Dünyanın merakla beklediği İsrail seçimlerinde beklenen gerçekleşmedi. İsrail halkı dünyanın gözü önünde üç yıldır tarihin gördüğü en barbar katliamları yapan Gazze Kasabı'na resmen kalkan oldu. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Likud Partisi 25 sandalye ile seçimlerden birinci çıktı. Bu sonucu Yahudi toplumundan "Filistinlilere yönelik soykırıma devam kararı" diye okumak gerekir. Zira uluslararası toplum Netanyahu'nun kaybetmesini umuyordu. Anketler de bu yöndeydi.
Fakat Netanyahu'nun temsil ettiği siyonist, ırkçı ve Yahudi fanatiği soykırımcı kanat onca dış baskıya ve küresel izolasyona rağmen birinci geldi. Her ne kadar çoğunluğa ulaşamasa da 'koalisyon canavarı' olarak nitelenen Netanyahu'nun bazı küçük partileri 'bakanlık, bütçe yardımı ve bazı diğer vaatlerle' yanına çekmesi fazla zor olmayacaktır.
Dolayısıyla siyonist İsrail'deki asıl meselenin Netanyahu ve diğer soykırımcı partilerle sınırlı marjinal bir konu olmadığını, Filistinlileri haritadan ve hafızalardan silme projesinin işgalci Yahudi toplumunun ulusal bir hedefi olduğunu bütün dünyanın artık iyice görmesi gerekiyor.
***
Zira sandıkların da ortaya koyduğu gibi soykırım anlayışı ve politikalarına kolektif destek, İsrail halkının genel anlayışı ve normali haline gelmiş durumda. Sonuçlara yakından baktığımızda bu gerçek daha da net görülüyor. Sandıktan üç blok ortaya çıktı. Soykırımcı iktidar bloku, soykırımcı muhalefet bloku ve Arap bloku.***
Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet blokunun ise 48 sandalye kazanması bekleniyor. Arap partileri ise 19 sandalye kazanarak bir devrime imza attı. Arapları temsil eden Ortak Liste 12 vekil çıkarırken tek başına seçime giren Arap Partisi Ra'am ise 7 vekillik kazandı. Toplamda 19 sandalye kazanan Araplar, İsrail meclisinde en büyük üçüncü parti konumuna geldiler bu sonuçla.