Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BERCAN TUTAR

Denizden geçeni derede boğmak...

Fransa, İspanya, Yunanistan, İtalya ve Almanya'daki kritik seçim tarihleri yaklaşırken Avrupa kıtasındaki öfke alevi her geçen gün daha da gürleşiyor. Kıtanın merkezi kaynarken çeperlerindeki ülkelerde de tansiyon giderek yükseliyor. Kıtanın doğusundaki Polonya ve Baltık ülkeleri Rus tehdidine kilitlenirken kıtanın güneyindeki Portekiz, Bulgaristan, Sırbistan ve Arnavutluk gibi ülkelerde de halkın siyasi sınıflara yönelik isyanı taşmış durumda. Avrupa kıtasının kuzeyindeki İngiltere'de ise aşırı sağın yükselişi ülkenin geleceği üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallanıyor.
Fransa'da öğrenci gösterileri şeklinde başlayan protestolara artık bütün kıtadaki halk kesimleri katılıyor. Kitlelere aşırı sol veya sağ partilerin destek vermesi dikkat çekiyor. Ancak henüz bir liderlikten bahsetmek zor.
Fransız sosyal-psikolog Gustave Le Bon, Fransız İhtilali'ni (1789) incelediği 1895 tarihli "The Crowd: A Study of the Popular Mind" adını verdiği ünlü eserinde lidersiz halk hareketlerine dair altı tespitte bulunur. İlk üçü 'onaylama, tekrar ve bulaşıcılık' diye tanımlıyor.

***

Bu üç özelliği de Avrupa'yı sarsan gösterilerde görüyoruz. Zira Fransa'da 18 Eylül'de Paris'in banliyösü Creteil'deki bir okulda başlayan protesto kısa sürede hem ülke ve kıta geneline hem de toplumun farklı kesimlerine yayıldı.
Haliyle halklar liderleri olmadan da hedeflerine yürüyebiliyormuş. Buradan da Le Bon'un diğer üç kriterine geliyoruz. Onlar da "bir siyasi hareketin hedefi olmadan yönü, koordinasyonu olmadan tutarlılığı ve komuta karargâhı olmadan da muazzam bir bütünlüğü olabilir" şeklindeki tespitidir.
Bu altı kriter bir bakıma siyasi iktidarları al aşağı eden popüler başkaldırıların ve kolektif inançların anayasası gibidir. Bu yüzden olsa gerek Fransa'daki gösterilerde dün uluslararası medyanın en çok ilgi gösterdiği ifadelerden biri "Notre 49.3 C'est Laure/Bizim anayasamız sokaklardır" pankartındaki slogan oldu.

***

Batı'nın 'Hasta Adamı' Avrupa'da halklar sokaklarda adalet ve refah ararken küresel efendiler konumundaki ABD, Rusya ve Çin ise konforlu masalarda yeni dünya düzeninin geleceğini görüşüyor. Üç küresel gücün lideri Donald Trump, Vladimir Putin ve Şi Cinping 18-19 Kasım'da Çin'in Shenzhen kentindeki Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi'nde bir araya gelecek.
Bu üçlü zirveye bir bakıma yeni dünyanın 'II. Yaltası' olarak bakılıyor. Ancak üç ülkenin de bazı cephelerde verdiği sıcak savaşlar nedeniyle vardıkları uzlaşılardan istedikleri randımanı elde etmeleri öyle kolay değil.
Görüldüğü üzere dünya Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın sık sık dile getirdiği gibi "masada olmayanların menüde olduğu" amansız bir mücadele döneminden geçiyor.
Biz masada yer alan ülkelerdeniz. Fakat içimizdeki ahlaksız, açgözlü, doyumsuz ve kifayetsiz muhterislerin yol açtığı fon rezaletiyle bizi sokağa çekerek menüye dahil etmek isteyenlerin iştahını kabarttık. Şimdiden ellerini ovuşturmaya başladılar bile. Ancak Türkiye liderliği dünyanın yeniden yapılandığı bir süreçte her şeyin farkında. O yüzden suç işleyenlere hak ettikleri cezalar verilecek ve karanlık odakların kirli planları yine akamete uğratılacaktır. Bundan şüphemiz yok. Zira denizden geçen Türkiye'yi bu saatten sonra derelerde boğmaya kimsenin gücü yetmeyecek.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA