YAZARA MAİL GÖNDER Kim bu hainler?

YAZARLAR

"Ofsayta düşmüşüm" pazar yazımla! Öyle diyordu bazıları Paralel Örgüt üyesi iddiasıyla gözaltılar gerçekleşince. Ben yanılmışım, bilememişim operasyon olacağını ama muhtemelen okyanus ötesinden bir grup paralelcinin yönettiği Twitter hesabı 'fuatavni'nin dedikleri tek tek çıkmış.
Bu tür eleştiriler yoğunlaşınca dönüp bir kez daha okudum yazıyı. "Acaba anlatmak istediğimi kaleme dökemedim mi ya da yanlış mı döktüm?" diye... Gördüm ki bende hata yok! Neyi anlatmak istediğim çok açık. Ben o yazıda dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir örgütün sahip olmadığı PH (Psikolojik Harp) ve algı yönetme özelliğine sahip Sakalsız ve Çete'sinin bu gücüne dikkat çekiyorum. Ki ne kadar haklı olduğum 5 gündür yürütülen algı operasyonuyla ortada!
Dünya şu anda Türkiye'de basın özgürlüğünün yok edildiğini ve iktidara muhalif medya mensuplarının iktidarın zorba polislerince susturulmak istendiğini sanıyor. Sanmakta da haklılar zira paralel medyanın basın organlarınca dünyanın hizmetine sunulan habercilik hizmeti bunu empoze ediyor.
Operasyondan 3 gün önce Twitter'da 'fuatavni' hesabı üzerinden algıyı başlattılar. Aralarında iktidar karşıtı merkez medya olarak tanımlanan kesimdeki gazetecilerin de olduğu 150 kadar isimle birlikte 400 kişinin gözaltına alınacağını yazıp çizdiler. Korku ve endişe yaratmak için tüm araç-gereçlerini devreye soktular. Operasyon pazar günü yapıldı. Gözaltına alınan gazeteci sayısı bir elin parmağını geçmiyordu ama yansıtılan tablo o kadar vahimdi ki kimse bunu görmez oldu. 'fuatavni' Zaman gazetesi çalışanlarının yarısından fazlasının gözaltına alınacağını duyurmuştu. Oysa Zaman'dan ifadesi alınmak üzere emniyete götürülen tek isim Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı'ydı! İnanılmaz bir organizasyona şahit olduk. Pazar günü Zaman'dan canlı aktarılan görüntüleri izleyenler ne demek istediğimi iyi anlar.
Dünya basın tarihine geçecek bir şova imza atıldı o gün. İfade vermek için Emniyet'e gelmesi gerektiği tebliğ edilen Dumanlı polislerle birlikte efendi efendi emniyetin yolunu tutmak yerine, hocasının birkaç gün önceki, "Göbekleri çatlayıncaya kadar direnin ve teslim olmayın" fetvasından hareketle saatlerce rol kesti canlı yayında. Aşağıya inip polisin işini kolaylaştırmak yerine binanın en tepesinden; "Gelin beni buradan alın!" diyerek meydan okudu Dumanlı. Oynanan tiyatro ile başa çıkamayacağını anlayan polisin, Dumanlı'nın bulunduğu kata çıkmak zorunda kaldığı anlarda ise istenen algı operasyonu için oynanan şov adeta tavana vurduruldu. Meselenin özüne Fransız olan dış basın Sakalsız ve avanesinin buram buram trajedi kokan bu tiyatrosundan etkilenip coştukça coştu ve Türkiye'de basın özgürlüğünün yok edildiğini ve gazetecilerin diktatoryal bir anlayışın hükmü altında olduğunu dile getirdiler.
Özetle... Ben pazar yazımda ne dediysem o oldu. Kamuoyu bir kez daha Sakalsız ve Çetesi'nin en büyük silahı olan PH gücüyle neler yapabileceğini anladı. Bu arada şunu söylemem gerekiyor; pazar yazımın ana fikrinde değil ama bir noktada ofsayta düştüğüm doğru. Gerçekten de habersizdim bu operasyondan. Sadece ben değil, gazeteci mesai arkadaşlarım da habersizdi; polis, yargı muhabirleri de dahil.
Peki iktidara yandaş diye yaftalanan bizler dünyadan bihaberken paralelcilerin operasyon adresi fuatavni yalan dolanla süslemiş, gözaltı sayılarını abartıp meseleyi çarpıtmış olsa da nereden biliyordu bu operasyonun yapılacağını? Hangi hainler bu kadar kritik bir operasyonun ön bilgisini fuatavni hesabına sızdırıyordu?
Yarın devam.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.