Direktif çok açık veriliyor...
"O fahiş, o haksız kazançlar ülkeye getirilecek, Türkiye'dekiler de iade edilecek!"
"Ama efendim, yetki..." diye söze giren bakan ve bürokratlara, çok daha üst perdeden bir direktif daha veriliyor:
"Gereği ne ise yapılacak! Millete yük getirmeden, devletin kasasından tek kuruş çıkmadan bu iş çözülecek!"
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın fon hadisesine el koyduğu ilk toplantıda; bakanlar, parti yöneticileri ve teknisyen ekiplere yönelik net sözleri bunlar! Fon vurguncuları için kullandığı sıfatlar ise çok ama çok ağır!
Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi 13. İnovasyon Haftası'ndaki konuşmasında fon düğümünün çözülmesi için izledikleri stratejiyi üç başlık altında ve çarpıcı biçimde özetledi:
1- Tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ödenmesi.
2- Manipülasyon yaparak haksız kazanç elde edenlerle hukuk önünde hesaplaşılması.
3- Sürecin, sermaye piyasalarına zarar vermeden yönetilmesi...
Cumhurbaşkanımızın yaklaşımını, şu üç ana eksende birleştirmek de mümkün...
1- Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan sorunu görmezden gelmek nasıl doğru bir yöntem değilse, bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, uzaklaştırmak da doğru bir yaklaşım değil.
2- İhracatçı, sanayici, tüccar, esnaf helâlinden kazanmak için kılı kırk yararken, piyasa düzenbazlıklarıyla 3 lirasını sadece 3-5 ayda 10'a, 20'ye, 30'a katlayana, sağladığı fahiş kazancın bedeli ödetilecek.
3- Sermaye piyasaları yeniden yapılandırılacak.
Bakınız dün itibariyle Türk Borsası'na uluslararası ölçekte üç hassas mesaj iletildi... I- Şeffaflığı iyileştirme. II-Koordine işlemleri önleme ve yaptırım uygulama.
III- Endekslerin hazırlanma biçimini düzeltme.
Özellikle vurgulamak isterim ki... Ülkemiz sermaye piyasaları bir dönem, şeffaflığın nitelik ve kalitesi bakımından gelişmiş piyasaların birçoğundan öndeydi. Sermaye tabanının genişletilmesi, sığ piyasanın derinleştirilmesi, yeni şirketlerin borsaya girmesi, yerli hedge fonların kurulması iradesi, kimi piyasa aktörlerince (maalesef sözde Ankara desteği görüntüsüyle) istismar edildi.
Oysa... Küresel piyasaların aradığı, Türkiye'ye gelmesi istenen sermaye ve yatırımın beklediği kural düzeni ve şeffaflık olmazsa, oyun oynanan piyasanın dışına doğru savrulmak kaçınılmaz son! Üstelik bugün, sermaye piyasaları yanında kamu yönetiminin her kesiminde kurumsal şeffaflığı iyileştirecek bir arayışa girme gereği de var.
***
Fon, fahiş kazanç, aşırı kâr hırsı, kuralların arkasından dolanmak vb...
Yüce Rabbimiz, "İnsanı"; aklıyla düşünen, kalbiyle hisseden, iradesiyle seçen ve yaptığı tercihlerle hayatına anlam katan müstesna bir varlık olarak yaratmıştır. İnsan olarak doğmak büyük bir lütuftur fakat asıl olan ömür boyu insan kalabilmektir!
İnsan, "Makamını üstünlük sebebi, servetini övünç vesilesi, bilgisini kibir aracı, gücünü başkalarını incitmenin bahanesi" hâline getirebilir!!!"
Bazen yüzümüze gösterdiğimiz özeni kalbimize gösteremiyoruz. Aynada geçirdiğimiz vakit kadar iç muhasebemize vakit ayıramıyoruz.
Değerimiz; dış görünüşümüzden, sahip olduğumuz servetten, makamımızdan veya toplumdaki konumumuzdan kaynaklanmaz. Gerçek üstünlük, takva sahibi olabilmektedir.