Eğer yazdığınız şeyler karşısında birileri sana çek veriyorsa ve çeki bozdurmak istediğinde eline para geçiyorsa ve parayla faturalarını ödeyebiliyorsan o zaman sen yeteneklisin" diyerek edebi yeteneği bugünün materyalist dünyasının bakış açısı üzerinden yorumlayan Stephen King, kim ne derse desin son 20 yılın edebiyatına adını yazdırmış isimlerden biri. 1947 yılında Amerika'da doğan King, birçoğumuz için bilimkurgu, gerilim ve korku türleri dendiğinde akla ilk gelen yazar. Kitapları tüm dünyada 350 milyonun üzerinde satan King, şu ana kadar 54 kitaba ve 200 kısa hikayeye imza attı. Benim özellikle ortaokul ve lise yıllarında heyecanla okuduğum, ödevler ve testler arasında farklı bir dünyanın kapılarını aralamak için takip ettiğim King'in son kitabı
Revival-Diriliş, 2014 Kasım ayında Amerika'da piyasaya çıktı. Genelde kitapları olabildiğince orijinal lisanlarında okumayı sevsem de, uzun zamandır ara verdiğim King okuyuculuğuna bu defa Türkçe çevirisiyle geri döndüm.
Diriliş mayıs ayında Altın Kitaplar'dan piyasaya çıktı ve ben kitap piyasaya çıkar çıkmaz heyecanlı bir şekilde okumaya başladım.
Diriliş, Amerika'nın Maine eyaletindeki New England'ın ufak bir kasabasında geçiyor. Hikaye 1960'lı yıllardan günümüze kadar uzanıyor. Kitabın ana kahramanı, hikayenin başladığı yıllarda henüz ilkokula giden bir çocuk olan Jamie Morton ve 25 yaşlarındaki peder Charles Jacob... 50 yıl boyunca bu uyumsuz ikilinin yolları, farklı şehirlerde ve farklı koşullarda karşılaşıyor. Genç rahibin âşık olduğu karısını ve küçük oğlunu bir trafik kazasında kaybetmesi hikayenin dönüm noktası oluyor. O ana kadar yerleşmiş inancı, sevgi ve güven hakkındaki her norm pederin kafasında siliniyor ve yaşadığı bu acı dolu haksızlığın peşinde tüm ömrünü bilime özellikle de elektrik konusuna adıyor. Ancak peder elektrik üzerinde deney yaptıkça tüm vücuda güç veren, hastalıkları tedavi eden hatta belki de ölülerin dünyaya geri gelmesini sağlayacak bir gizli elektriğin varlığını keşfediyor. Yüzyıllar boyunca bilim adamlarının bu konu üzerindeki çalışmalarını okuyan, her geçen gün kullandığı materyaller ve madenlerle daha kuvvetli deneyler yapan rahibin son deneyiyse ölümden sonraki hayatı öğrenme amacını taşıyor. Yıllar boyunca, çocukluğundan itibaren büyük bir acı yaşadıktan sonra psikolojisi bozulan pederin çalışmalarını takip eden Charles Jacob da rahibin ölümüne de neden olan bu son deneyinde yanında oluyor... Yıllar sonra okuduğum bu Stephen King kitabında aradığınız kadar korku, dehşet ya da gerilim bulamayacasınız. Yazar bu kitabında daha çok yaradılışa, dünyadaki yerimize, dine, inancın temellerine, ölümden sonraki hayata ve yaşanan büyük acıların insanların psikolojileri üzerindeki etkilerine yoğunlaşıyor. Yaklaşık 400 sayfa boyunca genç bir din adamının henüz hayatının başında yaşadığı derin travmanın onun çılgın bir bilim adamına dönüştürmesine ve kaybettiği eşi ve oğlundan haber alabilmek için yaptığı deneylere odaklanacaksınız. Bu çılgın pederin çalışmalarına şahitlik eden ve son deneyine kadar sık sık yanında bulunan Charles Jacob ise müzik, şöhret, uyuşturucu, düzgün bir ilişki kuramama yüzünden heba olan bir hayatın ayak izlerini bizimle paylaşıyor.
New York Times gazetesinin yorumuyla "King'in en dehşet verici sonu. King'in nasıl dünya edebiyatının merkezinde olduğunu tartışma götürmez bir şekilde kanıtlayan şaheser" diyerek yorumladığı kitabın sonunda okuyucular ölümden sonrasında ne olduğunu öğrenmenin şaşkınlığını yaşayacak.