YAZARA MAİL GÖNDER Neden Dalaksız’ı hatırlattım?

YAZARLAR

Pazar günkü "It is a Dalaksız Operation" başlıklı yazım birçok nedenden dolayı epeyce tepki aldı. Olumlu ve olumsuz... Olumluları bir kenara koyup iyi niyetli olmasa da olumsuz olarak tarafıma iletilen birkaç eleştiriye izninizle cevap vermek istiyorum.
Birincisi şu "Bu yazında Yavuz Bingöl'e sahip çıkıyorsun. Oysa bir önceki yazında Yavuz'un o röportajda söylediklerinin doğru ve kıyaslamasının hiç insani olmadığını söylemiştin. Biz şimdi hangi yazını gerçek düşüncen olarak kabul edelim?"
Cevap veriyorum: İkisini de kabul edin. Çünkü her iki yazı da benim gerçek düşüncelerimi yansıtıyor. İlk yazıyı yazdığım gün olay çok sıcaktı. Hatırlarsanız Bingöl'ün verdiği röportaj o gün yansımıştı ve ben yazıyı çok erken saatte hemen okur okumaz kaleme almıştım. Yani henüz malum linç kampanyasının başlarıydı. Ve söz konusu röportajda Bingöl'ün kendini ifade edememe eksikliğinin Dalaksız arkadaş tarafından malzeme yapılıp ve kullanılan cümlelerin çarpıtılarak sunulduğunun farkında değildik. Ancak sonradan söyleşinin teyp kaydı yayınlanınca meseleye aydık. Röportajda öne çıkan başlık: "Erdoğan'ın annesine küfür ettiler o da Berkin'in annesini yuhalattı!"
Oysa kayıtta Yavuz Bingöl aynen şunu diyor: "Mesela Tayyip Bey'in ölmüş anasına küfredildiği zaman, ertesi gün o zaman Berkin Elvan'ın annesi yuhalattığı zaman... İşte o zaman sonuç ne? Yani bu çok insani, işte duygusunu işe karıştırmak!"
Bu iki ifadeyi yan yana koyalım lütfen ve öyle değerlendirelim. Banttaki söylediklerinden röportajın başlığına çekilen ifade mi çıkıyor? Kesinlikle hayır! Ha... Şu kesin ki Bingöl kendini ifade etmekte zorlanmış. "Duygusunu işe karıştırmak" cümlesiyle anlatmak istediği aslında "Duygusuna, öfkesine yenik düşmek..." Ben de ilk yazımda bundan farklı bir ifade kullanmadım zaten. Keşke söylemek istediğini doğru ve net cümleler kurarak söyleseydi de başına bütün bu işler açılmasaydı.
Gelelim yazımdan sonra gelen ikinci tip eleştiriye: "Bingöl meselesini Dalaksız meselesine bağlaman ne kadar etik? Bu gazetecilik raconuna ters değil mi?"
Cevap veriyorum: Hayır değil! Hem de hiç değil. Benim bu olaydan hareketle Bingöl'ün linç edilmesinin fitilini ateşleyen arkadaşa eksikliğiyle ilgili geçmişte yazdıklarımı hatırlatma nedenim; "iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır" sözünün pratiğini öğretmekti.
Ünlü bir gazetecinin, askerlikten yırtmak için dalağını aldırtacak kadar ileri giden öyküsünü belgeleriyle ortaya dökmekti. Ben kendisiyle samimiyet duyguları içinde yapılmış bir söyleşiyi çarpıtmadım. 10 cümlelik ifadesinde 5 cümleyi birleştirip arkadan dolanmadım. Yaptığım tek şey gazetecilikti! Ama o ne yaptı? Buna tahammül edemedi ve kendisiyle ilgili gerçeklerin ortaya dökülmesinin öcünü başka türlü almaya kalktı. Kâh köşesinden patronaja, dönemin başbakanına tehditler savurdu... Kâh tetikçi yandaşlarını kadınlığıma saldırttı. Kimse kusura bakmasın ama yaptığı son karakter suikastında ona bu geçmişi hatırlatmak benim hakkımdı. Çünkü hakkımı yedi. Bu vatandaş benim de günahımı aldı ve bir anne, bir kadın olduğuma aldırış etmeden avanesiyle topyekûn saldırıya geçti.
Bilmem anlatabildim mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.