MoMA'daki şu anki en önemli sergilerinden bir diğeri ise feminist aktivist, Zagrep doğumlu Sanja Ivekoviç'in 1968 sonrası Balkanlar'daki sancılı yaşamı video, fotoğraf, heykel ve performansla anlattığı 'Sweet Violence' (Tatlı Şiddet). Serginin en çarpıcı işi, yan yana dizilmiş, 'dünyaca ünlü gözlük markalarının reklamları'... Panoların yanına gittiğinizde, bu güzel kadınların dünyanın birçok ülkesinden, eş veya sevgilileri tarafından şiddet gören ve şu anda sığınma evlerinde yaşayan kadınlar olduğunu göryorsunuz. Türkiye'den de Mor Çatı'da yaşayan üç ismin olması, içimizi burktuğu kadar, gerçeğin dünya tarafından bilinmesinde bir sakınca olmadığını düşündürüyor. Bunlar, dünyanın her yerinde oluyor; Türkiye de bu yerlerden biri. ABD'nin en ünlü kitapçı zinciri Barnes&Noble's'a girdiğimde, tüm dükkanlarında 'en çok satanlar' listesinde büyükçe bir kitap dikkatimi çekiyor: The Last Sultan. Ahmet Ertegün'ün biyografisi. Ertegün, dünyanın popüler kültürünü etkileyen önemli ismlerden biri. Dünyaca ünlü müzisyenleri ve grupları keşfeden, sosyal yaşantısıyla da New York'un en ünlü kişilerinden biri olan Ertegün'ün Türk kimliği, kitabın başlığına yansımış. New York'ta yayımlanan lüks lifestyle dergisi Manhattan'ın 'Turkish Delights' başlığı altında verdiği İstanbul rehberi, yüzyıllar boyu çeşitli din ve kültürleri barındıran bu kentin, son zamanlarda dünyanın en 'hot' (gözde) yerlerinden biri olduğundan bahsediyor. Lüks otel, restoran, mağaza, gece kulubü, müze ve galerilerin yanı sıra İstanbul'un yeni stil merkezi olduğu da vurgulanıyor. Ve bu örnekler böylece sürüp gidiyor. Her ne kadar geçen hafta ABD'nin 'Vahşi Batı'sı Wayoming'de girdiğim bir dükkanda, "İstanbul'dan geliyorum," deyince, "Orası Konstantinopol değil miydi?" dense de, ABD'nin doğu ve batı kıyılarında, Türkiye ve Türk kültürü hızla yükseliyor.