Türkiye'nin en iyi haber sitesi

KEREM ALKİN

Münih 2026: Güvenlik Zirvesi mi, Güven Krizi mi?

Hesapta Münih Güvenlik Konferansı (MSC). 1963'ten bu yana Atlantik İttifakı müttefikleri için ortak anlayış oluşturmak ve güvenlik önceliklerini masaya yatırmak üzere toplandığı bir önemli zirve. Ancak, son birkaç yıldır Atlantik cephesinde müttefikler arasında güven krizi derinleşirken, Münih'te Atlantik'in güvenliği nasıl konuşulacak? 13-15 Şubat tarihlerinde düzenlenecek 62'nci Münih Güvenlik Konferansı bu yıl sadece Ukrayna'yı, savunma bütçelerini ya da caydırıcılığı tartışmayacak. Asıl soru daha temel ve daha kırılgan: Washington ile Avrupa başkentleri arasında artan ton farklılığı ve stratejik güvensizlik ortamında, ittifakın ortak zemini korunabilecek mi?
Son dönemde ABD'li üst düzey isimlerin konferans kürsüsünü Avrupa'ya mesaj verme, hatta zaman zaman ayar verme platformuna dönüştürmesi, konferansın ruhunu değiştirmiş durumda. Yük paylaşımı tartışmaları, savunma harcamaları üzerinden yapılan açık eleştiriler, Çin'le temas arayışlarına yönelik üstü örtülü uyarılar. Tüm bunlar, Atlantik içinde sessiz bir gerilimin biriktiğini gösteriyor. Nitekim, MSC Vakfı'nın yayımladığı 2026 Münih Güvenlik Raporu çok daha yapısal bir sorunlar demeti çiziyor. Rapordaki çarpıcı vurgu şu: Uluslararası sistem artık 'reformcu' değil, giderek 'yıkıcı' siyaset dinamikleri altında şekilleniyor.
Atlantik İttifakı'nda normlar aşınıyor, kurumlara güven zayıflıyor, ittifak içi dayanışma sorgulanıyor. Güvenlik riskleri yalnızca askeri tehditlerden ibaret değil; demokratik kurumlara duyulan güven kaybı, jeoekonomik baskı araçları ve tedarik zinciri bağımlılıkları yeni dönemin belirleyici unsurları haline geliyor. Bu çerçevede Konferansta üç başlık dikkatle izlenecek. Birincisi, transatlantik ilişkinin tonu. ABD, Avrupa'dan daha fazla savunma katkısı ve daha net stratejik hizalanma beklerken; Avrupa ise stratejik otonomi arayışını daha yüksek sesle dile getiriyor. Washington'un dili sertleştikçe, Avrupa başkentlerinde 'ABD'siz senaryo' tartışmaları güç kazanıyor.
İkincisi, Ukrayna dosyası. Zelenski'nin konuşması yalnızca savaşın seyri açısından değil, Avrupa Güvenlik Mimarisinin geleceği bakımından da kritik olacak. Avrupa, Ukrayna'yı desteklerken aslında kendi caydırıcılık kapasitesini de test ediyor. Üçüncüsü ise, Çin başlığı. Almanya'nın hem Washington hem Pekin ile temas kurma çabası, Avrupa'nın iki büyük güç arasında ince bir denge yürüyüşü yaptığını gösteriyor. Avrupa için mesele artık sadece değerler değil; ekonomik gerçeklikler ve stratejik risk hesapları. Bu nedenle, Münih 2026'da asıl gündem güvenlik kadar güven olacak. Güven erozyona uğradığında, en güçlü askeri ittifak bile stratejik kırılganlık üretir. Atlantik ittifakı bugün tank sayısından çok, karşılıklı güven seviyesini test ediyor.
Konferans kürsüsünde söylenecek sözlerden çok, ton ve satır araları belirleyici olacak. Çünkü güvenlik stratejisi, güven olmadan sürdürülebilir değildir. Bu yıl Münih'te dünya, sadece tehditleri değil; müttefiklerin birbirine ne kadar inandığını da izleyecek. Atlantik'in geleceği artık savunma bütçelerinin ötesinde, güven bilançosunda yazılıyor. Ortak tehdit algısı zayıfladığında, en güçlü askeri kapasite bile stratejik boşluk üretir. Münih 2026, bu nedenle yalnızca Atlantik İttifakının güvenlik önceliklerini değil; Atlantik ittifakının kendi iç muhasebesini de yansıtacak. Eğer güven yeniden tesis edilemezse, 80 yıllık küresel düzeni çatırdatan, dağılmasını hızlandıran fay hatları Münih'ten sonra daha da görünür hale gelecektir. Münih 2026'da, Atlantik İttifakında elzem olan uyumun hala üretilebilir olup olmadığı test edilecek. Çünkü güven kaybı derinleşirse, güvenlik mimarisi de kaçınılmaz olarak yeniden şekillenecek.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.