Liverpool galibiyetinin ardından başkanla soyunma odasına giren, Monaco'da aynı başkanla locada maç seyreden, bir önceki Özbekdöneminin de gizemli adamıpimi çekilmiş el bombası gibiortalığa çıkıp Galatasaray'daherkesi ateşe veriyor. Aynı gün Batrakov, İstanbul'a geliyor, transferde 'Sarr bakalım' günleri başlıyor. 'Bir yetmez, iki Sarr' diyorlar. Galatasaray'ın Erzurum deplasmanı var. Başkan ve yönetimin umurunda değil. İlk hafta ligin yeni takımı Çorum karşısında yakılan 2 puanın ardından Okan Buruk en azından bu maçta kenardan getirebileceğim hücumcu olsun diyerek Sane'yi yedek bırakmıştı. 'Gidecekler mi kalacaklar mı' diye papatya falı açılan Lemina ve Torreira ile önlerinde Sara. G.Saray erken bulduğu iki golle rakibin fişini daha ilk yarıdan çekerken soyunma odasına kalecinin bireysel hatasını affetmeyen Osimhen'in golüyle gitti. Yunus'un ilk yarıdaki etkili futbolu alkışlık. Ancak Dünya Kupası'nınyorgunluğu mudur yoksa transferyüzünden kafası mı karışık,Barış ligin ikinci haftasınıda kötü futbolla tamamladı. Osimhen için rakibin adı mühim değil. Juventus maçını da Erzurum maçını da aynı kafayla oynayan bir adam. G.Saray'da görünen o kitransferin son günüyle de camiaya huzur gelmeyecek. Galatasaray yönetim kurulu ve şirket yönetimindeki koltuk kavgaları, ego savaşları, yöneticilik sözü verilen danışmanların ihaneti… Bu kadarentrikayla kulüp yönetilmez. Galatasaray için batıya açılan pencere denilir. Batıda düello yapılır, doğuda pusu kurulur. Pusu kurmayı bırakıp düello yaparlarsa kaybedenlere veda edip düz bir yolda yürüyebilirler. Aman böyle değil diyenlere ise tavsiyem La Fontaine'den masallar…