Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sol basında, daha doğrusu bir sayfasında solculuk bir sayfasında liberallik taslayan ama ne hikmetse Fethullah parasıyla çıkan bir gazetede okudum: "Kapitalizm, yokoluşunun tohumlarını kendi içinde taşır"mış. Söyleyen de Karl Marx.
Exxon, General Motors, son olarak da Volkswagen çuvalladı ya, bunu zikredip seviniyorlar. Kapitalizm bitiyormuş.
Bunlar, seçimi Clinton kazandığı zaman "Amerika'ya sosyaldemokrasi geldi", Wall Street'te birkaç haşarı oğlan patırtı çıkarınca da "kapitalizm bitti" diye sevinen saftırıklardır. Gezi ayaklanmasını da devrim sanıp "Erdoğan bitti" demişlerdi.
Marx'ın lafı, evet, "diyalektiğe" uygun gibi görünüyor. Fakat kapitalizm, hangi tohumu taşırsa taşısın, yokolmuyor. Kendini yenilemek için mutlaka bir çare buluyor.
Tam da Marx "işçi sınıfının zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi yoktur" diye umutlanırken, kapitalizm işçilere zincirlerinden başka da "kaybedebilecekleri birşeyler" verdi.
Batı burjuvası, dünya sömürüsünden işçisine "pay" dağıttı, sesini kesti.
Bakın bakalım, Türkiye de dahil olmak üzere, buzdolabı ve televizyonu olmayan işçi var mı?
Türkiye'de de, halk adına iktidara gelen ve kapitalizmi geliştiren halk temsilcileri halka çok şey verdiler. (Hay Allah, AKP niçin hep birinci parti acaba?)
Kapitalizm, komünizme karşı verdiği "soğuk savaşı" da kazandı ve onu yoketti. (Başka türlü de olamazdı: Sosyalizm bir "kalkınma programı" değildi. Sömürü olmadan sermaye birikmez, sermaye birikmeden de kalkınma olmaz. Bolşevikler, hızlı kalkınma sağlamak için ister istemez bu sefer kendi işçilerini daha beter sömürmek zorunda kaldılar ve böylece işçiye de Marx'a da ihanet ettiler.)
Kapitalizm bu arada çok daha büyük bir atılım da yaptı: Üretim ilişkilerini değiştirdi ve geliştirdi!
İki yüz yıl önce sanayi devrimini yapan ve iktidara gelen kapitalizm, bu sefer de teknoloji ve iletişim devrimiyle iktidarda kalmayı başardı!
Yazılarına "James Watt buhar makinesini icat etti" diye başlayan çokbilmişler hayatta olsalardı artık lafa "Steve Jobs Apple bilgisayarını icat etti" diye girmek zorunda kalacaklardı!
Solcular hiç beklemedikleri bu hamlenin şaşkınlığını otuz yıldır üzerlerinden atamadılar ve "Internetli, cep telefonlu bir dünyada yeni bir sol nasıl olabilir, insanlara ne söyleyebilir" sorusuna bir cevap bulamadılar.
Kafası çalışan solcular tabii. Öteki hamşolar hâlâ "bandiera rossa, venceremos, hasta siempre comandante" falan diye mastürbasyon yapıp duruyorlar.
Şunu iyi bilelim: "Üretim araçları üzerinde kamu mülkiyeti" girişimi tarihe karışmıştır. Bu deney korkunç bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır.
Eh, o zaman da günümüzün solu, geliyor geliyor "insan hakları, demokrasi, ırkçılığa karşı çıkmak" falan düzeyine takılıyor. Oysa bunun için sola gerek yok, bunlar "liberal kapitalizmin" programında zaten var!
Ya da, solculuk yaptıklarını sanarak Kürt milliyetçiliğini destekliyorlar. "Enternasyonalist" Karl Marx'ın da kemiklerini sızlatıyorlar böylece.
Hani ne denilmişti? "Biz solu da kendimize benzetiriz" denilmişti ya, benzettik.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER