Dünya yeniden şekilleniyor. Ama bu şekilleniş tarihin tekerrürü gibi. Haliyle küresel güçler arasındaki ilişki gramerini iyi bilmek gerekiyor. Aksi halde geçmişte olduğu gibi günümüzde de kaybeden taraf hep zayıflar olacak. Ukrayna ve İran gibi iki ülkenin karşısında çok güçlü aktörler var. Daha erken başladığı için Ukrayna'nın yaptığı hesap hatasından İran'ın dersler çıkarmasını beklerdik. Fakat İran rejimi olaylara stratejik merceklerden çok ideolojik pencereden bakmakta ısrar ediyor.
24 Şubat 2022'de başlayan ve beşinci yılına giren Ukrayna savaşında taraflar dün ateşkese vardı. 10 Kasım'da da kalıcı barış görüşmelerine başlayacaklar. Şu anki tablodan Ukrayna memnun değil. Zira Kiev, 2004'ten bu yana izlediği Rusya karşıtı stratejide Avrupa ve ABD'ye güveniyordu. Rusya'nın olası bir saldırısına Avrupa ve ABD'nin izin vermeyeceğine; saldırsa bile Atlantik'in Rusya'ya karşı Ukrayna'nın yanında savaşa dahil olacağına inanıyordu.
Hiçbiri olmadı. Batı'nın sınırlı desteği bir bakıma Ukrayna'nın birden değil yavaş yavaş parçalanmasına yol açtı. Aksi halde daha ani bir yıkımla yüz yüze kalabilirdi.
***
Geldiğimiz aşamada Ukrayna'yı Rusya'yı kuşatmada kurşun asker olarak cepheye süren Batı dünyası hedefine ulaşamadı. Şimdi ABD'den sonra Avrupalı ülkeler de Kiev'i kaderine terk ediyor. Nitekim oyunu gören en Rus karşıtı aktör Polonya bile sonunda pes etti. Bu haftadan itibaren Ukrayna'ya yapılan askeri sevkiyatları artık sonlandıracağını açıkladı.***
Çünkü jeopolitik determinizme göre hareket eder devletler. Avrupa ülkesi olan Hıristiyan Ukrayna'yı bile kurban veren güçler Müslüman İran'ı çok daha ucuz tavizler karşılığında paramparça ederler. Kiev'den ders çıkaramayan Tahran bari Beşar Esad'dan ya da Mısır lideri Cemal Abdunnasır'ın hatalarından ders çıkarsaydı. Yapamadılar. Abdunnasır'ın Tiran Boğazı ve Süveyş Kanalı'nı kapatma kartlarına ek olarak Akabe Limanı'nı abluka girişimi Haziran 1967'de Arapların ve Filistinlilerin hâlâ etkilerini yaşadığı Altı Gün Savaşı'nın başlamasına neden oldu.