YAZARA MAİL GÖNDER İslam dünyası acaba nelere öfkelenmelidir?

YAZARLAR

Haberlerin veriliş şekline bakarsak İtalyan-Polonya ortak yapımı olan "11 Eylül 1683" filmi, İslam dünyasını öfkelendirecekmiş.
Filmde Osmanlı ordularının 2'nci Viyana kuşatmasında bozguna uğraması sürecindeki olaylar hikâye edilirken, Polonyalı Jan Sobiesky'yi savaşa katılmaya ikna eden ve sonradan "Aziz" payesini de alan rahip Marco d'Aviano'nun yaşamı anlatılıyormuş...
Osmanlı'nın Avrupa'daki genişlemesine karşı Kilise önderliğinde oluşturulan Hıristiyan ittifakı bir tarihi gerçektir.
Viyana kuşatmasında Polonyalı Jan Sobiesky komutasındaki Hıristiyan İttifakı ordularının Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusunu yenip perişan ettiği de (1683) bir tarihi gerçektir.
Ayrıca bu olaylar dizisi sayısız kitaba da konu olmuştur.
Mesela Amerikalı belgesel romanlar yazarı James Mitchener 1983'te yayınlanan "Poland" kitabında hem Sobiesky'yi hem de Merzifonlu'yu öyle güzel anlatır ki... Bu anlatıma göre Viyana kuşatması sırasında sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın boynunda bir siyah atkı vardır.

Boğdurulan sadrazam

Padişah 4'üncü Mehmet yenilgi sonrasında Belgrad'a sığınan Sadrazamını bu atkıyla boğduracaktır.
Maktul Sadrazam'ın Edirne'deki mezarının taşında da şunlar yazılıymış: "Ser-i Serdar-ı Ekrem Sadrazam Mustafa Paşa/ Edip rihlet cıvarı evliyada eyledi meva/ Kusuru yoğ iken say-ü gazade min vech-i nevan/ Şehidü hem sait oldu firdevs-i ebed sükna" (1095-1684)
Wikipedia'ya göre bu dizelerin günümüz Türkçesi de şöyleymiş: "Başkomutan, Sadrazam Kara Mustafa Paşa, çevresini ermişlerin sardığı bir makama gitti. Çok çaba gösterdiği savaşta yaptıklarından ötürü suçu yokken öldürüldü. Şimdi ebediyen kalacağı, Cennetin Altıncı Bahçesinden sesi duyulan bir şehid oldu."
Kapuçin rahibi Venedikli Marco d'Aviano'nun (1631-1699), Osmanlı'nın yenilgisi ve çöküşü sürecindeki rolü de gerçektir...
Hasta bir kadını şifalı nefesi ile iyileştirdiği söylentisi ertesinde ün kazanan ve Papa tarafından özel temsilci olarak Avusturya, Polonya ve Venedik'i Osmanlı karşısında kutsal ittifak kurmaya ikna etmekle görevlendirilen Marco d'Aviano, bu görevde başarılı olmuştur.

Kime öfkelenelim?

Bütün bu tarihi gerçekler İslam dünyasını neden öfkelendirsin ki?
Eğer İslam Dünyası ve genel olarak dünya tarihe ilişkin olarak öfkelenmek eğiliminde ise, asıl şu anda Suriye'de olup bitenlere öfkelenmeli değil midir?
Suriye'de insanlar öldürülürken, tarih de tüm kalıntıları ile yok edilmektedir.
İpek Yolu'nun kavşağı Halep de, Homs da birer harabedir şimdi.
Ne tarihi Kapalı Çarşı, ne de tarihi mabetler ayaktadır.
50 bin insanın öldürüldüğü, milyonu aşkın insanın evini terk etmek zorunda kaldığı, yüz binlerce kişinin mülteci konumunda yaşadığı gerçeğine öfkelenmek yerine, 17'nci yüzyılda olup bitenlerin filmsel yorumuna öfkelenmek, akla sığar mı?
Beşar Esad dururken Marco d'Aviano'ya mı öfkeleneceğiz yani?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.