YAZARA MAİL GÖNDER Kızılacak yazı

YAZARLAR

Internet'teki birçok "haber sitesinin" aşağılık yayın düzeyini epeyce eleştirmiştik...
Hani şu "yılan ineği yuttu" türünden çarçurlar...
Bir numaraları daha var:
Provokasyon. Bir haber yapıyorlar, "bilmemkim buna çok kızacak" başlığıyla veriyorlar. Amaç konu olan kişiyi "bak senin için ne demişler" diye kışkırtmak, tepki göstermesini sağlamak, sonra bunu da "nitekim çok kızdı" havasıyla bir daha yayınlamak.
Çok kızacağı söylenen kişinin çoğu zaman bütün bunlar umurunda bile olmayınca mesele kendiliğinden kapanıyor.
Gerçi lumpen karikatür dergilerinden yaptıkları iktibasları "başbakan buna çok kızacak" başlığıyla verince kimi zaman sonuç alıyorlar ama...
Bakın son olarak ne gördük: "11 Eylül 1683" diye bir film varmış. Bir İtalya-Polonya ortak yapımı. İkinci Viyana Kuşatması'nı, daha doğrusu şehrin savunmasında önemli rol oynayan papaz Marco d'Aviano'yu anlatıyor (Viyana'da heykelini görmüştüm.) Bu filmin "9/11" tabir edilen İkiz Kuleler saldırısıyla bizim kuşatma arasında bağlantı kurduğu söyleniyor. Yani, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Usame Bin Ladin'e benzetiliyormuş...
Türkler buna çok kızacaklarmış!
Niçin kızalım, popomuzla güler geçeriz.
Tıpkı, bugünkü İran ile iki bin beş yüz yıl önceki Persler arasında bağlantı kuran "300 Spartalı" adlı ilkel çocuk filmine güldüğümüz gibi.
Hayır, ille Merzifonlu'nun bilmemkaçıncı göbekten torununu bulup konuşturacaksın, "dedem iyi bir insandı" desin. Adam bu olaya gülüp geçince de ne yapacağını bilemeyeceksin tabii. Ama biz çok kızacak demiştik muhterem, niçin kızmıyorsun, kızsana...
Haa, kendin çok kızıyorsan tutar sen de bir "karşı film" yaparsın. Viyana'ya saldırmamızın ne kadar haklı ve yerinde olduğunu anlatmaya çalışırsın, en az öteki kadar kötü bir film çıkar ortaya. (Merzifonlu'yu Halit Ergenç mi oynayacak?) İstersen "Troya" filminden araklayacağın numaraları da "Fetih 1453" filmindeki gibi serpiştirirsin içine...
Yarım yarım Türkçe konuşan bir de Alman kızı, pardon, Avusturyalı kız bulursan iş tamamdır, günün modasına da uymuş olursun. Belki Arap televizyonlarına satar, para da kazanırsın.
Ragıp Şevki Yeşim'in mi kiminse böyle bir "ölümsüz eseri" olacaktı, kaynak olarak onu tavsiye ederim. (Yoksa Turhan Tan mıydı yahu?) Sinemacılarımız barlardan çıkabilseler, aslında ellerinde konuyla ilgili mükemmel bir film malzemesi olduğunu da görecekler: Kuşatmada esir düşen Temeşvarlı Osman Ağa'nın şaşırtıcı anıları, "Gavurların Esiri"...
Sen o "gavurlara" çok kızadur, ben sana başka bir şey sorayım: Niçin oraya buraya, İstanbul'a da, Viyana'ya da saldırmamız bizim için çok doğal ve temel bir hak kabul ediliyor?
Herifçioğlu İzmir'i almak isteyince tu kaka da bizim Viyana'yı almak istememize bozulunca mı kızıyoruz?
Niçin Osmanlı'ya karşı hep Sırp "isyanı", Bulgar "isyanı", Yunan "isyanı" sözkonusu da bizimkine gelince "bağımsızlık ve özgürlük" savaşı?
Boşuna da huysuzlanma, Viyana işinden beri tam üç yüz otuz sene geçmiş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.