Meclis kürsüsü, milletindir. Kürsüye yönelik her saygı, millet iradesine gösterilen saygıdır.
Kürsünün işlevini engelleyen her müdahale ise doğrudan demokratik düzenin zedelenmesi anlamına gelir. "Siyasi vandallıktır!" Tıpkı dün tanık olduğumuz gibi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Adalet Bakanlığı görevine atanan Akın Gürlek ile İçişleri Bakanlığı'na getirilen Mustafa Çiftçi için TBMM'de "ant içme" programı vardı. Genel Kurulu yöneten yılların deneyimi Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, bir gerilim yaşanmaması için "perde arkası siyasi diplomasi" işletmeye çalıştı. Partilerin grup başkanvekilleri ile görüştü. Derken AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül ve CHP Grup Başkanvekili Murat Emir'in de aralarında olduğu parti temsilcileri salondaki yerlerini aldılar.
Gül, AK Parti Grubu'na dönerek "sakin kalın" işareti yaptı. CHP'li Emir'le birlikte gelen bir diğer grup başkanvekili Ali Mahir Başarır ise partili arkadaşlarına dönerek kaşını kaldırdı ve "uzlaşma yok" sinyali gönderdi.
Esasen, CHP'li vekillerin, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yemin etmesini önlemek için kürsü işgaline yönelecekleri gün içinde duyulmuştu. Bu nedenle AK Partili vekiller de kürsüyü koruma altına almak üzere teyakkuza geçtikleri izlenimi veriyorlardı.
***
CHP'li Emir, oturum başlar başlamaz söz istedi. Siyasi nezaket sınırları içinde bir çıkış yaptı ve Bakan Gürlek'in, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan istifa etmediğini, bu nedenle Meclis'te yemin edemeyeceğini ileri sürdü. Hatta usûl tartışması açmak istedi. AK Parti adına söz alan Gül ise iki bakanın atamasının yapıldığına ilişkin Cumhurbaşkanı tezkeresinin Genel Kurul'da okunduğunu hatırlatarak ant içme merasimine geçilmesi gerektiğini savundu. TBMM Başkanvekili Bozdağ da Gürlek ve Çiftçi'nin, atama kararnamesinin resmî gazetede yayımlandığını, görevlerine zaten başladıklarını vurguladı. Anayasa ve Meclis İç Tüzüğü gereği iki bakanın yemin etmelerinin zorunlu olduğunu, bir prosedürü tamamlamanın gerekliliğini hukuki dille açıkladı.***
Burada, "kim haklıydı?" tartışmasına girmek bile gereksiz. Sn. Bozdağ'ın dediği gibi "İtiraz hakkı kullanılabilir, eleştiride bulunulabilir. Ve bunlar aynı zamanda demokrasinin gereğidir!"