Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Diyor ki bazı okurlarım; "17 Aralık'tan önce, 'Gülen Cemaati ile Başbakan Erdoğan arasında yaşanan kavgada ben Başbaka'nın yanındayım' demiştin. Şimdi söyle bakalım Sevilay... Aralarında 3 bakanın oğlunun ve Halk Bankası Genel Müdürü'nün de olduğu yolsuzluk operasyonuna rağmen hâlâ aynı şeyi diyebiliyor musun?"
Cevap veriyorum; "Diyorum! Ve hatta daha daha ileri gidip aynen şu notu dikkatinize sunuyorum; 'Değil 3 bakanın oğlu! Şu süreçte 25 bakanın oğlunun adı geçse de yolsuzluk soruşturmalarına ben bu Başbakan'ın yanındayım arkadaş!"
Çünkü ahmak değilim! Son operasyondan önce de... O operasyonda da... Muhtemel olacak operasyonlarda da bunları yapanların hedefinin aslında yolsuzlukları filan ortaya çıkarmak değil, Başbakan'ı kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırıp elinden iktidarı almak ve sonrasında da ülkemin siyasetini boyundurukları altında oldukları dış mihrakların istediği biçimde dizayn etmek olduğunu görüyorum.
Hadi lütfen...
Mert olalım birbirimize. Dürüst olalım...
Diyelim ki her şey doğru... Diyelim ki bu yolsuzluk yaptığı iddia edilenler hakikaten o haltı yemişler.
Pekiiii...
O operasyonu yapan savcı ve polis 5 yıl evvel başlayan ve 6 ay önce tamamlanan soruşturmayı neden hemen devreye sokmadılar? Neden sakladılar o 3 dosyayı çekmecelerinde?
Şimdi bana "Ne iş Sevilay?" diyenlere ben bir soru soracağım.
Eğer...Devlet içerisine çöreklenip, devletin imkanlarını kullanarak, belgeler, dosyalar biriktirip bunlarla Başbakan'a şantaj yapan bu devlet içerisindeki çeteler muvaffak olmuş olsaydı... Yani bu dosyalar, internete verilen seks kasetleri, ayakkabı kutularında rüşvet dağıtıldığı iddia edilen o foto romanlarla Tayyip Erdoğan'a diz çöktürülmüş olsaydı...
Biz bunları duyacak mıydık ey okur?
Evet... Gerçek olan bi şey var ki; öyle böyle... Ayakkabı kutusunda veya el çantasında... Devlette pozisyon almış birileri bu pozisyonlarını kullanarak ne yazık ki kirli ve alçakça işlere tevessül etmişler.
Boğazlarından gelsin belli ki bazıları yemişler, yedirmişler... Bunların hesabı sorulmalı. Ve dibi neyse oraya kadar da gidilmeli. Cezaları en yüksekten (öyle 3-5 seneyle falan da değil) kesilmeli ama ondan önce bizim mücadele etmemiz gereken başka bir şey var.
Sadece bu iktidarı değil, başları ezilmez ise gelecek bütün iktidarlar için tehlike arz eden yeni bir derin devlet var! İşte biz önce bunlara karşı mücadele edeceğiz. Önce devletin imkânlarını kullanarak sahip oldukları belgeler, dosyalar, CD'lerle uyarlarına gelmeyen herkesi şantajla, tehditle sindirmeye çalışan bu çeteden hesap soracağız.
Çünkü onların bu ülkeye verdiğivereceği zarar, yarattıkları-yaratacakları tahribat yolsuzluklardan bin misli daha fazla.
Yolsuzluklardan hesap sormak boynumun borcu olsun. Şerefim üzerine yemin ediyorum ki;bu iş bitsin önce ben dikileceğim hükümetin karşısına. Çünkü değil bu hükümet, hiçbir hükümetin, hiçbir siyasal erkin, erkini kullanarak kul hakkı, yetim hakkı yemeye hakkı yoktur. Yemişlerse benim çocuğumun da hakkını yemişler. Benim emeğimi gasp etmişler. Helal etmiyorum ayrı ama hukuki olarak da sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ama önce ABD'de konuşlu İsrailli lobinin emir kulu olduğunu bildiğimiz devletin kılcal damarlarına sızmış bu yılanların başını ezeceğiz.
Lütfen bu dediklerimi objektif ve tarafsız bir biçimde değerlendirin. Gün parti ayrımı falan gözetme günü değil. Uyumayın. Uyanın artık. Günlerdir yazılıyor. 3'lü operasyonda asıl hedefin İran, Hindistan gibi ülkelerin para transferini yapan bu coğrafyanın tek bankası Halk Bank'ı çökertmek olduğu. Sadece tek bir örnek vereceğim ne demek istediğimi anlatmak için. Yolsuzluk yaptığı iddia edilen kişi Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan değil mi? Evet! Peki polis evine baskın yaptı mı bu arkadaşın. Evet! İddialarına göre müdürün evinde 4 buçuk milyon dolar da bulundu mu? Evet! Eyvallah banka müdürü pis bir rüşvetçi! İyi ama bu müdürün yediği rüşvetle devletin koskoca bankasının datasının ne alakası var? Neden polis bankanın bilgisayarlarına, datasına da el koydu? Müdür yediği rüşvetleri bankanın üzerinden mi yaptı? Var mı böyle bi komedi? Lütfen arayın tanıdığınız sıradan bir banka memurunu. Ve el konulan banka bilgisayarları ve datalarla rüşvetin ne alakasının olup olamayacağını sorun. Çünkü ben sordum ve o dakikaya kadar operasyonu sadece bir yolsuzluk olayı olduğunu düşünen banka memuru aynen şöyle cevap verdi öğrendikleri üzerine: "Gerçekten böyleyse biz bitmişiz!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER