YAZARA MAİL GÖNDER Bir cumhuriyet yalanı daha

YAZARLAR

Dün doksanıncı yılını idrak ettiğimiz cumhuriyet türlü çeşitli yalanlarla bugüne gelmiştir.
Bunlardan biri "imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz" palavrasıdır. Çok kişi bunu Atatürk'ün söylediğini sanır. Hayır! "Korporatizmin" yani faşizmin ekonomik görüşünün temeli olan bu zırva, bu bilime aykırı saçmalık, Onuncu Yıl Marşı'nın sözleri arasında yer alır (marşın pratikte kullanılmayan son kıtasında) ve Behçet Kemal ile (Çağlar) Faruk Nafiz tarafından yumurtlanmıştır (Çamlıbel)...
Bir başkası, "dünyada kurtuluş savaşı veren ilk millet olduğumuz" palavrasıdır.
Bunu böyle öğrettiler, biz de pek sevdik, böbürlendik, ona buna hatırlattık, eloğlu "hadi canım" deyince de şaşırdık ve kızdık.
Öte yandan, yeni bir kurtuluş savaşı veren Cezayir halkına karşı Birleşmiş Milletler'de emperyalist Fransa'dan yana oy kullanmaktan da utanmadık.
İlk kurtuluş savaşı ha? Peki o zaman, İngiliz emperyalizmine karşı Amerikan sömürgelerinin verdiği savaş ne oluyor?
Amerikan ayaklanması bir kurtuluş savaşı değilse nedir, düdüklü tencere mi?
Londra yönetiminin Amerikalı toprak ağalarını ağır vergilerle kazıklaması emperyalizm ve sömürü değilse neydi, birdirbir oyunu mu?
Amerika bugün kendisi emperyalist bir ülkedir, 1776 yılında da mı öyleydi?
Tabii cumhuriyetimizi yönlendiren bürokratlardan, zenci lider Toussaint Louverture'ün 1790 yılında Fransız sömürgeciliğine karşı başlattığı (ve başarısızlıkla sonuçlanan) ayaklanmayı bilmelerini beklemiyoruz. Bu, onların kapasitesini fazla zorlamak olurdu.
İyi de, Latin Amerika ülkelerinin bağımsızlık mücadelelerini de mi hiç duymamışlardı bunlar?
Simon Bolivar... Latin Amerika'nın Atatürk'ü!... Venezuela'yı, Colombia'yı, Ecuador'u, Peru'yu İspanyol boyunduruğundan kurtaran, Bolivya'ya da adını veren büyük önder. (Bir başka önderi, Şili'yi kurtaran Jose de San Martin'i hiç karıştırmıyorum.)
"Şapka giyeceksiniz" dememişti çünkü adamlar şapkayı zaten giyiyorlardı, onun için mi Türkiye'de tanınmaz?
Efendim bunlar bizi bağlamaz, biz kendimize bakarız.
Hay hay, bakalım... Yunan halkının 1821 yılında başlattığı ve 1829 yılında başarıya ulaştırdığı savaş neydi, kurtuluş savaşı mı uzun eşek oyunu mu?
Aaa, o başka, o Yunan isyanı. Mora isyanı.
Ötekiler? Sırp isyanı, Bulgar isyanı, Arnavut isyanı... Hele hele en kötüleri Arap isyanı, Ermeni isyanı, Kürt isyanı.
Biz yapınca şanlı kurtuluş savaşımız, bize karşı yapılınca isyan...
"Biz" mi? Ne münasebet efendim? O isyanlar Osmanlı'ya karşı çıkarıldı, bizimle ne alakası var? Bizim Osmanlı'yla hiçbir alışverişimiz kalmamıştır.
O zaman niçin bozuk çalıyorsun, niçin çocuklara bunları "kötü bir şey" diye öğretiyorsun? Senin kurtuluş savaşın da aynı zamanda İstanbul hükümetine isyan değil miydi? İstanbul hükümetinin imzaladığı antlaşmaya karşı çıkmamış mıydın? Zaferden sonra bu antlaşmanın altında imzası bulunanları sürgüne göndermemiş miydin?
Bu memlekete komünizm lazımsa onu da biz getiririz, Osmanlı'ya başkaldırılacaksa onu da biz kaldırırız ağabey, diğer halklara ne oluyor?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.