YAZARA MAİL GÖNDER İslamofobi: Onca mücadele boşa gitti

YAZARLAR

Adını "İslam Devleti" (İD) olarak değiştiren IŞİD (Irak- Şam İslam Devleti), Batı âlemini ayağa kaldıran bir video yayınladı.
Video, 2012'de kaçırılan Amerikalı gazeteci James Foley'nin, başı kesilerek öldürülmesini gösteriyor.
Bu satırları yazdığım sırada videonun gerçek mi, yoksa propaganda ve gözdağı amaçlı bir uydurma mı olduğu araştırılıyordu.
Video montaj da olsa genel izlenim şu: İD bunu yapabilecek bir örgüt. Şimdi yapmadıysa bile, öbür gün yapabilir.
Ama tabii Batı kamuoyu açısından videonun gerçek çıkması tepkileri katlayacak ve özellikle ABD'de Başkan Obama'nın İD'yi çok daha güçlü biçimde vurması istenecek.
Bu arada ilginç bir gelişme de şu oldu: Foley'nin başını kesen İD militanının aksanından hareket ederek, siyahlara bürünmüş caninin, bir İngiliz olduğu öne sürüldü.
Bunlar çok önemli veriler. Kimin için? Batı kamuoyu için.
Sürekli okurlarımız hatırlayacaktır: Yaklaşık bir yıldır, yaptıkları katliamları "İslam aracılığıyla meşrulaştıran" terör gruplarının, hem İslam'a, hem de tüm dünyadaki Müslümanlara çok büyük kötülük yaptığını yazıyorum.
Bu gelişmeler sonucu "İslamofobiye karşı verilen mücadele" kaybedilmiş durumda. Çok acı bir durum ama gerçek şu:
Batı kamuoyunun "İslam korkusu" artık dayanaksız, saçma, akıldışı bir korku değil.
Şu sıralar kimse bir Amerikalıyı ya da mesela bir İngilizi "Müslümanlardan korkmamaya" ikna edemez.

20 yıl geriye gittik

Daha da vahimi: Eğer gazetecinin başını kesen militan, gerçekten bir İngiliz ise... Bu sefer de şöyle denilecek:
"Bize 'İslam'dan korkmayın' diyorsunuz ama bazı vatandaşlarımız, Müslümanlığı kabul ettikten sonra daha önce yapmadığı türden vahşi davranışlar göstermeye başlıyor. 'Barış Dini' böyle mi olur?"
Sokaktaki Batılının bu şekilde düşünmeye başladığında ne yapacağını tahmin edersiniz: Çevresinde yaşayan Müslümanlara dünyayı dar edecek.
Türkiye'nin samimi Müslümanlarının ne düşündüğünü az -çok biliyoruz: "İD örgütünün yaptıklarının İslam'la uzaktan yakından ilgisi yok" diyorlar.
Ancak dünyada gelişen İslam ve Müslüman karşıtlığının önüne geçmek istiyorlarsa, bundan daha fazlasını yapmak zorundalar.
İD konsolosumuzla birlikte elli civarında vatandaşımızı rehine tuttuğu için şu sıralar sesimiz fazla çıkamaz. Bunu anlıyorum. Ancak dikkatinizi çekerim:
Rehine olayı olmadan önce de terörü ve vahşeti mücadele yöntemi olarak kullanan gruplara karşı, dini hassasiyeti yüksek gruplardan (parti, dernek, vakıf, sendika, cemaat, vs.) ciddi ve gür bir kınama yükselmedi.
Eş- Şebab, Kenya'da AVM bastı; ses yok... Boko Haram, Nijerya'da inanılmaz şeyler yapıyor; ses yok... Pakistan'da 80 masum insan, canlı bomba ile katlediliyor; ses yok.
Bazen düşünüyorum: Acaba bizim samimi Müslümanlarımız, bu tip örgütler hakkında, içten içe, "Çok kötü şeyler yapsalar da, nihayetinde din kardeşlerimiz" diye mi düşünüyor?
Unutmadan: Başbakan Erdoğan'ın bugüne kadar İslamofobiye karşı verdiği mücadele boşa gitmiş durumda. Sözünü ettiğim örgütlerin yaptıkları yüzünden, bu alanda en az 20 yıl kaybettik.
Bunun olumsuz sonuçlarını önümüzdeki dönemde daha yakıcı biçimde göreceğiz.
Maalesef Müslümanları kötü günler bekliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.