Gündüz geziyorum, gece geziyorum... Gazi Caddesi gündüz kalabalık, gece daha da kalabalık.
Şehir... Dolu dolu huzurun tadını çıkarıyor.
Diyarbakır surları... 5.5 kilometre... Dünyanın en eski surlarından... 349 yılında, Roma İmparatoru 2. Constantinious tarafından yaptırılmış.

Surların 4 kapısı var... Dağ Kapı bunlardan biri.
Dağ Kapı... Sur... Koca bir bayrak asılı... Ay yıldız... Şanlı bayrak.
Yürürken... Diyarbakırlı 2 kişi beni durduruyor... Okuyucularım... Mehmet Erdoğmuş... Hacı Bedri Erdoğmuş.
Mehmet, "Heyecanlıyız... Mutluyuz... Keyifliyiz" diyor.
Hacı Bedri... "Süreci başlatanlara, yasaya kabul oyu verenlere 467 kere minnettarız" diye konuşuyor.
Sözü yine Mehmet alıyor:
- Yaşasın kardeşlik... Yaşasın birlik ve beraberlik.
Hacı Bedri:
- Kimsenin annesi ağlamasın... Kimsenin ocağına ateş düşmesin.
İşte Diyarbakır.
***
HERKES... SİYASET MÜHENDİSİ
Televizyon programları... Kim ne diyor? Sokaktaki herkes biliyor.
Liderlerin konuşmaları... Parti yöneticilerinin sözleri... Herkes biliyor.
Siyasette olup bitenler... Parti değiştirmeler... Belediye operasyonları... Herkes biliyor.
Anket firmaları... Diyarbakır tam da anket yapılacak yer.
Kiminle konuşsanız... Sanki siyaset mühendisi.
Ve... Kimse de sözünü esirgemiyor.
***
YANIK ÇARŞI
Diyarbakır'ın en eski çarşısı... 1914'te büyük bir yangın olmuş, çarşı yanmış... Sonra yeniden yapılmış.
Ve Yanık Çarşı adını almış... Çarşiya Şewiti.
Ceylan Ticaret... Bünyamin Ceylan... "Vay abim gelmiş" diyor:

- Terörsüz Türkiye şerefine abimin başına puşi bağlayacağım.
"Dur yapma" desek de boşuna.
Çarşı esnafı "Bağla, bağla" diye bastırıyor.
- Bünyamin... Anlat bakalım... Neler oluyor?
Başlıyor anlatmaya:
1991... Köyümüz (Bağlan) yandı... Mecburen buraya geldik.
Terör... Çok şeyler yaşadık... Çok çile çektik.
Çatışma... Kavga... Ülkeye büyük zarar verir... Ekonomiyi çökertir.
Huzurda hayır vardır... Bereket vardır... Terörsüz Türkiye demek, artık annelerin ağlamaması demektir.
Her kim ki bu sürece destek verdiyse, Allah ondan milyon kere razı olsun.
***
ŞERBETÇİ YILMAZ USTA
Hava sıcak mı sıcak... Şehrin caddeleri şerbetçi dolu... Meyan şerbeti.
Meşhur Şerbetçi Yılmaz Usta yolumu kesiyor:

- Abi... Her derde deva, buz gibi... İçmeden bırakmam... Terörsüz Türkiye... Huzur geldi huzur.
Görenler etrafımıza toplanıyor.
Yılmaz... Devam ediyor:
Memleket çok memnun... Allah bin kere razı olsun.
Bize huzur lazım... Huzur berekettir... Huzur ekmektir... Bol kazançtır... Barıştır.
İnşallah böyle devam eder... Allah nazardan korusun.
***
ULU CAMİ... OTEL GİBİ
Öğle sonu sıcağı... Serin bir yer olsa da biraz soluklansak... Dinlensek.
Arkadaşların önerisi:

"Camiye gidelim... Ulu Cami'ye... En serin yer arası."
"Ne alaka?" diyorum.
Israr ediyorlar... Gidiyoruz.
Ulu Cami... Anadolu'nun en eski camilerinden... İslam dünyasında Kâbe, Mecid-i Nebevi, Mescid-i Aksa ve Emeviye Camii'nden sonra beşinci.
Taş duvarlar... Caminin içi serin... Doğal klima.
Kimi namaz kılıyor... Kimi de uzanmış yatıyor... Uyuyor... Veya yattığı yerde telefonla oynuyor.
Arkadaşlar... "Uzanın biraz... İyi gelir" diyorlar.
Şaka mı yapıyorlar, nedir? Cami, otel mi ki? Çıkıyoruz... Dolaşmaya devam.
***
BODRUM-DİYARBAKIR HATTI
Yanık Çarşı esnafından biri... "Abi, hayat pahalı, onu da yaz... Kahvede çay içiyorsun 15 lira... 20 lira."
Diğer... "Doğru" diyerek söze giriyor:

