YAZARA MAİL GÖNDER Su testisi su yolunda kırılır!

YAZARLAR

Çok düşündüm 'hangi başlığı koyayım bugünkü yazıma' diye... Ve en sonunda atalarımızın "Bir insan hangi yolun yolcusu ise sonunda o yolda başına bir iş gelir!" mealinde telaffuz ettiği sözü kullandım. Yani "Su testisi su yolunda kırılır!" sözünü...
Onu tanıdığım yıllarda AKP milletvekilliğinden henüz ihraç edilmemişti. Galiba sonun başlangıcının finaline az bir zaman kaldığı günlerdi. Ankara'ya yolu düşen birçok gazetecinin uğramadan geçmediği Süreyya Bey'in mekânı meşhur Trilye balık restoranında karşılaşmıştık. Yanında eşi ve arkadaşları vardı. Elazığlı ya muhterem... Malatyalı olmam hasebiyle "hemşehri" selamlaşması ile başlamıştık ayaküstü sohbete. Karşısındakine hiç fırsat vermeden sürekli kendini öven, argo ağzıyla konuşmalar yapan bir garip siyasetçiydi. İnsanı irrite eden bir tarzı vardı. Yüz şekillerine baktığımda o garip hallerinin sadece beni değil, eşi dahil masasındaki herkesi rahatsız ettiğini fark etmiştim. Sonradan bu hallerini aldığı fazla alkole bağlamıştım ama öyle olmadığını son yaşananlardan anladık. Bir adam günün 24 saati içemez herhalde! Hele hele de sabahın 06.00'sında!
Neyse... Uzatmayayım. O ilk karşılaşmamızdan sonra bir daha görmedim kendisini. Ama o arada tabii partisinden ihraç edildi. Bir dahaki seçimde aday gösterilmeyince siyaset dışı kaldı ve tabii nerede, ne yapıyor falan kimse ilgilenmedi. Yeniden karşımıza çıkışı sağ olsun AYM Başkanı Haşim Kılıç'ın evladı gibi kolladığı Twitter sayesinde oldu. Daha önce mensubu olduğu iktidar partisine muhalif bir duruş sergiliyordu. Bunda hiçbir beis yok! Bu gayet doğal! Ancak yazdığı yorumlar, attığı tweetler bir siyasetçiye yakışmayacak kadar ucuz ve avamdı hep.
Durduk yerde bana sataşmaya başladı bir gün. "Bu âlemin raconunu ben keserim" havalarında bir şeyler yazdı. Önce aldırış etmedim. Baktım devam ediyor ve ben de barbarlığından korkup da sessiz kaldığımı sanmasın diye efendice bir cevap verdim. Vermez olaydım çünkü karşılığı çok daha kötü oldu. Bir ton hakaretle saldırıya geçti şahsıma. Hemen blokladım. Ama durmadı. Devam etti saldırılarına. Kâh yazdığım bir yazıyı, kâh attığım bir tweeti bahane edip bir şekilde sataşıp muhatap almam için uğraşıp durdu hep.
Tabii bu arada adam sadece bana yapmıyordu bunu. Kim uyarına gelmiyor, kim canını sıkıyor; aynı tarz ve üslupla başlıyordu saldırmaya. Baktı ki bu ucuz ve avam tarz tuttu âlemde ve hükümet karşıtları bayıla ayıla yazdıklarını paylaşıyor; azdıkça azdı Feyzi İşbaşaran. Takipçi sayısı arttıkça o hakaretlerinin ve küfürlerinin dozunu artırdı. İnanın ben onun böyle bir sonu yaşayacağını daha 1 yıl önce fark etmiştim. Ve bu öngörümü de yine bir Trilye ziyaretimde Süreyya Bey'in eşi Mahmure Hanım'a aktarmıştım. Demiştim ki "Bu adam kafayı mı yemiş herkese hakaret, küfür edip duruyor?" Sosyal medyaya Fransız olan Mahmure Hanım anlattıklarım karşısında şaşırıp kalmış ve ne diyeceğini bilememişti.
Hülasa... Adam yıllardır birçok kişiye kavgada bile edilmeyecek küfürleri, hakaretleri savurdu hep. Biz ne yaptık peki? Twitter'a özel kanun sebebiyle elimiz mahkûm seyrettik öylece! Tabii biz seyrettikçe o da şaha kalktı ve nihayetinde geldi ve duvara tosladı edepsiz! Darısı şimdi diğer edepsizlerin başına! İnşallah tez zamanda İşbaşaran'la aynı kaderi paylaşırlar da hepsi teker teker belasını bulurlar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.