek. Çünkü Türkiye'nin kamu maliyesinde bir sorun olmadığına göre gereksiz faiz artırımı doğrudan ülke içi fiyat istikrarına yönelik olmayacak. Faiz lobisi bastırdığında hep yapıldığı gibi en kolay yol seçilerek, yüksek faizdüşük kur politikasıyla, dolaylı olarak enflasyonu düşürme amacına yönelik yanlış bir karar alınacak. Çünkü geçen yıl başında faiz lobisinin baskısıyla, "ekonomiyi soğutacağız" derken Türkiye'yi yüzde 4 olan büyüme hedefinin altına düşürüp, yüzde 2.2 büyüme hızına indiren Merkez, herhalde aynı hatayı tekrarlamaz. Uyarmakta fayda var: "Faiz lobisi istedi" diyerek, Merkez, büyüme ve istihdama engel olmamalı. Geçen yıl Türkiye'nin büyüme hızında haksız kesinti yapıldı. Aynı filmi tekrar seyretmeyelim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.