YAZARA MAİL GÖNDER Neden bu kavgada bu taraftayım?

YAZARLAR

Aslında bugün sizlere önceki gün döndüğüm Çin'den edindiğim ilginç anekdotlar aktaracaktım ama mücbir bazı sebeplerden ötürü son yazımda bıraktığım yerden devam etmek zorundayım. Çünkü son ve ondan önceki yazılarımdan dolayı öfkeden kudurmakta olan tayfa meydanı boş bulup epey azıtmış, ben yokken.
Bunların Samanyolu TV'de yayımlanan bir dizileri var. Adı "Şefkat Tepe" Bu dizinin içinde saçma sapan halüsinasyonlar üreten bir karanlık kurulları var. Dizinin senaristlerinin mertlikle, delikanlılıkla uzaktan yakından ilintisi olmadığı için ismimi vermeden ama seyredenlerinin anlayacağı biçimde sürekli beni hedef yapıyorlar birkaç haftadır.
Önceleri gülüp geçtim; adımı "Sevilmeyen Kadın Gazeteci" koyup üzerime habire senaryolar döşenen bu karanlık kurul olayına. Ancak seyahat dönüşü son iftiralarını duyunca kaldığım yerden devam etmenin şart olduğunu anladım. Çünkü belli ki Sarıgül ve Gülen Cemaati ilişkisine dair son yazdıklarıma ifrit olmuş bu arkadaşlar. O kadar olmuşlar ki, benim Sarıgül'den para pul alıp nemalandığımı falan söyleyecek kadar ileri gitmişler.
Tabii sanmayın ki şaşkınlık yaşıyorum attıkları iftiralardan. Şaşmıyorum çünkü son yazımda da belirttiğim gibi bunlar eğer kafaya koyduysa birini bitirmeyi, itibarsızlaştırmayı, yok etmeyi bulundukları çukurun dibi yok! Çok rahat yalan söyleyebiliyor, iftira edebiliyorlar. Bakınız Hanefi Avcı olayına. Adamı biz geçmişte "devrimcilere işkence yapan, solcu düşmanı" diye bilirdik. Ama bunlar onu (Üstelik de vaktinde cemaatin bir numaralı ismi olarak bilinen Kemalettin Özdemir denilen şahsın en yakını olanlardan biri olan bu kişiyi) Cemaat içindeki bir iktidar kavgasını, emniyetteki, polis teşkilatındaki örgütlenmelerini "Haliçte Yaşayan Simonlar" adlı kitabında ifşa ettiği için "Devrimci örgüt üyesi" deyip içeri tıktılar.
Zaten bana takıntıları da daha o günlerde "N'oluyoruz yahu?" deyip çıkıntılık yaptığım için başlamıştır. Avcı ve bağlantılı olan Ahmet Şık, Nedim Şener tutuklamaları ile ilgili bildiklerimi 3 yıl önce yazmıştım. Dileyen arşivime girip bakabilir. İşte söz konusu tutuklamaların perde arkasını öğrendiğim o gün ben Gülen Cemaati'nin içinde konuşlu bu Ergenekonvari derin yapının çok ama çok tehlikeli olduğunu anlamıştım. Ve hükümet yanlısı olup bu tehlikenin farkına varamayan bazı dost kalemlerin tüm uyarılarına rağmen bildiklerimi yazmış ve ne kadar haklı olduğum da tarihe 7 Şubat olayı olarak geçen cemaat bağlantılı yargı- emniyet blokunun hükümete çektiği operasyonla ortaya çıkmıştı.
Ellerinden gelseydi MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı "vatan haini" diye yaftalayıp içeri tıkacak bu blokun asıl hedefi ise Başbakan Erdoğan'ın kellesini almaktı. İşte asıl zurnanın zırt dediği yer burasıdır. Her bakımdan üstelik. Ant olsun bu olayla ilgili perde arkasında ne var ne yok en ince ayrıntısına kadar tekrar tekrar anlatacağım sizlere ama ondan önce; "Neden bu kavgada en öndesin? Neden cemaati karşına alıyorsun? Neden hükümetin yanındasın?" şeklinde zaman zaman gelen sorulara cevap vermek istiyorum.
Evet ortada ciddi bir kavga var. Ve bu kavgayı ben sanılanın aksine Cemaat-Hükümet kavgası şeklinde okumuyorum. Böyle okumak yanlış olur. Çünkü bugün cemaat gönüllüsü olup da bütün bu olan biten rezilliklerden haberi olmayan, bu rezilliklerde dahli olmayan binlerce insan var. Kaldı ki bu kavganın hedefinde AKP ya da hükümeti yok! Hedefte olan tek bir isim var. O da Recep Tayyip Erdoğan! Kavganın asıl aktörü olan ve adlarını "Derin Cemaatçiler" şeklinde andığım bu ekip sandıkta indiremeyeceklerini anladıkları Başbakan'ı medyadaki, emniyet ve yargıdaki güçlerini kullanarak indirmek istiyorlar.
Yani bu kavga Cemaat içinde yapılanmış derin çetelerin Tayyip Erdoğan'la kavgasıdır! Ve ben de evet bu kavgada Başbakan'ın yanındayım. Çünkü illegaliteye değil, legaliteye inanıyorum. Ne olduğu, kime hizmet ettiği belli olmayan karanlık çukurculara değil, halkın oyuyla gelmiş ve inecekse de halkın oyuyla inecek bir siyasiye sahip çıkıyorum.
Kavgada hedef Erdoğan değil, Kılıçdaroğlu olsaydı emin olun bu tavrım hiç değişmezdi. Çünkü ben ülkemi seviyorum ve oğluma derin güçlerin, çetelerin yönlendirdiği iktidarların sahip olduğu değil, sandıkla getirilip, sandıkla gönderilen siyasilerin hüküm sürdüğü bir geleceği emanet etmek istiyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.