YAZARA MAİL GÖNDER Yargı darbesine hazır olun!!!

YAZARLAR

Memleket Cumhurbaşkanlığı seçimiyle yatıp kalkarken Paralel Çete sessiz sedasız Yargıtay'ı bir kez daha ele geçirdi. Hem de öyle böyle değil. Dün bu yapıyla ölümüne mücadele veren bir grup yargı mensubu ile birlikteydim. Diyorlar ki, "Yargıtay'ın yapısı değiştirilmeden evvel çok daha iyi durumdaydı. Biz bu değişiklikle resmen kendi ayağımıza kurşun sıktık. Değişiklik sayesinde Birinci Başkanlar Kurulu'nun bütün üyeleri cemaatin istediği üyelerden oluştu!"
Mesele hukuki olduğu için kafanızı karıştıracak şeyler anlatmak istemiyorum şimdi. Şu kadarını bilin ama: Yargıtay'da hangi dosyaya kimin bakacağına, hangi üyenin hangi dairede görev yapacağına karar veren 20 kişilik Başkanlar Kurulu 4 yıllığına yeniden paralelcilerin kontrolüne geçmiş durumda!
İster dikkate alınsın, isterse alınmasın ama ben Yargıtay'daki bu son olayın çok tehlikeli bir sinyal olduğuna inanıyorum. Biliyorsunuz, her fırsatta gerek bu köşeden gerekse ekranda yaptığım yorumlarda memleketin bekası için asıl önemli olan seçimin Cumhurbaşkanlığı değil, ekimde yapılacak HSYK seçimi olduğunu haykırıp durdum. Hale bakınız ki biz bu çeteyi HSYK'dan tamamen temizlemeyi düşünürken birileri kaş yapayım derken, gözü çıkarıp yüksek yargıyı elleriyle götürüp bu çeteye teslim ediyor.
Bence bu kabul edilemez fahiş bir hatadır ve derhal de bunun böyle olmasına sebep olanlardan hesap sorulmalıdır. Kimsenin böyle bir vurdumduymazlık içinde olmaya hakkı yoktur! Hiç kusura bakmasınlar ve bana maval okumasınlar. Öyle ya da böyle "Yargıtay'da bu çeteyi temizleyelim" diye kanun değişikliği yapanların bu sonucun olabileceğini de çok önceden hesaplaması gerekiyordu. Öngörüsüzlük ve dikkatsizlik bu çeteye karşı aylardan beri verdiğimiz mücadeleye çok ciddi darbe vurmuştur.
Dün uzun uzun sohbet ettiğimiz yargı mensupları gelinen noktada en büyük sorumluluğun başta Adalet Bakanı Müsteşarı Kenan İpek olmak üzere onunla birlikte hareket eden kadrolara ait olduğunu iddia ediyor. İçlerinden birinin yorumunu aynen aktarıyorum sizlere: "Ben bile İstanbul'dan böyle bir sonucun kaçınılmaz olduğunu görüp uyarılarımı yapmıştım ama Sayın Müsteşar ve ekibi bunun böyle olabileceğini hesap edip maalesef doğru stratejiyle hareket edemediler!"
İpek'in bu mücadelede çok kararlı ve samimi olduğundan hiç şüphem yok ancak kararlılık ya da samimiyet tek başına bir şey ifade etmiyor. Bunların yanı sıra olabildiğince dikkatli ve öngörülü olmak da olmazsa olmaz kuralları arasında bulunmalıdır. "Nasıl olsa biz güçlüyüz artık! Bunları püskürttük! Biz devletiz! Ne istersek onu yapabiliriz!" hayalperestliğinden bir an evvel vazgeçilmesi gerekiyor.
Neyse... Derler ya hani, olanla, ölene çare yok! Yargıtay'ın evvelinden daha güçlü biçimde Sakalsız ve Çetesi'nin eline geçmesi hususunda da artık yapacak hiçbir şey yok! Ama tabii bakanlığı hiç değilse bundan sonrası yani HSYK seçimleri için dizginleri ele alıp dikkatli ve doğru bir strateji izlemesi yönünde bir kez daha uyarmak zorundayım! Eğer aynı zihniyetle, aynı mantalite ile devam edilirse ekimde yapılacak HSYK seçimlerinde bir yargı darbesiyle karşı karşıya kalınacağını artık herkesin idrak etmesi gerekiyor!
Bugün "O savcı Alevi, bu hâkim ateist, alkol kullanıyor, öteki Kürt kökenli" deyip zırvalayanların dikkate alınacağı gün değil! Gün yargıyı bu pisliklerden kurtarma ve bunun için de vizyonu olabildiğince geniş tutma, meseleye olabildiğince geniş bir perspektiften bakma günüdür! Eğer yargıdan paralel yapıyı temizlemek adına başlatılan bu seferberlikte sağlam bir birliktelik kurulamaz ve bu çeteden öyle ya da böyle "illet" olmuş herkesi bir platform altında toplayamazsak sadece hükümetin değil, bütün memleketin kaybedeceği herkesin bilmesi gereken bir vahim bir durumdur!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.