YAZARA MAİL GÖNDER Zekât ve "Bir"lik kültürü

YAZARLAR

Günümüzde kulağa manevi ve ahlaki değerler bağlamında hoş gelen, fiili hayata tezahürü açısından ise maalesef bir o kadar sakınılan ve kaçınılan bir kelime "zekât."
Soma olaylarında gündeme gelen yardım tartışmalarında bir kez daha aklımıza gelmedi değil. Zekât Türkiye'de inançlı insanların emir bağlamında layıkıyla yerine getirebildikleri bir görev olabilseydi, belki de bugün ülkemizin birçok yerindeki fakirlik manzaralarına şahit olmazdık.
Zekât ehline düşen, toplumun kaynaşması ve 'bir'leşmesi noktasında üzerindeki sorumluluğu yerine getirmesidir.
Ama bu son olaylar şunu bir kez daha göstermiştir ki, ülkemizde bireysel anlamda bu imtihanı yerine getirmekte zorlanan büyük bir çoğunluk var. Aslında soruyu biraz daha sert ve direkt soralım: üzerine zekât düşen binler, yüzbinler, belki de milyonların ne kadarı bu yükümlülüğü hakkıyla yerine getiriyor?
Her ne kadar "Az veren candan, çok veren maldan" dense de, malın canın önüne geçtiği bir dönemde yaşıyoruz. O "mal"ın hesaplanmasından, muhafazasına kadar hassasiyet gösterilen hususların mananın önüne geçtiği bir yaklaşımda, bu görevin ruhunu yakalamak da o kadar imkânsızlaşıyor. Ve bu husus da servetin artmakta olduğu durumlarda daha çok yaşanıyor.
Sonuçta "Salebe"leşmek kurumsallaşıyor veya fıtratlaşıyorsa esas tehlike orada başlıyor demektir. Ekonomik döngünün temelinde yardımlaşma olmuyorsa günümüz kapitalist yaşam şeklinin bir parçası olmak artık kaçınılmazdır. Bu vesileyle birey- toplum uçurumu son hızla derinleşirken, bir medeniyet olarak var olabilmek de o kadar zorlaşmaktadır.
Her geçen gün 'ben'leşen, verdikçe azalmış olduğunun endişesini iliklerine kadar hisseden ve malının kölesi olan bir cemiyet olgusu,
tarihsel bağlamda bu coğrafyanın toprağında ve suyunda olmasa da, bugün en büyük tehdit unsuru olarak milleti ve değerlerini tarumar etmek için belki de kapıda gün saymaktadır.
Geçtiğimiz hafta ilgiyle okuduğumuz Haşmet Bey'in (Babaoğlu) "Yeni Kolonyalizm" sürecini irdelediği yazıları tehdit ve fırsatlar ışığında gerçekten çok önemli tespitler içeriyor. Bu zaviyeden baktığımızda ortada bir gerçek var ki, o da bu "bir"lik hususunun ihtiva ettiği önemdir. İşin ekonomik ayağı da bunun temel yapı taşlarından biridir.
Tarihin bu yüzyılında yakın dönemde yaşanacak büyük kırılmaların arifesinde, sahip olduğu maddi ve manevi değerleriyle bugüne dek var olan milletimiz, ancak gene bunların ışığında ve rehberliğinde tarih sahnesinde eski güçlü günlerindeki gibi yerini alabilecektir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.