YAZARA MAİL GÖNDER Nefret!

YAZARLAR

Bütün sevdiklerinden şüphelenen ama nefretlerini, gıcıklıklarını, öfkelerini, kırgınlıklarını bir bir listeleyen ergenlere döndü toplumun bir kesimi.
Okul çağında gibi bazılarımız.
Bu kadar mı nefret bağımlısı olunur!
Hani o çağlarda yeni arkadaş edinirken veya arkadaşlıklarımızı pekiştirirken...
Oturur, kimden ve nelerden şiddetle nefret ettiğimizi anlatır, o yolla birbirimize ısınırdık.
Sevmediğimiz insanları, sevmediğimiz şarkıları, sevmediğimiz davranışları coşkuyla dile getirirken sıra sevdiklerimizi anlatmaya geldiğinde zihnimiz karışır, kararsızlıklarımız kabarırdı ya...
Şimdi de çoğumuz öyle.
Oysa hesapta ve yaşta başta hepimiz yetişkiniz.
Hadi ergenken mazeretimiz vardı, içimizdeki endişeyi ve derin hüznü bastırmanın en kestirme yolu abartılı nefretler üretmekti.
Fakat biz kocaman insanlara ne oluyor!
Topluma siyaset kanalları dahil edilerek garip bir "nefret rüzgârı" pompalanıyor ve hiç dönüp sağına soluna bakmadan bu rüzgâra kapılanların sayısı inanılamayacak kadar çok!

***

Karşı olmakla, uzak durmakla ve hiç hoşlanmamakla güçlü nefret hissi arasında derin fark var.
Nefret hem dışa hem de içe doğru saldırgan bir duygu.
Günümüzde önce mizahın ve geyik muhabbetinin arkasına saklanıyor; sonra yavaş yavaş ruhu kemirmeye başlıyor.

Sonu fena!
Bugün "bilmem kim"den veya bir fikirden veya bir toplumsal kesimden nefret ederek girdiğin yolun sonu gizliden gizliye kendinden ve bütün dünyadan nefret ederek geliyor.
Mesela örtülü biçimde "bu ülkede doğmuş olduğu gerçeğinden" nefret etmeyen bir "beyaz Türk" görmedim hiç! Fakat sorarsanız, o hep başörtülülerden, Kürtlerden, "cahiller"den falan nefret ediyorlar!
Güçlü nefretin kendisinden bile daha pis bir tarafı var.
Haz da veriyor.
Nefsi gıdıklıyor yani.
O yüzden kimi psikanalistler bir türlü yenilemeyen nefret duygusunun altında "en uzun süren haz" özelliğini buluyorlar.
***

Peki ne yapmak gerek?
Zorlanarak da olsa, büyümek gerek.
Olgunlaşmak yani...
Seven ve sevdikleri üzerinden konuşup düşünüp yaşayan insanlar olmak gerek.
Dünyayı düşmanlıklarımızla değil, dostluklarımızla tarif etmeye başlamak gerek.
Uzun ve zor ama güzel bir süreç!
Bir başka yazıda bunun üzerinde duracağım.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.