YAZARA MAİL GÖNDER Merdiven ruhu

YAZARLAR

İstanbul sermayesine uşaklık eden sözde solcular ve hükümetin yeminli düşmanı postalcılar, durduk yerde Taksim ayaklanması benzeri bir "merdiven ayaklanması" yaratamayınca huysuzlandılar.
Oysa fırsat çıkmak üzereydi... Polis gelip su sıkacaktı, biber gazı atacaktı, polise taş ve Molotof kokteyli atılacaktı, araçlar yakılacaktı, merdiven boyama bahanesiyle yeniden hır çıkarılacaktı... Gerçi eylem alanı Taksim gibi düzlük değil Cihangir yokuşuydu ama olsundu.
Şabalaklar da "bu sefer de kaldırım devrimi başlıyor" diye sevindirik olacaklardı.
İş büyüyemedi. Üzüldüler. Üzülünce, muvafık yazarlara sardılar. "Hükümet yandaşı gri severmiş"... Böyle diyorlar. Her rengin bir dili varmış, grinin yokmuş.
Gri kötüyse, savaş gemilerimizi ve uçaklarımızı fıstık yeşili yapalım, milli mücadelemizin simgesi kalpağı da açık siklamen... Atatürk'e de "Bozkurt" denilmesin, "Sarı Kurt" denilsin.
Amaç zevzeklik olunca laf nerelere gidiyor, görürsünüz...
Oysa biz "her önüne gelenin eline fırça alıp kamu alanlarını canının istediği renge izinsiz boyamaya hakkı var mıdır" diye sorduk yalnızca.
Varmış. Suçmuş ama olsunmuş. Pardon: Muhalif olursa varmış.
Bir de "sevgiyle" boyanırsa varmış ama sevgisiz yapılırsa yokmuş.
Örneğin bir AKP yandaşı eline fırça alıp Anıtkabir'i boyayamazmış, çünkü Atatürk'ü sevmezmiş, ama bir Kemalist, Atatürk'ü sevdiği için bu eylemi gerçekleştirebilirmiş!
Şaka değil, böyle diyorlar.
Buyurun görelim o sevgi dolu eylemi... Polis alıp götürürse de "Atatürk'ü sevmeme engel oluyorlar" diye yaygarayı basarsınız ne güzel.
Merdivenle sınırlı kalmasın, her yere sıvayın gökkuşağını. Nasıl olsa dayanamayıp üstünüze saldıran bir vatandaş çıkar, siz de konuyu ne güzel sömürürsünüz: "Palalı, gökkuşağına bile karşı!"
Boyayın anasını satayım. Hep biz mi sizi boyayacağız, siz de biryerleri boyayın tabii.
Size ayaklanma çıkarmak için başka tüyolar da vereyim: FEMEN grubu, örgüt evinde silah çıkınca tırsmış, Ukrayna'dan ipini kırıp sığınacak ülke arıyormuş. Onları çağırın. Bu hanımlar Beyoğlu'nun ortasında göğüslerini açsınlar, polis müdahale ederse dalaşmayı başlatırsınız. Sloganını da vereyim: Demokratik memeler!
Yanılıp da "hanımların memeleri elhak güzeldi" yazarsak bize de hakaretler yağdırırsınız, fena mı? Bir kadını beğendiği için kadın düşmanı ilan edilen ilk erkek olarak tarihe geçeriz.
İçinizde hiç utanması ve sıkılması olmayanlar, "Ankara'da olan oğlumu İstanbul olaylarında arıyorum bulamıyorum" diye televizyona da çıkıp bağırabilirler.
Ama en iyisi, biber gazına karşı bağırsak gazı.
Birinizin köşe yazısını Taksim'in ortasında yüksek sesle okuyun, polis "milletin burnu düştü be kardeşim" diye müdahale ederse çatışmayı başlatırsınız.
Acele edin, sonbahar başladı, defter, kalem, hamsi ve palamut el yakıyor ama takvim de ilerliyor, devrim kışa kalırsa hiç kıymeti yok... Ekim dediysen ekimde bu iş bitecek.
Yapacağım dediysen yapacaksın, yapamayınca ne yapıyorlar, bilirsin.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.