YAZARA MAİL GÖNDER Kendini tanımanın en zevkli yolu

YAZARLAR

Bize hikayeler anlatılmasından niye hoşlanırız? Bunun tek cevabı "hoşça vakit geçirmek için..." değil herhalde.
Hikayeler sayesinde kendimizi ve başkalarını daha iyi anlıyor, daha iyi hissediyoruz. Hele hikaye hayallerimizi de yansıtıyorsa, tadına doyum olmuyor.
İnsanoğlu ezelden beri birbirine hikaye anlatıyor. Mızraklı adamları avlanırken gösteren mağara resimleri buna şahittir... Sonra halk hikayeleri... Gölge oyunları... Tiyatro... Romanlar... Radyo oyunları...
Hikaye anlatma tekniklerinin en ilerisi ve belki de en etkilisi sinema olsa gerek: Ses var, görüntü var. Hareket, gerçek zamandan bağımsız...
"Türkiye'nin en büyük hikaye anlatma etkinliği hangisi" diye sorsanız, tereddütsüz "İstanbul Film Festivali" derim.
1982'de "Uluslararası İstanbul Sinema Günleri" adıyla yola çıkan festivalin ilk yılında sadece yedi film gösterilecekti; ancak altı film izleyebilmiştik. Çünkü bir film, cuntanın sansürünü aşamamıştı.
Şu satırları yazarken önümde duran 35 yaş festival kitapçığında ise 221 film yer alıyor! 7 Nisan'dan 17 Nisan'a, 11 gün içinde tamamını izlemek için Süpermen olmak gerek.
Bu nedenle filmler çeşitli kategorilere ayrılmış: "Türk Sineması 2015- 2016"nın, müzisyenleri anlatan filmleri toparlayan "Musikişinas" bölümü, komedi filmlerinin yer aldığı "Antidepresan" gibi...
Festival Direktörü Kerem Ayan ve arkadaşları geçen gün konuğumuzdu. Sabah'ın sponsoru olduğu "Dünya Festivallerinden" ve ATV'nin sponsor olduğu "Yıllara Meydan Okuyanlar" bölümleri başta olmak üzere, festivalde bu yıl öne çıkanları ondan dinledik.
En son sinema akımlarından örnekler sunan "Dünya Festivallerinden" bölümünde bile 21 film yer alıyor. Dolayısıyla hepsine burada değinmem mümkün değil.
"Kaçırmayın" ve "Vaktiniz olursa izleyin" gibi listelerle, seyirciye rehberlik etmeyi uzman arkadaşlara bırakarak, birkaç öznel notla devam edeyim:
Avangart müzisyen Laurie Anderson, en sevdiği iki canlıyı 2013'te kaybetmişti: Eşi Lou Reed ve köpeği Lolabelle. Onlara adadığı deneysel belgesel Köpeğin Kalbi'ni mutlaka izlemek istiyorum. (Huzur ve eğlence arayanlara tavsiye etmem.)
"Dünya Festivallerinden" bölümünde iki İran filmi birden var. Güney Kore'yi zaten geçtik... İran sinemasının, bizimkini sollamış olması, yarışmalarda daha fazla ödül kazanması, film ve yönetmenlerinden daha fazla söz edilmesi tuhafınıza gitmiyor mu? Hani bir ara fena halde İran'a benzemekten korkuyorduk ya... O bakımdan soruyorum.
Anadolu yakası, yıllar boyunca üvey evlat muamelesi görmüş, festival filmlerinin büyük çoğunluğu Rumeli sinemalarında gösterilmiştir.
İKSV bu yıl önemli bir yeniliğe imza atıyor: Kadıköy Rexx'teki sinema salonu sayısı ikiye çıkmakla kalmıyor... Bazı filmler Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi'nde ve Maltepe Türkan Saylan Kültür Merkezi'nde de izlenebilecek.
Bir de, beni baştan beri sinir eden bir uygulamadan vazgeçilmiş: Biletix'in "hizmet bedeli" abukluğu kalkmış, yani internetten aldığımız biletle, gişeden aldığımız bilet arasında fiyat farkı olmayacak. (Aslında gişedeki biletin, internettekinden biraz daha pahalı olması gerekir.)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.