YAZARA MAİL GÖNDER 'Kıvırcık Patates Bilmecesi'

YAZARLAR

Habere bakılırsa, devlet bütün internet kullanıcılarını gizlice izleyecekmiş... Yapar mı? Yapar! ABD gibi demokrasi ve bireysel özgürlüklerde bizimkine fark atan bir devlet yapıyorsa... T.C. haydi haydi yapar.
Benim asıl merak ettiğim: Ellerinde birikecek muazzam veri yığınını bakalım nasıl analiz edecekler?
Çok basit bir örnek vereyim. Diyelim ki İstanbul'da bir velet, "Akşama Galata yıkılacak" diye yazdı Twitter'da...
Bunu yazanı saptamak, bulunduğu yere ekip göndermek ve olayın şaka mı, ciddi mi yoksa tamamen yanlış yorumlama mı olduğunu anlamak zor değil...
Peki ya 10 binlerce kişi, aynı cümleyi yazmışsa, ne yapacaksınız?
Ekip göndermeden, bilgisayar analiziyle bu cümlenin gerçekten ne anlama geldiğini saptamanız gerekir ki boşuna para, emek ve zaman harcanmasın.
Şu sıralar devletler ve şirketler, "Büyük Veri" ("Big Data") denen, inanılmaz büyüklükteki bilgi yığınlarıyla uğraşıyor.
Büyük Veri dağı, her yerden yağan verilerle anbean yükseliyor: E-mailler, twit'ler, mesajlar, Facebook, Instagram, YouTube, bloglar...
Şirketlerin işi bence daha da zor: İstekleri, zevkleri, kaprisleri acayip çeşitlenmiş tüketiciye mal ve hizmet satmaya çalışıyorlar.
Bu nedenler incelikli algoritmalara ihtiyaçları var. Çağımızın sosyologları olan analizciler, Büyük Veri'den anlam çıkartacak yazılımları geliştirmek için yarışıyor. Çünkü iyi yazılım, çok ama çok iyi para demek...

Farkında bile değiller

Geçen gün Jennifer Golbeck adlı sosyal medya analizcisinin konuşmasını dinledim... 'Kıvırcık Patates Bilmecesi'nden söz ediyordu.
58 bin Facebook sayfasını, "like" düğmesi üzerinden incelemişler. En zekilerin ayırt edici beş özelliğinden biri, Amerikalıların, "curly fries" dediği kıvırcık patates kızartmasını gösteren sayfayı "like" etmeleri (hoşlanmaları) çıkmış!
Olacak iş mi? Kıvırcık patates kızartmasını sevmek ile zeka arasında nasıl bir ilişki olabilir? Aslında yok da...
Mekanizma şöyle çalışıyor:
İnsanların benzerlerini bulma ve onlarla birlikte davranma gibi bir eğilimi olduğu, yüzyıllardır biliniyor. Yaşları, sınıfları, zevkleri benzer olanlar gibi, zekaları yakın olanlar da birbirleriyle arkadaşlık yapıyor.
Sonuçta... Zeki ve popüler gençlerden biri, Facebook sayfasına, "çok severim" diyerek kıvırcık patates fotoğrafı koyduğunda... Onun gibi zeki olan arkadaşları da, bu sayfaya bakıp "like"a basıyor. İmge bir virüs gibi yayılıyor.
O ona "like", bu buna "share" derken, kıvırcık patates, zeki gençleri simgeleyen bir görsel malzeme haline geliyor.
İlginç olan şu: Zeki gençler bunu bilinçli bir şekilde yapmıyorlar... "Bizim simgemiz kıvırcık patates olsun" diye düşünen yok.
Yani farkında olamadan kurdukları ağ yüzünden, kendilerine ilişkin bilgi vermiş oluyorlar. Böylece sadece "like" düğmesine basılmasıyla ortaya toplumsal bir gerçeklik çıkıyor.
Kıvırcık patates, şirketler için, Facebook'taki zeki gençlere ulaşmayı sağlayacak beş işaretten biri oluveriyor.
Diğerler işaretler: Bilim, Mozart, Morgan Freeman'ın sesi ve The Daily Show adlı TV programı... (Tabii bu Amerikalı gençler için geçerli.)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.