- Kahvede bir şişe su iç... 15 lira, 20 lira.
Gülmeye başlıyorum... "Abi, gülecek ne var bunda?" diyorlar:
- Siz gidin de Bodrum'da bir bardak çay için... Ya da bir şişe su... Neden güldüğümü anlarsınız.
***
"KANDIRILDIK"
Yanık Çarşı esnafından biri... "Benim de söyleyeceklerim var" diyor... Ve ekliyor:
- Fakat... Adımı yazmazsanız iyi, olur... Fotoğraf da olmasın.
Konuşmaya başlıyor... Çevremizde esnaf... Herkes onun söylediklerini başıyla onaylıyor:
Süreç çok çok iyi... Geç bile kalındı.
Bize... Bölgemize... Türkiye'ye hediye gibi geldi.
Abi bizi kandırdılar... Bize, uğruna ölünecek bir dava diye anlattılar... Çocuklarımızı dağa çıkardılar... Anlaşıldı, bir dava falan yokmuş.
Olan askere oldu... Olan, dağa çıkarılan evlatlarımıza oldu.
Kandırıldık abi... Kandırıldık... Allah'ını seversen bunu büyük harflerle yaz.
Yıllarca öyle bir hava yaratıldı ki... İnandık... Olmayan bir dava uğruna gençliğimizi harcadık... Yaz abi... Aynen yaz... Yazmazsan vebalim boynuna olsun.
***
AL SANA KAMUOYU
Adnan Yalın (62)... Yanık Çarşı esnafından.
Çay satıyor... Halep... İstikamet... Abuşah... Paketi (1 kilogram) 60 lira.

Konuşacak ama... Bir şartı var:
- Ayaküstü olmaz... Oturacaksınız... Çayımı içeceksiniz.
Hayhay... Teşekkürler... Oturuyoruz... Çaylar geliyor.
Adnan Yalın, "Yavuz Bey size bir sorum var" diyerek söze başlıyor:
İmralı'ya... AK Parti'den Hüseyin Yayman gitti... MHP'den Feti Yıldız gitti... DEM Parti'den Gülistan Koçyiğit gitti... Neden CHP'den hiç kimse gitmedi?
CHP'den de Sezgin Tanrıkulu gitmeliydi... Aslında gidecekti... Ama göndermediler... Niçin? Aklım almıyor.
Aklımın almadığı bir şey daha var... Özgür Özel Bey, Meclis'teki oylamada grubunu ne diye serbest bıraktı?
***
YAZ BUNLARI
Çayımızı içtik... Teşekkürler... Bize müsaade.
Ama... Adnan Yalın bırakmıyor.
Daha anlatacakları var... Bizi dinleyen esnaf da, gitmemizi istemiyor.
Çaylar yenileniyor... Adnan Yalın'ı dinlemeye devam ediyoruz:
Önümüzdeki Cuma günü Ulu Cami'de şükür namazı kılacağım... Terörsüz Türkiye'ye şükür... Sürece çok şükür.
AK Parti... MHP... DEM Parti... Erdoğan... Bahçeli... Siyasi görüşleri farklı... Hepsini alkışlıyoruz.
Bu tabloyu, bu mutabakatı, 367'yi kimse beklemiyordu... Devamı gelsin... Ülkeyi ileri taşımak için Anayasa değişsin.
Karaoğlan'dan (Ecevit) sonra CHP geriledi... Bölündü... İyi etmediler.
Yavuz Bey, yaz bunları... Siyasetçiler az konuşsunlar... Fikir üretsinler... Kavga etmesinler.
***
YARIN... BÖLGE NOTLARINA DEVAM
Bitmedi... Devamı var... Yarın yazacağız... Ertesi gün de.
Bölge cıvıl cıvıl... Turist (yerli turist) dolu.
Sokaktaki insan mutlu... Konuşmaktan çekinmiyor.
Zira... Korku bulutları dağılmış.
Anlatacağımız çok şey var.